Sunny pov
Yataktan kalktım. Bugün 14 saat uyumuştum gayet yeterliydi. Çarşaflara baktım annemin evinde topluyordum ama Kel'in yatağına baktığım zaman toplamanın gerekli olmadığını hissettim.
Bugün ayrı yatmıştık çünkü onunla küsmüştüm. Şu odadaki portakallı gazoz şişelerini at dedim. O da şişeleri alıp havaya fırlattı ve biri kafama geldi, kendi kafasına da gelmişti bu yüzden sinirliyim.
Kel ile evlilik olayımız da şöyle oldu. Annem evlenip evden gitmemi- pardon mutlu bir yuva kurmamı istiyordu. Ben de tamam dedim. Kel o sırada kapıya gelmişti, kapıyı açtım evlenelim dedim. Yüzü kıpkırmızı oldu "Sen nasıl istersen" dedi. Sonra da 18 yaşına girdiğimiz için gittik nikah dairesine evlendik ama daha öpüşmedik bile hiçbir şey yapmadık. Ben de yatıyordum yeni kalktım.
Maymun suratlı şey bana kahvaltı getirmiş. Portakal suyu falan da sıkmış, ben bu evlilik olayını sevdim cidden yoksa küflü et yiyordum kendi evimde. Mis yani gerçi burası biraz dağınık yürürken çöpleri tekmeliyorum ama rahatım. Gerçi o kadar da çöp yoktu sanki dün daha çok vardı Kel toplamış herhalde. O gazoz şişelerini de atmış ama bu sefer gerçek çöpe atmış galiba ortada yoklar. Yemeğimi yedim bulaşıklarımı yıkadım, Kel'e bakmaya gittim.
Yanında dolu çöp poşetleriyle uyuyakalmıştı ama poşetler baya kalabalıktı tüm gece uğraşsa anca böyle olur. Dur bir dakika kavga ettiğimiz zaman ben yatmıştım ama o yatmamıştı ve evden takır tukur sesler geliyordu. Oha yerim neyse ama merdivende soğukta yatması hoşuma gitmedi. Hasta olurdu ama onu taşıyamazdım çünkü camış gibiydi.
Dürttüm işe yaramadı ben de üstünde yürümeye karar verdim zaten hafifim bir şey olmaz üstüne basınca refleks olarak çığırındı sonra beni görünce gülümsedi. Bu sırada ev sahibi gelmişti. "Bu çöpler ne amın oğulları!!" diye kızdı. Kel de "Atacaktım" dedi sonra ev sahibi gitti.
Kel "Daha iyi oldun mu?" dedi. İlk başta anlamadım ama sonra anlaşıldı ki Kel beni gece doktora götürüp tekrar yatağa taşımıştı ve kafamda ciddi bir şey yoktu sadece sarmalamışlardı işte. Şimdi kalkınca dinlenmem için tekrar yatağa taşıdı itiraz etmedim. Merdivende en az 58 paket çöp vardı saymadım sayıları üstüne yazılmıştı. Bir de galiba gruplanmışlardı, para eder belki.
Yattım kalktım oda temizdi. Biraz şok oldum gerçi yine bazı çöpler vardı da halı kısmı boştu tek kıyafetler ortalık yerdeydi. Kalktım halıya bastım yine biri çığırdı yine Kel. Sonra Kel'in ben kovduğum için yer yatağında yattığını hatırladım.
"Günaydın." dedi, sesi çok erkeksi çıkıyordu. Yutkundum, çekyata oturdum. "Takılıp düşme diye çöpleri temizledim nasıl olmuş?" Ya ben bu çocuğu yerim ciddi söylüyorum. Kafa salladım. Yanıma gelmesi için yatağa pat pat vurdum. Geldi sarıldık. Pek bir şey hissetmedim ama gidince soğukluk hissettim. Aniden kalkıp gitmişti.
Kel geri geldi "Basketbol maçıma 2 saat kalmış da aradılar orada olmam için. Sen de gelecek misin?"
Hayır anlamında kafa salladım. Kel ellerimi tutup öptü sonra çenesinin altına ellerimi koyup benimle göz teması kurdu, gülümsedi. "Maçtan gelince görüşürüz." dedi ve giderken öpücük attı.
Bu çocuk böyle miydi? Ben onunla öylesine evlenmiştim ama o sanki benden hoşlanıyordu. Evi biraz gezineyim dedim sonuçta çöpler
gidince ev cidden büyük göründü gözüme. Kel'in dolabına gittim bir tane basketbol forması alıp hafif kokladım. Yıkanmasına rağmen hâlâ onun kokusu sarılı gibiydi. Sarıldığımız zaman aynı kokuyu almıştım ama daha keskin.
