Parazitin Gecesi

12 0 0
                                        

Eminim evde kedisi olanlar bilir, kapıyı açtığınızda karşınızda küçük dört ayaklı, koca ve sevimli bir suratın size bakıp "sonunda, işte buradasın!" Dediğini duymasak da hissederiz. Ama daha kötüsü her gün kapıda bekleyen dostunun bu sefer orda olmayışıdır.
Miranda'da maalesef bu kurbanlardan biri olmuştur. "Nerede bu hayvan? Kaçtı mı? Her zaman, her çıktımda burda beni beklerdi." Anahtarı rafın üzerine koydu, montunu hızlıca çıkardı ve her adımında "Ivy! pst Ivy!" diyerek hızlıca ilerliyordu. Sesi daha da yükseldi "Ivy! Ivy!" Aklından her türlü ihtimal geçiyordu. Koridorun en sonunda kapıyı hızlıca itti ve bir an duraksadı. Şaşırdı, Ivy yatakta sanki bir şeyler anlatmak istiyormuş gibi söyleniyordu. Hareket etmekte çok zorlanıyordu, gözleri... Tam açık bile değildi! Ona ne olmuştu böyle? Hasta mı? Ama nasıl, düne kadar gayet normaldi?
Miranda koşarak diğer odadan kedinin çantasını aldı. Onu nazik ve canını yakmayacak şekilde içine koydu. Taksiyi aradı, hızlı ve amatörce hazırlanmaya çalışıyordu. Aradan on dakikaya yakın bir süre geçti ve aşağı inip arabaya bindiler "en yakın veteriner lütfen!" Kalbi çok hızlı atıyor, paniklemiş, korkuyordu. Adam kafasını arkaya uzattı "2 dolar yeter." Parayı uzattığı an araçtan indi. Kendini hemen kliniğe attı. İçerisi serindi. Serin ve boş. Miranda olan biteni doktora anlattıktan sonra Ivy'yi onun ellerine bıraktı. "Lütfen, ne gerekiyorsa yapılsın." Dedi acınası bir ses tonuyla. Boş koltuklardan birine oturdu. Bacakları titriyor, terliyordu.
Aradan zaman geçti. Doktor elindeki eldivenleri çıkarırken Mirandaya doğru yaklaştı "... Üzgünüm, elimizden geleni yaptık..." Miranda oluğu yerden kalktı yaşlarını tuttu ve titreyen sesiyle "p-peki sorun -neydi?" Diye sordu, "Parazit, midesinde oluşan parazitler hayvanı içerden yemişler ayrıca, sormak istiyorum, ona ne verdiniz?" Miranda duraksadı, düşündü "yaş mamalardan?" Dedi sanki hiç emin değilmiş gibi "Hanımefendi, bu parazitler durduk yere oluşmazlar, lütfen hatırlamaya çalışın." "Ben... Emindim oysaki... Şuan cidden kafam karıştı, ben hep aynı şeyi veriyordum" "Bu verdikleriniz yaş mama dışında bir şey olma ihtimali var mı?" "Hayır.." dedi Miranda. Ama bir saniyeliğine gözleri parladı, sanki yıllardır saklı bir gizemi çözmüş gibi. "Oh hayır, yoksa.." elini ağzına götürdü, göz yaşları dolmaya yüzü buruşmaya başladı. Doktor "sorun ne?" Dercesine kadına eğildi "B-ben kedimi öldürdüm..." "Lütfen sakin olun ve anlatmaya çalışın." "evde bozuk olan etleri bir poşete koymuştum, b-büyük bir poşetti, hatırlıyorum, bir akşam dikkatim dağınıktı ve poşetleri k-karıştırmıştım.." "sonra hiç fark etmediniz mi?" "İkisi de aynı poşetti!"
Miranda soluksuz bir şekilde uzun bir süre ağladı "ben öldürdüm! Bunun suçlusu benim!" Doktor çaresiz bir şekilde Mirandayı sakinleştirmeye çalışıyordu "hayır, kendinizi suçlamayın... O sizi üzgün görmek istemezdi... Lütfen biraz toparlayın kendinizi, bir içki için kafanız dağılsın" Miranda göz yaşlarını siliyor ve başını kaldırıp soruyor "bildiğin bir mekan var mı?.." "dört blok aşağıda, ilk gördünüz"
Miranda elini çantasına uzatırken soruyor "borcum ne kadar?" "Sonra da ödeyebilirsiniz sorun değil." "Hayır, lütfen." "Pekala elli dolar yeteli olur"
Miranda dışarı çıktında soğuk rüzgar yüzüne çarpar, bir süreliğine de olsa kendine gelir. Yavaş ve ağır adımlarla yokuş aşağı ilerler... Bar bu mu?..

Son GeceWhere stories live. Discover now