Medya:Doğa
"Biraz daha hızlı olmalısın Doğa! Geç kalıyoruz."
"Ahh! Tamam Ayla merak etme aynı yere gidiyoruz ve kendimin yetişiceğini bildiğim gibi seni de oraya tam vaktin de yetiştireceğim."
Bana başını sallayarak 'umarım' gibi bakıyordu. Bugün okuldan çıkıp ailesinin yanına dönüyordu. Hem heyecanlı, hem de stresliydi. Bunun sebebi ise uçağa geç kalma korkusuydu. Halbu ki korkulacak bir durum söz konusu değildi.
Neyseki bir sorun olmadan tam vaktinde tüm kontrollerden geçip uçağa binebildik. "Bir sorun yok değil mi?" dedim. Başını telefonundan kaldırıp "Sayende herşey yolunda canım. İnişte abimler almaya gelecek beni, onlara haber verdim." Daha sonra iki elimi de tutup gözlerini minnetle açtı "Doğa, annemin sesini duymalıydın. Sana minnettar, bize bir gün akşam yemeğine gelmeni söyledi. Bunun için kendini yorma, uygun olduğun bir gün annemin bu isteğini yerine getirirsin." diyerek cümlesini bitirdi.
Mahçup şekilde avucumda ki ellerini sıktım. "Senin varlığın benimde yanlızlığıma iyi geldi, annenin bana minnet duyacağı birşey yapmadım. Ama seni ziyarete elbette geleceğim ama ilk önce eve gitmeliyim Ayla, annemlerden son 1 haftadır haber alamıyorum. Ne durumda olduklarını görmeden sana net birşey diyemiyeceğim." Üzgünce başını salladı. Sonunda uçağın kalkış duyurusu yapılınca telefonumu uçak moduna alarak müzik açtım.
Cam kenarını Aylaya verdiğim için bana da müzik dinlemek düşüyordu. 4 yıl önce, buraya geldiğimde hiç bilmediğim dil ve insanlar arasında ne yapacağımı bilmiyordum. Burası bana o kadar yabancıydı ki öğretmenimin konuşması olmasaydı sanırım buraya gelmek sadece hayalimde kalırdı.
Bana umut veren kişi ve hayatım da önemli rol oynayan matematik hocam;
Yalçın Aksoy.
Hayalim için, kendimi geliştirmek adına Londraya gitmemi ve eğitimime orada devam etmemi söylemişti. Bunun mümkün olmadığını söylediğim halde
'Her şey daha iyi olabilir Doğa. Kendinin ve hayallerinin peşinden gitmen için fırsat.' diyerek beni desteklemişti. Annemi ve kardeşimi bırakıp gitmek pek sağlıklı gelmese de onlara iyi bir hayat sunmak için bunu mecbur görüyordum. Bu yüzden kabul etmiştim.
Londraya gelip burada ki düzenimi kurmak benim için bayağı bir zor olmuştu. Tanıdığım çoğu insan ingilizce biliyorken benim sadece türkçe biliyor olmam sonucun da insanlarla pek iletişim kuramamıştım. Okul nihayet açıldığında Türkiyeden gelen Furkan, bana buraya alışma süresinde bana çok yardımcı olmuştu.
Hatta burada işe girip dil konusunda da bana destek çıkmıştı. 4 yıldır aynı kişiyle arkadaşlık yapmaya devam ediyorum. Tanışmamız pek sağlıklı olmasada hala da devam ediyor. Onunla dün vedalaşmıştık ve burada işleri olduğu için kalacağını, kısa bir süre sonra döneceğini söyledi.
Bu durum neyse ki güzel bir haberdi. Çünkü bu yılım sondu, eğitimimi en iyi şekilde bitirip mesleğimi elime alacak konuma geldim ve bir daha dönememek üzere ülkeme dönüyordum. Ana vatanımı o kadar çok özlemiştim ki havasını solumak, toprağına basıp hasret gidermek istiyordum.
Ben bu düşünceler arasında kaybolup kendim için yeni bir hayata adım atıyormuşum gibi hissediyordum. Bundan sonra neler olacaktı merak ediyordum. Yaklaşık 4 saat geçtikten sonra iniş duyurusu yapıldı. Yan koltuğumda uyuklayan Aylayı görünce bir an onun hayatının bundan sonra nasıl şekilleneceğini merak ettim. Aylayı uyandırmak için koluna hafifçe dokunup dürttüm. Sonunda gözlerini açtığında uykulu sesiyle "Geldik mi?" diye sordu. Bu haline dayanamayıp güldüğüm de geldiğimizi söyledim.
YOU ARE READING
KIZIL ŞARAP 🍷
ChickLitAdının Tahir olduğunu öğrendiğim adam hızla çıkışa ilerledi. "Bu kadar içmek sizin neyinize. Umarım kardeşime birşey olmaz kızıl yoksa sonun kötü olur." Tehtit karşında sertçe yutkundum. Bu, bu adam Aylanın abisimiydi? Sonunda sesimi bulmuş olmalıyı...