Zil çaldı. Ablam Mari gelmişti. O nereden çıktı derseniz benim konuşma problemleri düzelince ayin yapmıştım ama kimse yararı olduğunu düşünmüyor.
Sonra Hero Mari'nin mezarından ses duyduğunu aslında komaya girmiş olabileceğini söyledi. Okuduğu tüm tıbbi şeyleri yaptı. En sonunda ablam hayatta gerçi en başta ambulansı arasaydık ölmeyebilirdi ama olsun arkadaş grubumuz hâlâ aynı gibi. Mari'ye yaptığımız şeyi anlatınca bizi zor da olsa affetti. Basil de artık kekelemiyor. Bu arada ablam hamileydi Hero uyanır uyanmaz sikmiş pezevenk gerçi uyanalı 2 yıl geçti ama fark etmez. Bebek 1 aylıktı daha cinsiyeti belli değildi.
Ablam geldi kapıyı açtım. "Evlenmişsin ve bana söylemiyorsun ayıp. Umarım mutlu olursunuz. Ablan olarak yanında olduğumu bil. Ne kadar aramız bozuk olursa olsun yine ablanım sonuçta" diyerek gülümsedi. Sarıldım. Çok güvende hissediyordum. Kel ile sarılmaktan farklıydı, onunla sarıldığımız zaman heyecan duygum baskın oluyordu ama hiçbir şey olmamış gibi yapıyordum. Ablama sarıldığımda evde hissediyordum. Huzurluydu.
Aynı zamanda bana bebeğinin sesini dinletti onu biraz kıskanıyordum ama olsun. Oturduk çay içtik birlikte dizi izledik. Dizilerden anlamadığım için ablamın açtığı garip vıcık vıcık romantikli şeyi izledim. Pek sevmemiştim ama ablam mutlu mutlu izliyordu sesimi çıkarmadım.
Sonra Kel maçtan geldi aman yarabbi nasıl kokuydu o öyle çürümüş hoşaf gibi kokuyordu. Ablama hoş geldin deyip banyoya gireceğini söyledi. Ablam da benim pis koktuğumu iddia etti. Sadece 1 haftadır yıkanmıyordum ama Kel'den temiz koktuğum kesindi.
Ablam "Yok yok pis kokuyorsun." deyip beni banyoya sokup kapıyı kilitledi. Kel çoktan duşa kabine girmişti. Ben de dişime baktım ıyy bu ne böyle diye fırçalamaya başladım. Fırçaladım işte sonra canım sıkıldı dolapları karıştırdım ağda falan vardı, kayda değer bir şey yoktu.
Bizim zil çaldı. Gelen seslerden fark ettim ki Hero'ydu. Ablamla yemek yapmaya sözleşip mutfağa gittiler ama pezevenk ablam beni buradan çıkarmadı. Aslında ona sövmeye de kıyamıyorum güzel ablam benim ama Kel ile yalnız banyoda kalmaktan biraz tırsmıştım. Kel duştan çıktı hemen arkamı döndüm. Koşa koşa havlusunu giydi. Beklenmedik şekilde mavi renkte bir havluydu.
"Sunny?" dedi. "Dönebilirsin sarındım havlumu." Kapıyı gösterdim çevirmeye çalışınca kilitli olduğunu anladı. Yüzüne baktım saçları ıslakken daha bir farklı gözüktü gözüme. Kirpikleri de ıslanığı zaman daha hoş olmuştu. Saçını kurluyordu. "Sen de banyoya girecek misin?" dedi. Kafa salladım. Dudağını küçücük öptüm, arkasını dönmesini işaret ettim.
Soyundum girdim banyoya hızlı bir duş aldım. Kel'in şampuanlarını kullanıp sonra da çıktım. Hâlâ arkası dönüktü ama giyinmişti. Başka havlu olmadığı için onun havlusunu sarındım.
Şapka kısmını kafama geçirdim.
Saçlarım inek yalamış gibi görünürdü yoksa.
Biz o banyoda yarım saat bekledik. Tüm giysilerim de annemde kalmıştı. O sırada Kel saçımı kuruttu. En sonunda da ablam kapıyı açıp beni Kel'in havlusuyla görüp şaşırdı "Neler yaptınız bakalım yemek hazır." dedi.
Kel'in odasına daha doğrusu odamıza gittik. Giyecek bir şeyler aradım ama hepsi bana uzun geliyordu. Kel gidip kıyafet almayı teklif etti hemen altımızda dükkan vardı. Kabul ettim. Tamamen siyah güzel şeyler almıştı. Hepsini giyindim, sonra beraber ablam ve Hero'yla yemek yemeye gittik.
