Üzerimde beyaz geceliğimle güneşin yeni bir güne doğuşunu Ordu'daki dağ evinin terasından seyrediyordum.Burada yeşilin, mavinin,ve kızılın binbir tonunda huzur bulmam gerekirken her bir zerrem adeta cevapsız sorularla can çekişiyordu. Düşünceler içerisinde kaybolmuş bir vaziyetteyken,arkamdan bir el belime sarıldı dudaklarını boynuma sımsıcak bir şekilde bastırdı ki o buse ile adeta içinde bulunduğum o karabulutlar dağıldı.Sahiden bir buse bütün cevapsız soruların kaygılarını silebilir miydi?
Enfal bunu başarmıştı. Yalnızca birkaç dakikada olsa o cevapsız soruları unutmuştum.
Enfal ellerini belime dolamış, başını boynuma gizlemiş olduğu halde derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.Sesinden endişeli olduğu belliydi.
-Sevgilim burada mıydın? Uyandığımda seni yanımda bulamayınca endişelendim.
Bende hafif bir şekilde sırıtarak "Ne oldu Enfal Bey korktun mu? " diye soru yönelttim.
Sesini hafif bir şekilde umursamazlık katarak
-Ben mi korkucak mışım?
Sadece bu saatte buraya gelmen beni endişelendiriyor ve senin ne düşündüğünü bilmek istiyorum ?
Derin bir nefes aldım bu havada güzel şeyleri düşünmek ,anı yaşamak varken biz benim cevapsız sorularıma odaklanmıştık. Derin bir iç çektikten sonra yüzümü Enfal'e döndüm
- Bir şeyim yok Enfal sadece dememle kalmadı Enfal kelimeyi sinirle ağzımdan aldı ve şöyle devam etti.
- Sadece ne Eylül seni sokağa terk eden o vicdansızları düşünmeni istemiyorum.Bana sıkıca sarıldı ve aynı tonda konuşmasına devam etti.
-Bak Eylül senin yanında kocaman bir ailen var her şeyden öte senin o güzel harelerin için dünyayı yakacak olan sevdiğin adam var .
O esnada gözlerimden akan bir kaç damla yaş onun omzuna akmış olacak ki elleriyle gözyaşlarımı sildi ve kocaman bir buse kondurdu.
Söz sırası bana gelmişti önce nutkum tutuldu ve nefes alamadım sonra derin bir iç geçirerek
-Ihh ! Biliyorum sevgilim,ama istemsizce düşünüyorum beni doğuran o kadın beni hiç mi sevmedi yada beni terk ederken hiç mi vicdanı sızlamadı elimde değil düşünmemek.
Enfal beni kucağına aldığı gibi yatak odasına yöneldi .Bir an için " nereye diye soru sorarken buldum kendimi.
Enfal sırıtarak" nereye olabilir küçük hanım odamıza malum o güzel harelerinizin uykuya ihtiyacı var tabi benimde senin o güzel kokuna derken odamıza çoktan gelmiştik.
Enfal beni yatağa narin bir çicekmişim gibi özenle yerleştirdi ,sonra yanıma sokuldu sımsıkı sarıldı düzenli nefes alışverişlerinden uyuduğu anlaşılıyodu.
Enfal benim evlatlık verildiğim ailenin akrabasıydı ama benim ilk dostum ilk göz ağrım ve bütün ilklerimin ait olduğu tek insandı.
Hayat ne garip değil mi?
22 yıl boyunca aile bildiğin insanlar aslında hiç bir şeyin arada hiç bir kan bağı olmamasına rağmen sana bakanlar, şöyle düşünüyorum da acaba onlarda o büyük günahın neresindeler ; onları masum çıkarmak için binbir türlü bahaneye sığınsam da onlarda en az o büyük günaha sahiptiler çünkü benden benliğimi gizlemişlerdi.
Onlara kızgınlığım da kırgınlığım da bu yüzdendi .Onlar bensiz yapamazdı biliyordum ama onların yanında olursam onları kırmaktan korkuyordum
.
Onun için güvendiğim insanla dalgalı olan hislerimi sakinleştirmek için güvenli liman olan bu dağ evine geldik.
