Giriş

15 1 0
                                        

Yeni kurgum ile herkese merhabalar efendim!

Herkesler tarafından bilinmeyen, lakabı 'Layusoo' olan ben yeni bir kurguya başlıyorum.

En az 3 sene sürecek bu kitap, hayatımın en uzun soluklu kitabı olacak gibi. (Emin değilim 5 yıl da olabilir. Ruh halime bağlı)

Uzun bir kitap, bir Sultanın uzun olan hayat hikayesi. Hayatı entirikaların içinde geçen, hatta ve hatta direk entirika içerisinde doğan bir Sultan, Mihrimah Sultan.

Bir edit videosu izlerken aklıma geldi bu roman. Aklımda dallanıp budaklandı ve yazıya geçirilme vakti geldi. Burada konusunu anlatacak değilim ancak biraz sonra okuyacaklarınızdan az çok anlarsınız diye düşünüyorum.

Kitapı ikiye bölmeyi düşünüyorum ama bu iki kitap olacağı anlamına gelmez. Demek istediğim bir bölüm gelecek ve siz 'Ah! İşte yazar beyin bize ilk başta bahettiği dönüm noktası olan bölüm bu' diyeceksiniz.

Tarihle yakından uzaktan hiçbir ilişkisi olmayacak. Sadece kalıp olan, Osmanlı, paşalar, sultanlar ve ünvanlar gibi şeyler tarihle alakalı olacak. Kısaca kişiler ve olaylar tamamen, tekrar yazıyorum TAMAMEN benim şahsi hayal ürünümdür!!!

Aslına bakacak olursak sadece birkaç olay Muhteşem Yüzyıl dizisinden esinlenilecektir, yalnızca birkaç olay. Yani kopyala yapıştır bir kurgu değil.

Onun dışında hikayeye renk katacak, kalfalar, ağalar, haznedar(lar), aşçılar ve daha nicesiyle bütünleşen bir kitap olacak.

Benim bu kitapta yazacağım en önemli şeylerden biri 'Kadınlar Saltanatı'. Zaten yüzde altmış-yetmişi Mihrimah Sultan'ın içinde bulunacağı dünya olacak. Bunu da ileride anlayacaksınızdır.

Modeller bölümlerin başlarında sizlere sunulacaktır ve modellerimiz genellikle Muhteşem Yüzyıl ve Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde yer almış kişilerden oluşacaktır. İlk modeliniz karşınızda, yoksa modellerimiz mi desem?

:

Sultanımızın gençlik yıllarını Pelin Karahan, sonraki yıllarını Hülya Avşar modelliyecek

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Sultanımızın gençlik yıllarını Pelin Karahan, sonraki yıllarını Hülya Avşar modelliyecek.

Eğer neden böyle bir karar aldığımızı soracak olursanız. Şöyle bir cevap alacaksınız; "Zira, ben öyle uygun gördüm."

Esprimizi de yaptığımıza göre hikayeye geçebiliriz. Bu bölüm sadece tanıtım amaçlıdır.

Keyifli okumalar~~~

{}{}{}

Takvimler, Miladi'ye göre 1614 Kasım 7, Hicri'ye göre 1023 Şevval 4, gününe denk gelmekte idi. Cuma günüydü.

Yatsı namazından sonra Valide Sultan dairesinde yaşayan, Mihrimah Sultan, hem Kızlar ağası hem de Darüssade ağası olan, Sultan'ın haremdeki eli ayağı, devletin en yetkili isimlerinden olan, Piyan Ağa ile şömine önündeydiler.

Sabah yaşananlar Sultan'ın an be an aklında idi.

Torunun, doğrusu yeğeninin oğlu olan lakin torunu gibi sevdiği Refik Ahmet'in cülus törenini yapmıştı. Kendisi ise tekrardan 'Saltanat Naibesi' ünvanını kazanmıştı.

Babüssaade kapısının arkasında torunuyla birlikte duruyorlardı. Torunu öylesine heyecanlıydı ki elleri titremekteydi.

Elindeki bastonu ile torununun ayağına yavaşça vurdu. Torunu korkarcasına kafasını kaldırdı. Mihrimah Sultan onu teskin edecek bir konuşma yaptı. "Benim canım torunum. Zinhar korkmayasın, zira ben ve paşalar her daim senin yanında olacağız. Korkma ve de endişelenme. Senin için Saltanat Naibeliği yapacağım. Ne zaman büyüdün ve aklın başına geldi o zaman naibelikten çekileğeceğim. Eğer erken bir vakitte emri hak vâki bulursa, validen her daim senin yanında olacaktır evladım. Korkma endişelenme, halkın seni bekler."

O gün Mihrimah Sultan'ın konuşması genç padişahı pek bir etkilemişti. Genç padişah daha bir güçlenmiş ve arkasında dağ gibi insanların olduğunu anlamıştı.

Babüssade'nin ağır kapıları yavaş yavaş açıldı. Büyük validesinin gözlerine bakan genç padişah gücünü aldı ve dışarı bir adım attı. Takdim edildiler, "Destur! Padişah-ı Devran Sultan Refik Ahmet Han. Destur! Naibe-i Saltanat Valide-i Muazzama Mihrimah Sultan Hazretleri."

Tahta oturan küçük padişah ve Osmanlı'da bir ilk olarak, padişahın yanında yüzünü kapatmadan culüs törenine katılan, Mihrimah Sultan.

Törende paşalar önce padişahın eteğini, ardından Mihrimah Sultan'ın elini öpmekteydi. Uzun süren törenden sonra halk dışarıda kutlamalar yaparken Sultan saraya çekilmişti.

Piyan Ağa, Sultan'nın emirlerini beklemekteydi. Mihrimah Sultan konuştu, "Yıllardır bu günü bekledik ağa. Rabbime şükür bugünleri tekrar görebildik lakin ölüme her geçen gün daha yaklaşmaktayız."

"Allah sizi başımızdan eksik etmesin sultanım."

"Amin ağa, amin. Ama her nefis gibi biz de ölümü tadacağız. Bu nedenle bir karar kıldım."

"Buyurun Sultanım. Emriniz başım üstüne."

"Artık akşamları yanımıza gel. Yatsıdan sonra her gün bir saat sana hayatımızı anlatacağız. Rabbime şükürler olsun uzun ve ihtişamlı bir hayat verdi bize lakin elbet bir gün son bulacak. Hayatımın bir efsaneden çıkmasını istiyorum ağa. Gelecek nesil sultanlarını bilsinler. Desinler ki 'Bir sultan geçti bu diyarlardan. Allah ondan razı olsun. Pek güçlü idi' desinler ve dua etsinler isterim ağa."

"Pek iyi düşünmüşsünüz Sultanım. Elbette torunlarınız hayatınızı bilmeli."

"Hayırlı geceler ağa."

"Hayırlı geceler Sultanım."

O gece Sultan uyumadı ve doğumundan bugüne olan yaşantısını düşündü. Sonraki günler hayatını Piyan Ağa'ya gün be gün anlattı. Asırlar geçse de Mihrimah Sultan unutulmadı ve kadınların yol göstereni olarak hep var oldu. Ruhu şad olsun.

}{}{}{

Umarım tanıtımı beğenmişsinizdir.

Yeni bölüm yakında gelecek.

Bir şeyler anladınız mı???

Fikirleriniz buraya.

Yorum yapmayı ve oylamayı unutmayın.
Bir sonraki bölüme kadar görüşmek üzere.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 30, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

İşte Öyle Bir ŞeyStories to obsess over. Discover now