1.Bölüm

4 1 0
                                        

                                              Başlangıç
   TRADİGA bekle. Neyi bekliyim Ateş? Haa neyii?
-Tradiga bak iyi değilsin. Askeri ekibe katılmak doğru değil.
-Ne doğru değil Ateş? Ufak bir sakatlığın ailemin intikamını almama engel olmaması mı doğru değil?
-Tradiga sol kolunun %90’ını kullanmıyorsun ve buna neyin sebep olduğunu bilmiyoruz ve sen kalkmış 18 trilyon (18.000.000.000)km uzağa Dünya’ya gitmeye çalışıyorsun üstelik kaçak bir şekilde.
- sen benim kardeşim gibisin, kendimi bildim bileli seninle beraberim neyi sevdiğim, neyi sevmediğim, kimden nefret ettiğim ve eğitimlerde hangi taktiği kullandığına kadar her şeyini biliyorsun öyle değilmi?
- her şeyini biliyorum ama Dünya’ya gitmekte neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlamıyorum. Neden Tradiga Dünya’da ne var? Seni oraya çeken şey ne? “Ateş’e tam cevap vereceğim esnada Ateş kas katı kesildi sonra sırtımda ufak bir dokunuş hissettim. Arkamı döndüğümde Alice(liderimiz) karşımdaydı.
   
   ‘Neden uğurlama törenine gitmiyorsunuz?’ Dudaklarının arasından dökülen kelimeler çok soğuktu. Bir insandan çok bir makinayı andırır cinstendi. ‘Gidiyoruz efendim. Bildiğiniz üzere Tradiga’nın rahatsızlığı nedeniyle biraz geciktik.’ Alice gözlerini hafif kısarak yüzünde hiçbir mimik belirtisi olmadan bana iyice yaklaştı.’Söylermisin Tradiga bacaklarında yada ayaklarında ne tür bir problem var yoksa sen kollarınla mı yürüyorsun?’ Alice’in ağızından çıkan her harfte sesi sahada sertleşmişti. Bende ona karşı sesimi yükselterek ‘Bacaklarımda ve ayaklarımda hiç bir problem yok ayrıca kollarımla yürümüyorum’ dememle Alice’in yüzünün cehennem gibi yanması bir oldu. ‘Madem hiç bir problem yok ne diye burada dikiliyorsunuz? Kaybolun gözümün önünden.’ Alice bu sözle söylerken öyle bir bağırmıştı ki N-224 (uzay üssü) adeta inledi. Alice’in sözlerinden sonra Ateş beni çekiştirmeye başladı. Tam uğurlama törenine doğru gidecekken sol kolumda inanılmaz bir yanma hissi oluştu. ‘Tradiga ne oldu ne için durdun? Tradiga hadi yürü Alice bize bakıyor.’ ‘Ateş ben ben hiçbir şey görmüyorum.’ Bu sözleri zar zor söyleye bildim.”
  
   “Kendime geldiğimde etrafımda bir yığın insan vardı biraz bakındığımda Ateş’i çökmüş bir şekilde gördüm onu o halde görünce doğrulmaya çalışacakken etrafındakiler bana engel oldu. İçlerinden biri Ateş’i dürttü, Ateş gözlerinde koca bir korkuyla bana baktı. Oturduğu yerden doğrulup küçük adımlarla bana doğru yaklaştı. Yılardır beraber olduğum bu adamı daha önce hiç bu kadar korkmuş bir şekilde görmedim. Bana ne olduğunu soracakken Alice içeri girip. ‘Herkes dışarı.’ Hiç kimse onun sözünü ikiletmezdi bunun iki sebebi vardı ilki Alice çok sert bir kadındı ve öfkelenirse her şeyi yapa bilirdi ikincisi bizi o yetiştirdi. Kimse odada kalmadı Ateş hariç Alice Ateş’e doğru yürümeye başladı. Alice Ateş’e öyle yaklaşmıştı ki gözleri Ateş’in gözlerine çarpacaktı. Sonunda Ateş’te dayanamayıp dışarı çıktı. Alice’le baş başa kaldık nedenini bilmiyorum ama bu kadını hiç sevmiyorum. Bana karşı bir insan değilmişim gibi davranması canımı sıkıyordu. Tam Alice’le olan nefretini dile getirecekken Alice’in bir yüzünü gördüm daha önce hiç görmediğim ve bundan sonrada hiç görmeyeceğim bir yüzünü.”
 