Bu dağ evinin bizim için yeri ayrıydı Enfal' le hislerimizi ilk defa bu evde birbirimize açmıştık,aşkımızı bu evde taçlandırmıştık ,bu evde evlilik yoluna ilk adımı atmıştık. Taki nişandan hemen sonra bir zarf içinde hayatımın gerçeği gelene kadar yine bu köhne duygular beynimi ele geçirmişti.
Ben bu köhne duygular içinde kaybolurken yanımda bir melekleri kıskandıracak güzellikte bir adam duruyordu.Dağınık saçları, yanık buğday teni kirli sakalları ve benim vurgun olduğum yeşil hareleri o hareleri beni benden almıştı.
Kendimce şükrettim bu eşsiz güzellikle bir ömür boyu gecenin defterini kapayıp yeni bir günün kapısını aralayacağıma .
Yataktan sessizce kalktım usulca kapıya doğru ilerledim. Mutfağa gidip birşeylerle uğraşıp kafamı dağıtabilirim diye düşündüm . Buzdolabından sürahideki suyu en sevdiğim bardağa koydum bir nefeste suyu bitirdim.
Sonra playlistemden minik serçenin "Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi özel
Önemli zannetmem."
Bir şarkı nasıl bu kadar güzel anlatırdı.Hayattaki iniş çıkışları anlatan önemli şarkıydı.
Kahvaltı hazırlayabilirdim çünkü dünden beri hiçbir şey yemememiştim.
Mutfak dolabından kahvaltılık sunumlarını aldım ve kahvaltılıkları yerleştirdim.Enfal'in çocukluğumuzdan beri en sevdiği portakallı ve kakaolu capkekleri yapmak için kollarımı sıvadım. Keki karıştırıken sanki bütün sinirimi kek hamurundan çıkarıyordum, karıştırma işi bitince rahatlamıştı.
Capkekleri fırına attıktan sonra, salondaki koltuğa kendimi zor atmıştım ki telefonum zır zır çalmaya başladı. Arayan İstanbul'daki beni büyüten Firuze annemdi.Konuşmak istemediğim için telefonu meşgule attım. Böyleydim bir tarafım samimiyetle dolup taşarken diğer yanım güvenim yıkıldığı anda o yüreğimin ortasındaki küller hemen soğumazdı. Tekrar affetmesi için bir çok sebebe ihtiyacı vardı. Kolay yıkılmazdım ama bu gerçek beni sarsmıştı belki bu sarsılış gelecekteki enkazların habercisi olacaktı fakat biz sonradan farkına varacaktık.
Fırından çıkan enfes koku sayesinde kekleri hatırladım eğer o kekleri yaksaydım Enfal benimle bir ömür dalga geçerdi.
Kekleri fırından çıkarmama kalmadan mızmızlamalarla aşağı inen Enfal bey tıpkı küçük bir çocuğa benziyordu ağzının içinde anlamadığım birşeyler mırıldanırken , capkeklerin kokusunu almış olmalıki birden mızmız çocuklar sevdiği birşeyi gördüklerinde gözleri sevinçle parlamıştı adeta gözlerini iki eliyle ovalayıp kokuyu takip ederek bana doğru yöneldi
-Demek ki rüya değilmiş en sevdiğim kekin kokusu ,tam keklerden almaya kalkıştığı an ellerine yapıştırdım kızarak,"Enfal doğru banyoya elini yüzünü yıkamaya." diye banyoya yönlendirdim.
Oda : Tamam prensesim sakin ol şimdi gidiyorum ,dedi tabi o esnada kocaman bir buse kondurmayı ihmal etmedi. Kekleri masaya götürdüğümde Enfal hızla kahvaltı masasına geldi. İkimiz de kurt gibi acıkmıştık .Kahvaltımızı yaptıktan sonra masayı beraber topladık .Enfal bana doğru yöneldi ve ; "Hayatım hazırlanalım istersen bugün bizimkilerle buluşmamız var. Geç kalmayalım. "
Bende Enfal'in tuttuğu elini bıraktım
-Sevgilim sen hazırlan ben birazdan çıkarım yukarıya aşağıda yapmam gereken bir kaç işim varda.
