Carmen

42 3 2
                                        

Bilmem kaçıncı veda kaçıncı yakarış kaçıncı ümitsizlik...
Gitmek mı kalmak arasında kafam iyice karışıyordu. Aklımda bir sürü sorular hangisine cevap verecektim ben de bilmiyordum. Yatağıma uzanmış bu soruları düşünürken zil sesiyle uyandım. Yerimden kalktım dağılmış saçlarım kısa mor geceliğimle kapıya doğru koştum. Gelen postacıydı. Bana bir zarf uzattı. Zarfı elime aldığımda içimde bir ürperti meydana geldi. Bütün vücudum sanki donuverdi. İçimdeki anlamsız duygulara bir tercüme bulamıyordum. Adamın bana imza atar mısınız demesiyle irkildim. Birden başımı sallayarak evet işareti verdim. İçeri girdim ve her zaman ki sevdiğim rahat pembe koltuğuma oturdum. Zarfın içinde ne yazdığını düşünmeye başladım. Zarfın dışında hiç bir şey yazmıyordu. Açmaya karar verdim. Kâğıdı çıkardım içinden ve yazılara dokunmaya başladım yazılar hâlâ ıslaktı. Mektubu okumaya başladım.
Sevgili Carmen ,

Bu mektubu yazmayı çok kez denedim ama bir türlü cesaret edemedim. Seni ne kadar çok kırdığımı incittigimi biliyorum. Ama yaşadıklarımızı bir türlü unutamıyorum. Çok kez denedim. Ama baktım ki ben hala sana aitmişim. Seni düşünürken hep aynı heyecan hep aynı mutluluk, huzur..
Biliyorum üzerinden altı ay geçti ama hiçbir şey için belki de geç değildir. Seni her zamanki yolun çıkışındaki barda bekleyeceğim.
Adria.
Gelen mektup ondandı ben kendi içimde bazı şeyleri bitirmeye çalışırken bu da nerden çıkmıştı şimdi. Bana yaşattığı acılar varken şimdi bu mektup da neyin nesiydi. Koltuğumun üstüne oturdum gözyaşlarım benden habersizce akmaya başladı kendimi durduramıyordum. Sımsıcak gözyaşlarım usulca dudaklarımı ıslatıyordu. Aslında her sevgi zamanla biterdi ama demekki ki bizim aşkımız hâlâ bitmemişti. Yerimden yavaşça doğruldum ve banyoya doğru yürüdüm. Aynanın karşısına geçtim. Şimdi ne yapacağıma bilmeden kendime baktım aynada . O sırada annem hadi kahvaltıya diye seslendi. Saat çok geç olmuştu üniversiteye geç kalmıştım. Üniversitede son sınıftım tıp okuyordum.
- Geliyorum anne diyerek anneme seslendim. Üstümde kısa bir tişört altımada kısa bir etekle kombin yaptım. Saçlarımı da ortadan ayırdım iki tarafıma o sevdiğim ayıcıklı tokalarımı taktım. Biraz çocuksu olsada ben o ayıcıklı tokalarımı çok seviyordum onlar benim için çok özeldi. Merdivenlerden aşağıya doğru indim. Hiç iştahım yoktu. Yüzüm bembeyaz olmuş hafif gözlerimde kızarmıştı. Ağzıma bir parça ekmek attım ve bir dilim peynir yiyerek evden ayrıldım. Otobüs durağına doğru yürümeye başladım. Kafam çok karışıktı ne yapacağımı bilmiyordum. Okul çıkış Adria ' nın yanına gidecek miydim?. Bunları düşünürken otobüs yaklaştı ve kartımı okuttum. Cam kenarına oturdum. Camdan dışarı bakmaya başladım okula giderken en sevdiğim şey bu olsa gerekti. Otobüsün pencerelerine vuran yağmur damlalarıyla irkildim. Ve çoktan okula gelmiştim. Sınıfıma geçtim ve orta sıralara doğru oturdum. Ders bitmişti şimdi ne yapacaktım ona karar vermeye başladım. En iyisi bir kahve içip kendime gelmem gerekiyordu. Adria ile bir konserde tanışmıştık. O gün arkadaşlarımla beraber konsere gitmiştik. En sevdiğimiz rep şarkıcı gelmişti. Çılgınlarca ortada sesimizin çıktığı kadar avaza avaza şarkı söylüyorduk. Tam o sırada dengemi kaybedip düşüyordum ki fakat bir el kolumu sarıverdi.Ne olduğunu anlamadan birden kolumu tutanın kim olduğunu anlamaya çalışıyordum. Etraf çok karanlıktı göz gözü görmüyordu. Ama benim tek gördüğüm elimi tutanin elindeki o conviction yazısıydı. Bana iyi misiniz? diye bir ses duydum.Sesim titriyordu iyiyim dedim.
