mutluluklar.

114 8 9
                                        

~chan~
Arkadaşlarımla konuştuktan sonra telefonu cebime attım. Yatakta kalkmadan esnedim ve bir süre tavana bakakaldım.
Yarın okul vardı, mutluydum. Evet derslerden, öğretmenlerden nefret ediyor olsam bile seungmin'i göreceğim için çok mutluydum!

Saat 8 civarlarıydı. Güzel bir duş almam gerekiyordu. Öyle de yaptım, ılık bir duşa girip üzerimi giyindim. Saçlarımı kurutup yatağa girdim.

(...)

Sabah 7'ye kurduğum alarm ile kalkmıştım. Üzerime beyaz gömleğimi ve kravatımı geçirdim. Klasik okul formasıydı işte.
Tek yaşadığım için rahatça mutfağı dağınık bırakıp evden çıkmıştım. Spor arabama binip okula geldim. Evet, bütün kızların düştüğü, zengin;yakışıklı bir çocuktum. Haha aman ne güzel.

Garaja park edip telefonumu çıkardım. Önüme bakmadan yürüyordum. Koridorda sınıfa doğru ilerlerken benden kısa bir bedene çarpmıştım. Bunun etkisiyle benim telefonum onun ise kitapları yere düşmüştü. Kafamı kaldırdığımda onu gördüm. Seungmin..

Hemen eğilip kitaplarını toplamasında yardımcı oldum.
Telefonumu alıp cebime attığımda ayağa kalkıp konuştum.
"Üzgünüm önüme bakmıyordum."
Seungmin hafif tebessüm etti. Bir kez daha neden aşık olduğumu anlamıştım.
"Sorun yok, ayrıca ben de özür dilerim."
Hızlıca ekledim. "Dileme senin bir hatan yok."
Kitapları dolabına yerleştirirken gülüp bana cevap verdi.
"Sen bakmıyordun ama ben bakıyordum. Daha dikkatli olmam gerekirdi. Ama bence uzatmamıza gerek yok."

Kafamı salladım. Zil çaldığında birlikte sınıfa girdim. Bizimkileri gördüğümde yanlarına girdim.
Tabiki serseriydim. Herkese kabadayı, ona melek..
İşte buna aşk diyoruz.
Seungmin de kendi arkadaşlarının yanına gittiğinde gözlerimi ondan aldım. Zor olsa da.

Minho koluma girip konuştu.
"yemiyorlar çocuğu amk."
Ona bakıp göz devirdim.
Hyunjin ve Changbin güldüğünde ağız eğdim. Bazen sinir ediyorlardı insanı!

Ders başladığında seungmin hariç kimse ders dinlemiyordu.
Akıllı miniğim benim.

Başımı sıraya koyup ona bakmaya devam ediyordum ki bana bakmasıyla kafamı hemen başka bir yere çevirdim.
Chan okuldasınız oğlum, kendine gel.
Bana baktığını hissetsemde dönmedim.

Zil çaldığında arkadaşlarımla dır dır etmeye çalışıyorken seungmin geldi, hayran hayran ona bakarken konuşmaya başladı.
"Changbin şey, bir şey konuşabilir miyiz?"
Changbin mi!?
Changbin bana baktı.
Evet seungminin changbinden hoşlandığını biliyordum ama.. Herneyse arkadaşımın mutluluğu benim için önemliydi.
Seungmin Changbin'in bana baktığını görünce oda baktı. Gülümsemeye çalışarak onlara döndüm.
"Ah, acıktım sanırım. Hyunjin kantine iniyorum geliyor musun?"
Hyunjin şoktaydı.

"T-tabii gelirim."
Şuan kendimi çaresiz hissettiğim kadar hiç bir şekilde çaresiz hissetmemiştim.

Kantine indiğimde yüzümü düşürmemeye çalıştım. Hyunjin bana acıklı bir yüz ifadesi ile bakıyordu.
Sevmedim bunu Hyunjin.
"Kek alacağım, ister misin?"
Sadece bana bakıyordu.
"Hey!"
İrkilerek başını salladı.
"Çilekli süt de alırsan neden olmasın?"
Gülümseyip çok olmayan sıraya girdim. İstediğim şeyleri alıp masaya geri geldim.

Ama telefonum çantamdaydı.
"Bekle biraz, telefonumu alacağım."
Kafasını sağladığında yukarı çıktım. İçeri girecekken gördüğüm manzara ile dona kaldım. İnanın bana oracıkta nefesim kesildi. Oracıkta ölmek istedim. Cesedimi bulamasınlar dünyadan iz bırakmadan yok olmak istedim. Onu hiç sevmemişçesine...
Sevdiğim çocuk ile en yakın arkadaşım dudak dudağaydı..

