Yağmurlu bir günde, geç denebilecek bir saatti. Deniz çalıştığı işinden çıkmış eve doğru yürüyordu. Yağmuru sevdiğinden acele etmiyordu. Yere düşen damlaları avuçlarında, yüzünde ve saçlarında hissediyor, topragin derin ve taze kokusunu içine çekiyordu. Kafasındaki düşüncelerden, soru işaretlerinden bir nebze olsun uzaklaşmış, yağmurun tadını çıkarıyordu.
Deniz,bir yetmiş beş boylarında, uzun dalgalı bakır kahve saclari, iri yesil gözleri, zayıf kıvrımlı hatlarıyla alımlı bir genç kızdı.kalin dudaklarına genelde koyu kırmızı ruj sürerdi.gulunce gamzeleri yüzüne ayrı bir sevimlilik katarken, cekici bir ifade de bırakırdı. Deniz araştırmayı, karakalem resim çizmeyi,kitap okumayı ,yeni yerler keşfetmeyi, müziği çok seviyor ve ilgileniyordu.boş zamanlarında sevdiği şeylerle meşgul oluyor her anını dolu dolu geçiriyordu.
Henüz yirmi üç yaşında,Boğaziçi üniversitesi psikoloji 3. sınıf öğrencisiydi. Her zaman eğitim hayatında başarılı, yaşıtlarına göre olgun, duyarlı bir birey olmuştu.
Okul çıkışları arkadaşlarının kafe'sinde yarım gün çalışıyor,böylelikle kafasındaki düşüncelerden bir nebze olsun uzaklaşıp,dostlarıyla vakit geçiriyordu...
Eve vardığında ,yine yağmurlu havada ,sokakta bulup sahiplendiği kedisi Gece onu karşıladı. Gece simsiyah güzel bir sokak kedisiydi. Deniz kedisi ile biraz oynadıktan sonra günün yorgunluğu ile uykuya daldı.
Cocukken yaşadığı ve o zamanlar anlam veremediği olaylar şimdilerde yüzüne, gözlerine derin bir ifade bırakmışti. İri yeşil gözlerinin taşıdığı bakışlar, derin bir anlamla doluydu. bir yandan da masum ve utangaçtı. onun bu derin anlamlı bakışları, karşısındaki insan üzerinde etkili bir his birakiyordu.
Deniz henüz yedi yaşlarındayken aile içerisinde uzun zamandan beri süregelen bir sırrı öğrenmiş ve o dakikadan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı.
Babası Mehmet Akın efendioglu ve annesi Anna Herrmann henüz çok gençken Berlin'nin soğuk yağmurlu bir günunde, aynı anda sigindiklari bir kafede göz göze gelmiş, gülümsemişler ve o andan itibaren aralarındaki bağlar temelini atmıştı.
O akşam birlikte uzun sohbetler ederek ,ertesi gün yine o saatlerde buluşmak üzere ayrılmışlardı. buluşmalar ve görüşmeler zamanla artmış ve birbirlerine kısa sürede aşık olmuşlardı.
Mehmet Akın, uzun boylu ,iri yapılı,açık kahverengi gözlü,kumral hoş bir adamdi.iyi eğitim almış, Çalışkan, dürüst , ailesine bağlı bir iş insanıydı. Ailesi yedi göbekten beri istanbul'luydu. Söylenene göre dedelerinin soyu Osmanlı sarayı'na kadar dayanıyordu.O zamanlar ataları ,sarayda devlet işleri ile alakadar olup, önemli görevlerde yer almışlardı.
Mehmet Akın,babası Akif Bey'in vefatından sonra birlikte yürüttükleri tekstil firmasının başına geçerek işleri daha da büyütmüş,iş yerini batmaktan kurtarmış, geliştirmiş ve yıllar içerisinde daha iyi yerlere taşıyarak, yoğun bir emek sarf etmişti. ailenin tek erkek çocuğuydu ve bir de kız kardeşi vardı. Perihan ,erken yaşta kendi arzusu ile evlenerek Londra'ya yerlesmişti.
Mehmet Akın, Anna ile iş için sık sık yaptığı Almanya seyahatlerinde tanisti, ancak aradaki mesafeler görüşmelerine engel olunca birbirlerine duydukları aşkla, kısa sürede evlenmeye karar vermişlerdi.
Mehmet Akın ,27 yaşındayken Anna da 23 yaşindaydi. Sarışın uzun saçlı , yeşil gözlü,hafif balık etli ,çekici ,güler yüzlü ,gezmeyi eğlenmeyi seven hoş bir genç kizdi. kardeşi Emma ile aynı işyerinde çalışıyor ve anneleri Sofia ile hep beraber yaşıyorlardı. kısa sürede aldığı bu evlilik kararı kız kardeşi ve annesini oldukça şaşırtmıştı. her ne kadar evden ayrılıp,başka bir ülkeye gidecegini kabul edemeseler de anlayış gostermislerdi. Anna kısa sürede Mehmet Akın ile evlenerek istanbul'a tasindi.Sarıyer'de büyük bir ev tuttular. her şey çok iyi gidiyordu.yaklaşık bir sene sonra kızları Deniz dünyaya geldi. Anna İstanbul'u çok sevmiş, arkadaşlar edinmiş ,Türkçesini geliştirmiş, hayatından memnun, kocasıyla mutlu bir şekilde yaşıyordu.
YOU ARE READING
YANSIMALAR
FantasyBir şey var! hissettiğimin, gördüğümün ötesinde bir sır, sırları görüyorum. yansımaları takip etsem resmi bulabilir miyim. ? yansımalar beni ulaştırabilecek mi? gerçekliğe, yoksa kaybolup gidecek miyim bu hiçlikte? bilmiyorum!ama bildiğim tek şey...
