09.34 24/07/2022
Ben Scarlett Smith, bugün evleniyorum.
"Gerçekten inanamıyorum.. Bugün hayatımın en güzel günü olacak!
Neden mi? Çünkü sen bugün evleniyorsun kızım!"
Bunu söylerken istemeden elimi yanından geçtiğim kocaman şirket binasının parlak camlarına tutmuş işaret parmaklarımı silah gibi yansımama doğrultmuştum. Yaptığımın ne kadar çocukça olduğunu fark edince hemen ellerimi iki yanıma geri yerleştirip yalandan öksürüğümü de yapmıştım tabii..
Kuzenim ve ilk arkadaşım olan Dylan'ın yanına gidiyordum. Az önce kendimi düzeltmiş olsam da hâlâ deli gibi heyecanlıydım. Yolu yarılamıştım aslında ama düşünmeden edemiyordum..
Evlenecektim bugün..
Evet evet, o çocuk. Çocukluk aşkımla. Ortaokuldan beri takıntılı olduğum o çocukla. Ve şimdi tamamen büyüyüp hayallerimi süsleyen o adamla..
İçimden taşıp tüm yolu tutkunun kırmızısına ve masumiyetin beyazına boyayacak olan bu aşk yıllardır tek bir kişinin varlığıyla alevleniyor. Ve ben bugün kalbimin esaretine bir son verip tüm aşkımı üstüne dökeceğim Ethan..
Ethan Clark.. soğuğa inat başını dik tutan Rus komutanları gibi dimdik duran alevlerle tutuşmuş, o durmadan yanıp çatırdayan odunların altında kalan, karanlık olmasına rağmen ateş gibi parlayıp her baktığımda içimi ısıtan kömür siyahı gözleriyle bana baktığında oldu her şey.
Aşk.
Aşık oldum.
O küçücük yaşımda aşk ne demek tatmıştım ve tadını alınca bundan vazgeçmemin imkansız olduğunu da anlamıştım.
Onu sevdiğim tüm o süre boyunca çabaladım ve sonunda ne mi oldu? Üç yıldır birlikteyiz ve ben sevgilimi -müstakbel kocamı- çok seviyorum..
Dylan'ın bana kapıyı açmasıyla irkildim. Buraya kadar yaptığım hiçbir şeyin farkında olmadan, bir şeyler düşünerek mi gelmiştim..?
"Pff aptal, niye orada dikiliyorsun? İçeri gel."
Dylan bunları söylerken kapıyı sonuna kadar açıp girişe yaslanmıştı. Benimle hemen konuşmak istediği belliydi. Hoş, bende onunla konuşmak için can atıyordum. Hızla içeri girdim. O da arkamdan gelip kapıyı kapattı. Dylan mimarlık okuyordu, evin her yerinin onun "estetik" anlayışıyla şekillenmiş olmasından anlardınız zaten.
"Ne içersin?"
"Kahve alabilirim?"
"İçine tükürmemden korkmuyor musun?"
"Iy.. iğrenç küçük yaratık.."
"Haha. Çok komik. Birazdan hazır olur."
Gülümseyerek onun mutfağa gidişini izledim. Dylan 1.70 boylarındaydı. Koyu kahve kıvırcık saçları ve parlak yeşil gözleriyle sizi her an evine atabilirdi.. Şaka yapıyorum. Dylan'ın bir sevgilisi var. Adı Blake. Burada onunla kalıyor ve sanırım Blake şuan üst katta uyuyordu. İkisini o kadar yakıştırıyorum ki.. Ne zaman görsem tatlılıklarından bayılacak gibi oluyorum..
"İşte."
Dylan kahvemi bana uzatıp yanıma oturdu. Üzerinde fazla bol bir tişört vardı. Fazla kafa yormaya gerek yok bu apaçık Blake'indi.
"Fazla tükürmedin umarım."
Dylan güldü. Gülüşünü izlerken bakışlarım istemsiz boynuna kaydı. "Ah Tanrım! Blake resmen yamyam!" diye geçirdim içimden. Dylan henüz fark etmemişti belli ki. Boynu Blake'in diş izleriyle doluydu, yer yer kızarıklıklar ve morluklar da vardı tabii. Gülüp boynunu işaret ettim.
"Birileri tüm gece komşuları rahatsız etmiş anlaşılan."
Anlamamış gibi baktı Dylan. Telefonunu eline alıp kamerayı açtı hemen, boynunu gördüğünde hissettiği utancı ben bile hissettim ve inanın kimseye anlatamam..
Eliyle boynunu kapattı. Yüzüme baktı tekrar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bi Düş'üş
RomanceAna karakterlerimiz Dylan ve Scarlett'ın başından geçen olayları konu almaktadır. "...soğuğa inat başını dik tutan Rus komutanları gibi dimdik duran alevlerle tutuşmuş, o durmadan yanıp çatırdayan odunların altında kalan, karanlık olmasına rağmen a...