Girip güçsüz yanımı göstermekten korktum.
Bir hışımla çatıya çıktım.
İntihar edecek değildim. Burası bana iyi geliyordu. Tamam dışardan ne kadar sert gözüksemde, ağlamayı seviyordum.

Bu sefer lanet ettim. Seungmin'i 2 yıldır seviyordum.
2 yıl önce gelmişti. Ve arkadaş olmuştuk. Sonra kulağıma changbin ve seungmin dedikoduları gelmişti. Tabikii inanmadım. Arkadaşımın böyle bir şey yapacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
Ama doğruymuş. Ahh ne kadar da aptalım.

Dökülmeye yüz tutmuş göz yaşlarım bir bir akarken yere oturup bir bacağımı kendime çektim.

~Hyunjin~
Ben Changbin'in böyle bir şey yaptığına inanmıyorum. Evet haklıyım. Changbin Chan'ın çoçukluk arkadaşıydı. Ben yapsam bile daha inandırıcı gelirdi.

10 dakika..15 dakika..
Nerdeydi bu Chan? Sınıfa doğru adımlamaya başladım. Tam girecekken seungmin ve changbini burun buruna görünce duraksadım.
Hızlıca içeri girdim daha sonra. İkiside hemen ayrılmıştı.
Sesim sert ve net çıkıyordu.

"Chan nerede?"
Birbirlerine baktılar, Changbin konuştu.
"Kantinde değil miydi?"
Seslice nefes verdim.
"Evet, kantindeydi. Sınıfa gelip telefonunu alacağını söylemişti. Fakat şuan hiçbir yerde yok. "

Seungmin'in kafasına dank etmiş olacak ki gözlerini yumdu.

"Siz, ne yaptınız?" diyip Changbin'e baktım.
Seungmin söze girdi.
"Biz aslın-"
"Hiçbir şey!" diyip araya girdi Changbin.
Sinirden yüzüne bir yumruk geçirebilirdim!
O sırada zil çalmıştı. Changbin'in omzuna çarparak yerime geçtim.
Seungmin yerinden kalkıp hızla dışarı fırladı.
Hah! umrundaymış gibi.

~seungmin~
Biz öpüşürken görmüş olmalıydı.
Arkadaşlarım sürekli Chan'ın benden hoşlandığını söyleyip duruyordu.
Tamam hissetmiştim..
Çatıya çıktım. Chan burada sakinleşirdi bilirdim.
Kafasını dizlerini gömmüştü. Hıçkırığını duyana kadar ağladığını düşünmemiştim. Kalbimin kırılma sesi o kadar yüksek sesle çıkmıştı ki Chan duydu diye ödüm kopmuştu.

Sessizce yanına oturdum. Farketmiş olacak ki bana baktı. Beni görünce arkasını dönüp göz yaşlarını bir hışımla sildi.
Ufak, ama onun için çok zor olan bir tebessüm yerleştirdi yüzüne.
O güçlüydü.
"Hey seungmin! Neden derste değilsin ders başladı."
Daha fazla dayanamayıp sarılmıştım o güzel kokusuna. Nasıl farkedemedim ben seni Chan? Nasıl?.
Yavaşça kollarını belime sardı. Bana o kadar kırgındı ki. Ama hala o hızlanan kalp atışlarının sebebiydim.
Bu..bu tarif edemeyeceğim bir duyguydu.
Ve ben o melek gibi kalbi paramparça etmiştim. Tam şuan.
Changbin ile aramuzda bir şeyler olmuştu. Ama ben onunla Chan'dan ne kadar hoşlandığımı söylemek için gitmiştim. O ise yanlış anlayıp dudaklarıma.. ahh herneyse.
Kendime gelip Chan'dan ayrıldım.
Bana bakıyordu.

"Chan."

"Efendim?"

"Şey aslında ben.."

Chan önüne döndü.

"Evet biliyorum. Changbinle birbirinize ilginiz var. Ve bu çok net. Senden hoşlandığımıda anlamışsın.. Ve şuan bana acıyorsun, sizi öpüşürken gördüğümü biliyorsun. Ama sorun değil. İkinizin mutluluğu benim için daha önemli min. Beni düşünme. Gerçekten ilişkinizi mahfedecek bir şey yapmayacağım. Söz veriyorum."

Söyledikleri şeyler, kalbimi çok acıtmıştı. Changbini feğil seni seviyorum ben Chan..

yazdım öylesine. Sadece eğlenmek için. Bugün tekrar bölüm atacağım.

byeeee🖤


chanmin ~olmazlara inat~ 🍷Stories to obsess over. Discover now