    Tradiga iyimisin? “ Sesi öyle yumuşak  gelmişti ki daha önce bir makinaya benzettiğim bu kadın şimdi ise bir meleği andırıyordu. Fazla bekletmeden hemen cevap verdim. ‘İyiyim efendim sadece bana ne olduğunu bilmek istiyorum!’ ‘Sana ne olduğunu gerçekten bilmek mi istiyorsun?’ ‘Evet efendim bana ne olduğunu ve sol kolumun neden kullanamadım öğrenmek istiyorum.’ ‘Tradiga sadece sol kolunu mu kullanamıyorsun?’ Alice kelimeleri söylerken öyle hüzünlenmişti ki kendimden şüphe etmeme sebep oldu. ‘Efendim sorunuzu tam anlayamadım Rica etsem sorunuzu tekrarlarmısınız.’ ‘Tradiga vücudunun sol yarısını oynatmayı denermisin.’ Alice bu sözleri öyle acıklı söylemişti ki sanki karşısında ben değilde bir ölü vardı. Sonra Alice’in dediği gibi bedenimin sol yarısını oynatmayı denedim...  Konuşmamız Birkaç saat sürmüştü Alice kapıdan çıkarken. ‘Tradiga söylediklerimi iyi düşün.’ ‘ Emin olun düşünücem.’  Alice odadan çıkar çıkmaz Ateş içeri girdi. Biraz daha iyi görünüyordu yada bana sezdirmiyordu. ‘Tradiga iyimisin?’ Kelimeler Ateş’in ağızından zar zor çıkmıştı. Ateş’i o halde görünce kendi acımı unutmuştum ve yüzüme zoraki bir tebessüm koyarak sorusun cevap verdim. ‘İyiyim sen nasılsın?’ Ateş soruma bir süre cevap vermedi bende o sıra Alice’le konuşurken pek bakma fırsatım olmayan odaya bakıyordum. Aslında incelenecek bir yanı yoktu. Bu odada N-224’teki diğer odalarla aynıydı sürgülü kapılar, 3 koltuk, bir yatak ve kişisel ihtiyaçlar için bir dolap ayrıca tüm N-224’te hakim gri ve beyazın farklı tonları hakimdi. Gözlerimi Ateş’e çevirdiğimde yarım saat önce sorduğum soruya cevap vermeye hazırlandığını fark ettim. Bedenini germiş derin nefesler alıp veriyor biran can çekiştiğini düşündüm. Hafif bir sırıtmayla ‘ Bu ne gerginlik? Karşında Alice yok.’ dedim. Benim sırıtığımı görünce oda gülümsedi. ‘Tradiga gerçekten iyimisin?’ Ateş’in bu sorusuna biraz öfkelenmiştim ve sesimi biraz sertleştirerek gerçekten iyi olduğumu belirtim. ‘Sen iyiysen bende iyiyim Tradiga. Alice sana ne dedi?’ O an Alice’in söylediklerini Ateş’e anlatıp anlatmak arasında git gel yaşadım. Ateş zihnimi okurcasına ‘Söylemek istemesen sorun değil.’ Dedi. ‘Yanlış anladın Ateş sadece Alice’in dediklerini düşünüyordum.’ ‘Tradiga Alice sana ne dedi?’ Ateş’in gözlerine baktığımda gözlerinde meraktan fazlasını gördüm. Korku,şüphe,endişe,sevinc hepsi içi içeydi bu duygulardan hangisi bana Alice’in bana ne dediğini sormuştu? Ateş’e tam Alice’in ne dediğini anlatacakken ‘ Ateş neden bu soruyu sordun?’ Ateş sorum karşısında huzursuzlandı. Gözlerini kısıp bakışlarını benden kaçırdı. ‘ Neden böyle bir soru sordun Tradiga?’ ‘Soruma soruyla cevap verme Ateş!’ . ‘Sadece merak etim ayrıca sen o kadını pek sevmesin ondan biraz endişelendim, bu soruyu sormamın tek maksatlı buydu.’ ‘Ağızın yalan söylüyor’ . ‘Ne ne saçmalıyorsun Tradiga?’ Ateş biraz şaşkınlık birazda öfkeyle bu sözleri sarf etti. ‘Ben hiç bir şey saçmalamıyorum. Ateş senin gözlerin doğru soyluyor.’ ‘Ne dediğinin farkında değilsin dinlen biraz.’ Ateş kapıya doğru yönelince . ‘Bedenimin yarısını kullanamıyorum aklımın değil.’ Bu sözler onu durdurmuştu. Ateş büyük ama yavaş adımlarla yanıma iyice sokuldu sonra göz kapaklarını indirip kirpikleri kirpiklerine değecek kadar eğildi. ‘Tradiga bayıldıktan sonra gözlerini hiç görmedin  değil mi?’  Sorusuna cevap verme fırsatı vermeden gözlerini açtı ve Ateş’in gözlerin de kendi gözlerimi gördüm. ‘Şimdi ne demek istediğimi anladın mı? Şu an bedenime hangi duygu hükmediyor bilmiyorum. Ruh halim ne bilmiyorum ya da gözlerine ne oldu, bedenin neden böyle bilmiyorum ama Alice biliyor ve bu benim canımı fena sıkıyor.’ Ateş’in bu sözleri ona ’ Ne kadar suredir baygınım?’ diye sorma sebep oldu. Ateş bir süre sustu ve sonra ‘2 yılın dolmasına 8 gün var.’ Ateş’in söyledikleri . ‘Nee!’ diye bağırmama sebep oldu. ‘İnanması güç ama olan bu.’ . ‘Ateş sen  şe bana 1 atom yılı içerisinde bedenimin yarısının felç geçirdiğini ve gözlerimin yarısının mavi geri kalan kısmının da kırmızı olduğunu soyluyorsun öylemi.’ Ateş düşünceli bir şekilde beni onayladı. Ateş bana en uzak koltuğa oturup bekledi. Ateş’le yaklaşık yarım saattir konuşmuyoruz. Ateş sessiz, ben sessiz ,oda sessiz tıpkı uzayın sonsuz karanlığı gibi bu sessizliği kim bozacaktı acaba ben tam konuşacaksın Ateş ayaklanıp kapının önüne gitti. ‘Tradiga N-224’teki herkes giriyor.’ Ateş bu sözlerin ardından kayboldu ve bende.
 
                       Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın

TRADİGAWhere stories live. Discover now