Nasıl oldu bilmiyorum ama garip bir şekilde erken kalkmıştım. Alarmımdan 2 saat önce uyanmıştım ve geri uyumayı denesemde beceremedim. Güçlükle yataktan kalktım ve Hera'nın mama kabına mamasını koydum. Bugün için heyecanlıydım.
Dün gece Ada'yla buluşacağımız saati ayarlamıştık. Saate baktığımda daha çok vaktim olduğunu gördüm ve rahatladım.
Kahvaltımı yaptıktan sonra hemen duşa girdim. Orda ne kadar oyalandım bilmiyorum ama çıktığımda, saate baktığımda 1 saat vaktimin kaldığını gördüm. Her zaman buluşmaya geç kalan kişi ben olurdum fakat bu sefer erken giden kişi olmayı istemiştim. Ada beklemeyi hiç sevmezdi. Ve isteyeceğim en son şey onu sinirlendirmekti.
Islak saçlarımı taradıktan sonra üstümü giyindim. Ada'nın en sevdiği renk olduğu için üstüme lila bir crop giymiştim. (ask boyle bisi mi)
Ayrıca sirke kokusunu almaması için bolca parfüm sıkmıştım. Ayna da son kez kendime baktım ve kol çantamı alıp evden çıktım.
***
Buluşma yerine 20 dakika önce gelmiştim. Geç kalma korkusuyla gereğinden fazla hızlı yürümüştüm sanırım. Vakit geçsin diye telefonumla uğraştım ve sık sık etrafa bakındım. Gerginlikten dudağımı kemirirken karşıdan, etrafına bakınarak gelen Ada'yı gördüm.
Onu gördügüm an yaşadığım hissi tarif bile edemezdim. Sanki karnımda bombalar patladı. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Yavaşça ayağa kalkıp beni farketmesi için el salladım. Göz göze geldiğimiz an beynimden vurulmuşa döndüm. Ada koşar adım yanıma gelirken olduğun yerde kalakaldım.
"Askimm hosgeldinn" diyerek boynuna sıkıca sarıldım. Kaç saniye öyle durduk bilmiyorum ama olabildiğince kokusunu içime çektim. Çok güzel kokuyordu, kafamı hiç kaldırmak istemedim.
"Ayy sude çok heyecanlıyım gebericem şimdi" Güldüm.
"Kızım sen bi de beni gör ya"
***
Yemek boyunca gülmekten karnımız ağrıdı. İremle Eylül'ü görüntülü aradık. Twitter dedikodusu yaptık. Bol bol fotoğraf çekindik ve hayatlarımızdan bahsettik. (sanki hic bilmiomis gibi)
İlk başta ikimizde çok utanmıştık ama sonradan açılmıştık. O kadar eğlenmiştik ki zaman su gibi akmıştı.
Anlaştığımız gibi yemek sonrası bizim eve gidecektik. Mekandan ayrıldık ve ev yakın olduğu için yürüyerek gitmeye karar verdik.
Biraz içmiştik ve sendeleyerek yürüyorduk. Bu yüzden birbirimizin koluna girmiş tüm yolu öyle gitmiştik. Yürürken bile konuşacak konu bulduğumuz için ne ara eve geldiğimizi anlayamadık.
Anahtarla kapıyı açtığımda sesi duyan Hera koşarak bizi karşılamaya gelmişti. İlk önce Ada'yı biraz kokladı ve ardından yalamaya başladı. Hera'yı Ada'dan uzaklaştırmak için ödül maması verdim ve Ada'yı da alıp balkona geçtim.
"Sigara içer miyiz"
"Olur ya uzun zamandır içmiyodum"
Odama girdim ve sakladığım sigara paketini aramaya başladım. Uzaktan gelen ayak seslerini duymamla kapıya döndüm.
"Ayy Sude aşkım üzerime rahat bir şeyler verir misin dicektim kusura bakma."
"Saçmalama kızım sen geç otur şöyle ben hemen ayarlıyorum."
Ada yatağıma oturmuş beni beklerken dolabımdan şort ve askılı çıkarıp ona uzatmıttım.
Aniden üstündeki tshirti çıkardı. Karşımda sadece sütyenle duruyordu. Görmediğim şey değildi ama canlı görmek kasığımdaki kelebekleri fena coşturmuştu. O an onu aptal gibi ne kadar süzdüm hatırlamıyorum.
"Şey- Pardon ben çıkıyım sen giyin."
"Rahatsız olmadım." Dedi gözlerime bakarak. Bir şey söylemeden odadan çıktım ve kapıyı kapattım. Birkaç adım attım ve sırtımı duvara dayadım. Gözlerimi kapatıp derin bi nefes verdim.
"Sakin ol, lütfen bu geceyi batırma." diye kısık sesle kendi kendime söylendim.
***
