Bazen bazı yaraların varlığını unuturuz onları görmediğimizden mi yoksa yeni yaralarımız olduğundan mı bilinmez. Ama o yarayı gördüğümüzde ilk günki acısı geri gelir ya hani işte Uzay ve Melek de tam olarak böyleydi.
Bir buçuk sene önce ayrılmışlardı. Üstelik pek de 'dostça' bir ayrılık değildi onlarınki. Hatta Melek'e göre Uzay'ın daha önce kendisine değer verdiği zamanlar bile sadece bir yalandan ibaretti.
En azından mesajla hiçbir açıklama yapmadan ayrılmamalıydı, değil mi? Gerçi "seni artık sevemiyorum" bir açıklama sayılır mıydı? Kızın duygularını ve mentalini alt üst etmişti. Melek yaklaşık üç ay önce kendine gelmeye başlamıştı ikizi Naz ve arkadaşları Alina ile Duru sayesinde.
Her ne kadar toparlansa da herkes farkındaydı Melek'in içten içe onu hâlâ unutamadığının. Beş yıllık bir ilişkiyi unutmak kolay mıydı? Onlar beraber büyümüşler, beraber öğrenmişler ve beraber yaşamışlardı.
Melek başlarda sanki nefes alamıyormuş gibi hissediyordu. Her anı Uzay ile geçmişti ve şimdi yanına baktığında Uzay'dan eser bile yoktu.
En kötüsü de ikizi ve arkadaşlarının hepsinin sevgilisi vardı. Emir ve naz, Sado ve Alina, Mert ile de Duru. Hep beraber takıldıklarında kendisi sap gibi dururdu yanlarında. Hasan da vardı tabi de Melek her zaman Hasan'ın kendisine olan hislerini göz ardı etmiş ve sadece arkadaş kalmışlardı.
Bugün ise kız kıza takılıyorlardı. Pahalı bir mağazada alışveriş yapıyorlar, elbiseler deneyip karar vermeye çalışıyorlardı. Melek ise iki elbise arasında kalmıştı: siyah, omuzları tüllü olan dizinin iki parmak üstünde biten elbise mi yoksa kırmızı sırt ve göğüs dekoltesi olan mini elbise mi?
Melek karar vermeye çalışırken ikizi Naz'ın sesini duyunca bakışlarını elbiselerden ikizine çevirdi.
"Canım, biz elbiseleri aldık da sen sanırım hâlâ karar veremedin. Bekleyelim mi seni?"
Melek, onları başından atmak istiyormuş gibi iki elbiseye bakarak umursamazca konuştu,
"Siz gidin, ben peşinizden gelirim."
Naz her ne kadar kardeşini yalnız bırakmak isteseme de başını salladı.
"Peki ama bir şey olursa ara, okey?"
"Hı hı..."
Nihayetinde iki elbiseyi de almaya karar vererek kasaya gitti.
"145 bin 580 TL"
Melek hemen elini çantasına attı ama cüzdanını bulamadı.
"Bir saniye bekleteceğim..."
Sırada bir sürü kişi bekliyordu ve hepsinden de sinirli bir homurdanma çıkmıştı.
"Off nerdesin?" diyerek çantasına bir daha baktı, hemen ardından da ceplerine ama cüzdandan eser yoktu.
"Hanımefendi, almayacaksanız bırakın lütfen. Sırada bir sürü insan var gördüğünüz gibi."
Melek cüzdanını aramaya öyle bir dalmıştı ki yanına eski sevgilisi Uzay Sultan'ın geldiğini fark etmemişti bile.
"Ben ödeyeyim." dedi ve daha Melek'in neler olduğunu anlamasına fırsat vermeden elbiselerin parasını ödedi.
Melek'in gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Uzay ise sanki hiçbir sorun yokmuş gibi elbiselerin olduğu poşetleri taşımaya başladı.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen ya?"
"Yardım ediyorum sadece."
"Ne yardımı ya, ne anlatıyorsun sen?! Noldu bir anda iyilik perisi falan mı olmaya karar verdin? Ödeyeceğim sana o parayı. Senin gibi pislik herife bir kuruş bile borçlu kalmak istemiyorum!"
Uzay gözlerini yumdu ve nefes verdi.
"Biliyorum haklısın, adilik ettim ama perdenin arkasında ne olup bittiğini bilmiyorsun Melek. Tam da bu yüzden anlamıyorsun da beni."
"Seni anlamak falan istemiyorum! Senden nefret ediyorum Uzay ve seni öldürmek istiyorum! Tanıdığım en iğrenç insansın!" Uzay'ın göğsüne art arda yumruklar atıyordu. Uzay ise elindeki poşetleri bırakıp Melek'in bileklerini kavradı. "Önce sakinleş sonra gerçekten konuşmalıyız."
Melek hemen bileklerini Uzay'ın ellerinden kurtardı. "Yok sen anlamıyorsun heralde... BENİM SENİNLE KONUŞACAK HİÇBİR ŞEYİM YOK UZAY!" akan gözyaşlarına küfür etmeye başladı içinden. Uzay ise onu bir kez daha ağlattığı için kendinden nefret etti. Tıpkı daha önce defalarca yaptığı gibi...
"Seni asla ama asla affetmeyeceğim! Yaptıklarını da asla unutmayacağım!"
"Ya kızım, sana 'beni affet' demedim zaten sadece beni dinlemeni istiyorum. Daha sonra ister sev ister söv orası senin bileceğin iş."
"Uzay siktir git, seni bırak dinlemeyi yüzünü bile görmek istemiyorum!" ve az önceki olayları sindirmeye çalışarak kızların yanına döndü...
☆
Sizce Uzay 'aslında masumum' rollerini mi oynuyor yoksa gerçekten suçsuz mu??
Minik(!) açıklama:
-Melek ile Emir ve Naz ile Uzay hiçbir zaman çıkmadılar.
-Yani Melek, Emir'in babasının kebapçı dükkanını yakmadı.
-Melek ve Naz da hiç ayrılmamışlardı. Başından beri ikizler ve araları iyi.
-Emir, Sado, Mert ve Hasan harici herkesin maddi durumu iyi.
-Hasan Melek'e aşık ama onu kaybetmek istemediği için arkadaşlar. Yine de herkes farkında Hasan'ın Melek'i sevdiğinin.
-Diğer UzMel kurgularımı okuyanlar bilir zaten ama ben hiçbir zaman Mert ve Duru'yu yakıştıramadım. Burada ikisini partner yapma sebebim Uzay ve Melek eski sevgiliyken Duru'nun yakın arkadaşının ex'inin yakın arkadaşıyla sevgili olmasını doğru bulmamam.
-Melek ve Uzay'ın arasındaki olayların tam olarak ne olduğuna gelirsek onu okudukça anlayacaksınız zaten🥰
Eveeet o zaman yeni UzMel fic'imiz hayırlı uğurlu olsunn🎉
Vote'lerinizi, yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyoruumm💗
VOCÊ ESTÁ LENDO
Yeniden ☆ UzMel
FanficYa eski sevgiliniz sizi isteyerek bırakmadıysa ve ona olan hislerinizi kaybetmediyseniz hikâyeniz devam eder mi?
