Sefil hayatı ne kadar kötü bir şeydir bilir misiniz?
İstediğin bir şeyi görüpte alamamak. Canının çektiği bir şeyi yiyememek. Ezik görülmek. Başkalarının eskilerini giymek ve daha bir sürü kötü yanı var bu sefilliğin.
Okuduğun okul kolej olmasa bile dalga geçecek insanlar hep vardır.
Ama dizi veya filmlerde ki gibi, bizi koruyan beyaz atlı bir prens hiç yoktur. Veya bana denk gelmiyordur.
Annem ben dokuz yaşındayken babam yüzünden vefat etti. Babamla birlikte yaşıyoruz. Aslında ben ve babam değil. Ben, babam, onun sürttüğü kadınlar ve içki kokusuyla yaşıyoruz. Babam yüzünden paramız yok çünkü elime para geçtiği an ya içkiye ya kumara ya da kadınlara harcıyordu.
Biraz da benden bahsedelim.
Ben Tuana Naz Tiryaki. On yedi yaşındayım. 12. sınıfa gidiyorum. Aslında on sekize girmeme bir hafta var.
Babam, onun sürttüğü kadınlar ve içki kokusuyla birlikte bir gece konduda kalıyoruz. Ve bu ev benim için bir cehennem. Neden mi?
Çünkü hergün evden böcek çıkıyor ve benim entomofobim var. Yani böcek fobisi.
Hayatta yaşama sevincimi her zaman yüksek tutmaya çalışırım. Olaylara hep olumlu tarafından bakarım. Mesela her sabah tuvalete girdiğimde yarım saat çıkmam çünkü aynanın karşısına geçip sanki canlı yayındaymışım gibi davranırım ve bu benim çok hoşuma gider. Elimde olmadan yaptığım bir şey, artık alışkanlık oldu hatta.
Odamda oturmuş okul kütüphanesinden ödünç aldığım kitabı okurken babamın "Tuana! Gel!" diyen bağırışını duydum. Kitapta kaldığım sayfayı işaretleyip yataktan kalktım. Bozuk olduğu için kapanmayan kapıdan çıktım ve salona geçtim.
"Efendim baba."
Babam gazete okurken bana "Sen niye işe gitmiyorsun?" dedi.
Sakin bir ses tonuyla "Bugün izinliyim ya baba," dedim. Babam duygusuzca "Tamam o zaman evden git," dedi.
Kaşlarımı çatıp "Baba bu soğukta nereye gideyim," dedim. Babam umursamazca omuz silkip "Beni ilgilendirmez. Nereye gidersen git," dedi.
"Benim sana bir zararım yok ki niye gidiyorum?"
"Çünkü senin evde durmanı istemiyorum. Şimdi git."
Başımı sallayıp odama gittim. Dört yıl önce kendi paramla aldığım montu giydim ve evden çıktım. Dışarısı çok soğuktu. Az önce kar yağıyordu ama durmuştu. Aklıma gelen tek şey çalıştığım restorana gitmekti. En azından orası sıcaktı.
Sokakta yürürken bir tane kedi gördüm. Bana karşı miyavlıyordu. Karşıda ki markete baktım, elimi cebime attım 3 TL vardı. Kedinin anlamayacağını bile bile "Burada bekle tamam mı?" deyip markete gitmeye başladım. Markete girip elime bir salam aldım. Marketçi abiye "Abi bu kaç lira" dedim. Marketçi abi "7 lira" dedi.
"Ya abi ben bu salamı dışarıda ki kediye vereceğim de parasını sonra getirsem olur mu?"
"Olmaz, sonra bize hesap soruyorlar. Paran yoksa geri koy."
"Abi kediye vereceğim diyorum ya, anlamıyor musun?"
"Anlamıyorum. Geri koy yoksa polis çağırırım."
Gözlerimi devirip salamı adamın kafasına attım.
Vicdansız ayı!
Marketten çıkıp kedinin olduğu yere gittim. Ama kedi yoktu. Kim bilir karnı ne kadar açtı.
ESTÁS LEYENDO
AŞK
RomanceSefil hayatı ne kadar kötü bir şeydir bilir misiniz? İstediğin bir şeyi görüpte alamamak. Canının çektiği bir şeyi yiyememek. Ezik görülmek. Başkalarının eskilerini giymek ve daha bir sürü kötü yanı var bu sefilliğin. Okuduğun okul kolej olmasa bile...
