Yine güneşli bir sabaha uyandım. Güneş gözüme vurdu demek isterdim ama odamdaki pencere çok küçüktü ve saçma sapan bir duvara bakıyordu. Bu eve taşındığımızda neden bu karanlık odaya geçmiştim ki? Büyüktü, ama içim artık kararmaya başladı. Karanlık, çok karanlık... Aklıma güzel bir fikir geldi. Evde boş bir oda vardı. Küçüktü ama tatlıydı. Hemen yatağımdan fırladım annemin yanına gidip odamı değiştirmek istediğimi söyledim. Pek istemese de ısrarlarıma dayanamayıp kabul etmek zorunda kaldı. Oda ıvır zıvırlarla doluydu. Bu kadar eşya nereye gidecekti?
Önce telefonumu alıp hemen alışveriş yapmaya başladım. Odamı güzelce süsleyecektim. LED ışık, poster, ayaklı askılık ve yapay sarmaşık... Ne kadar gerekli şeyler ama değil mi? Sosyal medyada hep görüyordum bende istiyordum, sonunda aldım. Aslında sosyal medyada daha neler görüyorum da bunlar basit olanlar...
Odayı boyatmaya karar verdim. Gri yapacaktım ama açık gri öbür türlü oda daha da küçük görünürdü. Babam boyaları aldı. Kendim boyamak istiyordum, her şeyi kendim yapmak istiyordum. Çok seviyorum böyle işler yapmayı. Büyüyünce de zaten iç mimar ya da organizatör olmayı düşünüyorum...
Hemen işe başlamak istiyordum, bu yüzden de odayı boşaltmam gerekiyordu. Annemle beraber eşyaları odadan çıkarttık. Odayı boyamaya başladım. Çok uzun ve yorucu bir işti. Ama akşama kadar bitirdim. Sömestr tatilinde olduğumuz için rahat rahat çalışabilirdim.
Siparişlerim 4 güne geldi. Bu sürede bizde yatağımı odaya taşımış, çıkardığımız eşyaları da benim odama taşımıştık. Eski odamda kız kardeşimle beraber kalıyorduk. Odanın yarısına bir kapı yaptırdık böylece kardeşim eşyalarla aynı odada olmayacaktı.
Yatağımın yanında kalan boşluğa askılığı koyup kıyafetlerimi yerleştirdim ve yapay sarmaşığı ona astım. Aldığım posterleri boş duvara asıp etrafına LED ışıkları astım. Posterlerin hemen önüne de önceden aldığım aynalı dolabımı koydum. Pencerenin yanına da çalışma masamı koydum.
Her şey tam hayalimdeki gibi olmuştu. Ama hala bir şey eksik gibiydi. Eksik olan şey oda da değil, bendeydi...
