1. bölüm

16 3 8
                                        

Yer:Kera gezegeni şeker diyarı
Anlatıcı:lindi

Bir andan kızarttığım tereyağlı ekmeği yerken aynı zamanda kırmızı piknik örtümü bulmak için etrafta koşuşturuyordum. Kinley kapıma alacaklı gibi vururken bunu yapmak daha da gerici oluyordu "hadi çık geç kalacağız" diye bağırsa da onu duymazdan gelip  çekmecelere bakmaya devam ediyordum. Sanki bir kara deliğe elimi uzatırmış gibi çekmecenin en  dibini karıştırmaya başladım. Sonunda kolumu yukarıya doğru çekip mağaradan elmas çıkarmış gibi "buldum" diye bağırdım ve kapının yanındaki çantama kırmızı piknik örtü mü sıkıştırıp dışarıya çıktım.Kinley koyu kahve gözleri ile bana kızgınlıkla bakıyordu bir anda savunma yapma hissiyatı doğduğu içime, kısık bir sesle atabileceğim en saçma Yalan attım "bacağım sakatlandığı için hızlı hareket edemiyorum" elbette bunun yalan olduğunu anlamıştı içinden gülmemeye çalışıyor gibiydi ama yine de yüz ifadesini bozmadan "çok konuşma yürü hadi" dedi bende ona sert bir bakış attım pikniğe geç kalsak ne olurdu ki ben cevabını bulmadan o bana çoktan cevabını vermişti "cekila  bizi öldürecek" cekila arkadaş grubumuzun en büyüğüydü 15 yaşındaki bir göl canavarıydı türünün canavarla bitmesine bakmayın gece hayal ettiğiniz korkunç yüzlü olanlardan değil çok tatlı bir kız aslında koyu teni su yeşili gözleri siyah uzun saçları var ve türü gereği yanında iki tane su damlası şeklinde doğum lekesi bize göre daha fazla sorumluluk sahibiydi o yüzden bir yere geç kaldığımızda bize kızardı tabi öldürmez yani kinley onu mecaz anlamda kullandı belki de kullanmadı bilmiyorum ama biraz daha olduğum yerde durursam kinley'in beni gerçekten öldüreceği kesin ben de onun peşine takılıp şeker diyarından buzlu göle gitmek için ilk adımı attım yolda giderken gördüğüm Her şeker çiçeğini koparıp emmek istiyordum Şeker diyarın da yaşamanın kötü yanında Bu gördüğün her şeyi yesin geliyor. Hatta helva evleri yiyip başka insanlara borcum olduğu bile olmuştu yolculuğumuza devam ederken kinley'de oldukça sessizdi ve ben de gördüğüm şeyleri yeme isteğinden uzaklaşıp bir sohbet açmaya karar verdim ona sakince selam dedim ve o da bana sakince "selam" dedi pek de kaliteli bir sohbet değil bari piknik için ne yaptığını soriyim evet kinley oldukça iyi yemek yapardı en sevdiğim yemeği ise elmalı turta uzun bir süre yürüdük kendimi hazır hissettiğimde onunla konuşacaktım tam sohbeti açacakken uzaktan bize el sağlayan Miro'yu gördüm ve şimdi hatırladım ki onu  limonata deresinden alacağımıza söz vermiştik o aslında bu bölgede yaşamıyor bir geyik insan ve yakınlardaki ormanda yaşıyor ama yine de limonata deresi-ne o kadar da uzak değil Miro'yu gördüğümde sevindim  ben Miro ile daha iyi anlaşırım onunla daha eğlenceli bir yolculuk yapabilirim hemen İkimizde birbirimize koşmaya başladık ve sarıldık kinleyde boş boş durup bizim bu davranışlarımızın bitmesini  bekliyordu uzun bir selamlaşmadan sonra yola devam ettik bayağı yürümüştük önümüzdeki bataklığı geçtiğimizde piknik yerine varacaktık şuana da cekila ile  lorin piknik yerine varmıştır bile ama onlar daha yakındı  piknik şeker diyarın dada olabilirdi ancak önemli değil sonuçta buzlu gölde cekila benle hokey oynicana söz verdi ben hokey oynamayı çok severim  oynayabileceğim tek yer orası gibi yani buradan uzakta donmuş bir denizin oldugu bölge var ama oraya gidemem uzak olduğu için değil orası biraz gergin yakınımızdaki başka bir gezegen olan nerea ile aralıklı savaş içindeyiz  içindeyiz oraya daha önceden saldırı düzenlendi  sebebini bilmiyorum savaşlar kaynak, toprak yada tarihte kalan şeyler için yapılıyor genelde galiba biz sadece yakın olduğumuz için itişip kakışıyoruz neyse ki halk bundan