Uzun zamandır aklımda olan yazma işlemini gerçekleştirmenin verdiği bir mutluluk var içimde.
İnanın sonu nereye varır, kimler okur bilmeden yazmaya başladım.
Daha 13 - 14 yaşındayken yazdığım kitapları gördüm. İnanılmaz duygulandım.
Yazmak huzur veriyor. Ve şimdiden sizlerle tanışmak için can atıyorum.
İyi okumalar :)
___________________________
Başımı iki elimin arasına koydum ve derin bir nefes aldım. Gözümden inmek isteyen yaşlara da müsade ettim. Daha fazla kendimi tutamadım. Sarsıla sarsıla ağlamaya başladım.
Erkek adam ağlar mıydı?
Ağlardı... Ben senelerce çocukluğumdaki kızı sevmiştim. Onunla var olmuştum. Yollarımız ayrılmıştı küçükken ama onu böyle bulmam ne kadar adildi ki?
Sakinleşmeye ihtiyacım vardı. Kendimi bir an önce toparlamalıydım. Güçlü olmak zorundaydım. Hem daha her şey bitmiş değildi ki.
Başımı ellerimin arasından aldım. Karşımda bana hüzünlü gözlerle bakan Musab'ı gördüm. Ne ara gelmişti buraya, duyduğum uğultular ona ait miydi bilmiyorum. Ağlarken kendimden geçmiştim.
"Ömer kendine gel. Elimizden geleni yaptık. Lütfen sakin ol." dedi. Dedi ama bu mümkün müydü pek zannetmiyorum.
Odama gidip kapıyı kilitledim. Artık bedenimi taşıyamayan ayaklarımı serbest bıraktım ve yerde buldum kendimi.
Doktordum. Küçüklüğümden beri isterdim bu mesleği.
Babamı kaybettikten sonra karar verdim. Hani onu kurtaramadım ya. Başka çocukların babalarını kurtarırım belki diye.
Hastaların acılarını en derinimde hissederdim. Yani öyle zannederdim ama öyle değilmiş.
İnsan başına gelmeyen şeyi tam anlamıyla hissedemezmiş.
Hastaneye gittiğimde apar topar ameliyata girmem gerekti. Araba kazası olmuştu ve gelen kişinin durumu ağırdı. Anlayamadığım bir şekilde kalbim ağrıyordu. Önümde yirmili yaşlarda bir kız vardı. Bir yerden tanıdık geliyordu. Burnun üzerinde ki benle onu birine benzetmiştim ama konduramamıştım.
Çok zorlu bir ameliyattan çıktığımızda. Karşımda Seher teyzeyi görmemle kanım çekilmiş gibi oldu. Ağlayarak kızım nasıl doktor bey diyip duruyordu. Boğazımda bir yumru oluştu sanki.
Hocamız bir şeyler dedi ama ben sanki o an sağır olmuştum.
O.. oradaki kız b.. benim sevdiğim kızdı, benim çocukluk aşkımdı.
Benim en masum yanımdı...
Elimizden geleni yapmıştık ama durumu hala ağırdı...
Onu bulmam gibi kaybetmem de ani olamazdı. Ben kabullenemezdim ki.
Bir anımız geldi aklıma. Yüzümde acı bir tebessüm peyda oldu.
Çocuktuk o zamanlar. Canı çok erik çekmişti. Hemen bana söylemişti. Bizim aramızda farklı bir şey vardı. Sanki ben onu her şeyden korurdum her istediğini yapardım. O öyle görürdü beni. Bir büyüğü gibi...
O zamanlar ben dokuz yaşında o ise yedi yaşındaydı. Mahalledeki en güzel erikler Osman amcanın bahçesinde bulunurdu. Bakmayın öyle dediğime. Tadını bilmezdik. O kimseye vermezdi eriklerinden ama görünüşü çok güzeldi. Daha pazarlarda satılmazken onun ağacında büyük büyük olurdu.
YOU ARE READING
ERİK AĞACI
SpiritualOnları birbirine bağlayan bir erik ağacıydı. Küçüklerdi daha. Sevmek neydi ki, nerden bilsinlerdi. O zamanlar Ömer hislerinin adını bilmiyordu. Aşk nedir, sevgi nedir bilmeden sevmişti Zümra'yı. Belki de dünyanın en masum sevgisiydi bu sevgi. Bir an...