Enfal tamam diyerek yukarı çıktı .
Ben buluşmaya gitmek istemiyordum evde kalıp şu aile meselesiyle ilgili araştırma yapmak istiyordum. Enfal'in sözünden vazgeçmeyeciğini biliyordum fakat hiç yapmadığım şeyi tüm cazibelerimi kullanıp onu ikna etmeyi başaracaktım.
Yukarı çıktığım da duştan yeni çıkmıştı odaya girdiğim de o eşsiz ve çekici manzarayla karşılaştığımda işimin ne zor olacağını düşündüm. Ama gitmek istemiyordum yanına sokuldum kahvelerimi yeşillerine dikip gömleğinin düğmelerini iliklerken derin bir sessizlik hakimdi sanki gözlerimiz konuşuyordu .Sessizliği bozan ben oldum.
-Harelerine yandığım şu buluşmaya gelmesem dememe kalmadan beni kendine doğru çekti nefeslerimiz birbirine çarpıyor onun o eşsiz kokusu nefesimi kesiyordu birkaç dakika gözlerime baktıktan sonra
-Olmaz prenses sen benim sözlerimi ne zaman bozduğumu gördün. Hem beni bu tür hilelerle kandıramayacağını en iyi senin bilmen gerek .
Yüzümü düşürerek " Nereye gidiyoruz?" diye sordum.
Enfal zaferin verdiği sevinçle Levent'lerin mekana sadece Levent,Deniz ve biz olacağız.
Bulunduğumuz halin içinden ayrılarak
-O zaman ben hazırlanayım dedim.
Enfal hazırlanmıştı çoktan benim için de deniz mavisi bir elbise seçmişti altınada nood renkli bir sandelet ve onun bana aldığı takılardan kendi tasarladığı özel kelebek ve papatya kombinini seçmişti . Beni nasıl bu kadar iyi tanıyabiliyordu. Hazırlandım ve aşağı indim Enfal arabayı çalıştırmıştı arabaya bindiğimde göz ucuyla baktı ve şöyle dedi.
- Çok güzel gözüküyorsun hayatım özelliklede bugün üzerinde benim dokunuşlarım varken.
Sırıttım ve hemen böbürlenmesen olmaz değilmi sıntır şey seni dedim.
Sonunda benim için eşsiz olan bu mekana gelmiştik burası maviyle yeşilin bir araya girdiği bir butik kafeydi. Burayı beraber açmıştık. Levent ve Deniz bizi öyle bir karşıladıki o an iyikide gelmişim dedim. Biz dostlarla eşsiz sohbet ederken İstanbul'daki ailem bakın neyle uğraşıyordu.
Aynı anda İstanbul'daki ailem...
Annem salonun ortasında oturmuş bir vaziyetteyken yanına babam geldi.
Annemin elini tutarak
-Firuze nedir bu halin?Güçlü olman gerek .Eylül' ü tanımıyormuş gibi yapma!Kızgınlığı geçince muhakkak gelecektir. Enfal yanında hem korkmamıza gerek yok.
Annem babamın ağzından lafı aldı ve şöyle devam etti.
-Cengiz benim korkum o yönde değil , Eylül' e o zarfı gönderenler. Eylül'ün asıl ailesinin aşiret olduğunu biliyorsun bugüne kadar hiç açılmayan bu konu neden birden açıldı. Cengiz bizim bu konuyu araştırmamız lazım Eylül annesinin yasak ilişkisinden olduğunu anlarsa işte o zaman yıkılır.
Sahiden ben bu gerçekleri öğrendiğimde ne olacaktı. Sadece bu gerçekle mi sınırlı kalacaktı hayatım .Bugünler diğer günlerden daha mı iyi olacaktı...
ESTÁS LEYENDO
Arafta Aşk
Chick-LitMevsimsiz sabahlara uyanıyordum.Benliğimi yitirmiş gibiydim .Kafese hapsedilmiş özgürlüğü elinden alınmış kuş gibiydim.Özgürlüğümü elimden alan ise en sevdiğim insan ve en yakın bildiğim dostumdu.Benim hikayem daha yeni başlıyordu.İntikamdan doğan b...