pek etkilenmiyor zaten etraf genelde durgun oluyor ben bunları düşünürken miro'nun bana baktığını fark ettim göz göze geldiğimiz zaman hafifçe gülümsedi ve "nasılsın" diye sordu o nasılsın dediğin-de genellikle ona bir öykü anlatırım evimdeki kitaplardan ya da ken-dim oluşturduğum öyküleri benden bir yaş küçük olan Miro öyküle-rimi dinlemeyi çok severdi bu yüzden ona "sana bir hikaye anlat-mamı ister misin" diye sordum cevabının evet olacağını bilerek, hafifçe kafasını salladı kinley ne kadar oflasada da puflasa da anlat-maya başladım uzun bir süre anlatmaya devam ettim 3 çocuğun bir mağarada bulduğu bir  balinayı takip ederek su diyarına ulaştığı ve orada maceralar yaşadığı bir hikayeydi hikaye bittiği zaman Miro Her zamanki gibi övgü seansını yapmıştı onu dinleyip teşekkür et-tikten sonra kinley'e yöneldim ve "sence nasıldı" dedim sesimle sıç-radı ve uzun bir sessizlik oldu ağzından ise yine her zamanki kelimeler çıktı "dinlemedim" ona yapabileceğim en sert bakışla süzdüm aslında pek de umrumda değildi sadece belki bir dahakine dinler diye bunu yaptım gerçi hep yapmama rağmen pek işe yaramıyor ama olsun belkide dinliyordur fakat bana söylemiyordur bir süre daha yürüdükten sonra sonunda buz sarkıtları ve karlar görülmeye başladı yakında varırdık dicektimki elinde büyükçe bir kova ile donmuş çeşmeden su doldurmaya çalışan lorin’i gördüm heycanla miro yu sallayıp çölde göl bulmuş gibi “lorin orada bulduk vardık ” diye ba-ğıdım miro ile zafer dansı yaparken kinley bizi söylenen söylene çekiştirdi benden sadece bir yaş büyük olmasına rağmen abim gibi davranıyordu gerçi abim yok nasıl davranırlar bilmiyorum ama hi-nede gıcık olmuştum miro ile arkasından yüzümüzü yamultup onun taklidini yapıyorduk bizi görse kesin parçalardı lorin de bizi ifşala-mamak için gülmemeye kendini zorluyordu lorin sıradan bir şekilde “sonunda geldiniz“ dedi buluşma saatinden yarım saat sonra vardı-ğımız doğru idi hinede buraya onlardan uzak olduğumuz gerçeğini değiştirmezdi “daha fazla oyalanmadan cekilanın yanına gidelim“ dedi kinley galiba lorin buraya su doldurmaya gelmişti donmuş çeşmeden… neyse önemli değil şuan güzelim yemeklerin soğuma-ması daha önemli hızlıca yürümeye başladık cekila uzakta değildi gözlerinden bizi azarlamaya hazırlandığı belliydi kendimi buna ha-zırladım yanına gittiğimizde çantamdan piknik örtüsünü kaptı “han-fendi sonunda getirdiği bende burada karda oturdum ne yapıyım“ dedi asıl ben napayım bu kadar şikayetçiysen sen getir örtüyü cekila konuşacaktı ki lorin sus dermiş gibi ağzına elmalı kurabiye sıkıştırdı cekila bir andan onu yerken bir yandan da kızgınlıkla ona baktı lorin “ilk defa bu kadar erken geldiler bence bir kutlama bile yapmak ge-rek” dedi sonra piknik örtüsüne oturup “hadi gelin hokey maçından önce biraz dinlenelim dedi cekilada ağzındakini bitirip oturduktan sonra bizde oturduk kinley çantasından dere otlu poğaça ve havuçlu kek çıkardı dere otlu poğaçayı pek sevmem ama bence havuçlu kek gayet iyi oldu Miro da içecek olarak limonata getirmişti oldukça sarı bir limonata Miro’nun saçlarından dahada sarı gerçi onun saçı çok açık bir sarı ama neyse tadı daha önemli önümde duran plastik bardaklardan birine limonatayı koydum ve bir yudum aldım soğuk ha-vada pek gitmesede içtiğim en iyi limonatalardandı lorin çantasına elini uzattı bir an oda elmalı kurabiyelerini verecek sandım ama elinde bir sudoku kitabı duruyordu herke bir şey unutmuyor musun dercesine ona bakıyordu “pardon“ deyip cekilanın ağzına tıktığı ku-rabiyelerden bizede verdi ve her şey hazır olduğuna göre sohbetimiz artık başlayabilirdi ve tabiki hokey maçıda aynı şekilde…

                                                   

DumanStories to obsess over. Discover now