Kısık bir sesle o kadar bağırmışım ki sesim çıkmıyordu. Anlamadım diyerek tekrar iyi misiniz dedi. Bu sefer kulağına doğru eğildim ve iyiyim teşekkür ederim dedim. O da önemli değil diyerek söze atıldı.
Ben Adria diyerek elini uzattı. Bende elimi uzattım ve eli o kadar sıcaktı ki kendimi farklı hissettim. O gün ilk defa ilk görüşteki aşka inandım. Çünkü dağınık saçları bir çift kahverengi gözleriyle bana doğru bakıyordu. Simsiyah giyinmişti. Ve üstünde siyah deri ceket vardı. Benim de o gün üzerimde mini bir elbise vardı. Saçlarımı at kuyruğu yapmıştım. Adria o gün iyi eğlenceler diyerek yanımdan ayrıldı. O gitti arkasından bakakaldım. Artık onu bir daha hiç göremeyecektim Sadece isimlerimizi biliyorduk. Hiç sohbet etmemiştik. Konserden sonra eve gittim. Üzerimi çıkarttım. En sevdigim üstünde kelebekler olan pijamamı giydim. Yatağıma uzandım ve tavana doğru bakmaya başladım. Adria Adria diyerek ismini sayıklamaya başladım. İçimde sanki kelebekler uçuşuyordu aynı pijamamdaki kelebekler gibi tabi onlar uçmuyordu. O gece gökyüzü de çok sessizdi. Tıpkı odamın sessizliği gibi. Sabah çoktan olmuş pencereden sızan güneş gözüme çarpıyordu. O gün hafta sonuydu. Okul için bir kitap almaya gidecektim. Banyoya gittim bir sıcak duş aldım, dişlerimi fırçaladım saçlarımı taradım dağınık bir topuz yaptım. Üstüme siyah bir kısa elbise giydim. Spor ayakkabılarımı da giydim ve dışarı çıktım. Hava çok güzeldi. Kulağıma kulaklığımı taktım ve hareketli bir müzik açtım. Kitapçıya doğru yürümeye başladım. Ama aklımdan o isim çıkmıyordu Adria. Kapıdan girdim ve kitapları karıştırmaya başladım ve aradığım kitabı alarak kasaya yöneldim. Ücretini ödedikten sonra kahve içmeye karar verdim ve bir yandan da aldığım kitabı incelemek istiyordum. Kitabımın adı Tıptaki Teori sistemiydi. Önüme ilk çıkan kafeye yöneldim. Ve barmen bölümüne doğru yürüdüm. Bir sade kahve sipariş verdim. Arkamdan bir ses de şekerli kahve sevmez misin dedi? Başımı sola doğru çevirdim. Ve karşımda Adria ne yapacağımı bilemedim. Geceden beri düşündüğüm erkek tamda karşımdaydı. Güzelim sana diyorum diyerek seslendi tekrar .Şeyy neden olmasın dedim. Gözlerimin içine bakarak gülümsedi. Meğersem Adria orada ki barmen bölümünde çalışıyormuş. Bir cam kenarına oturdum ve heyecanla siparişimin getirmesini bekliyordum. Ellerim titriyordu. İçimden sakin ol Carmen sakin ol Carmen diye tekrar etmeye başladım. Tam o sırada Adria kahveyi getirdi. Teşekkür ettim. Ve yanımdan sessizce uzaklaştı. Bir şeyler söylemesini bekliyordum belki tanışmak ister diye düşünmüştüm içimden ama o yerine döndü tekrardan . Bende gözlerimi onun geçtiği tarafa bakarak kahvemi içmeye başladım.
Tekrar arkamdan bir ses nasıl beğendi mi? dedi. Kahvem sade değildi ve şeker tadından ziyade karamel tadı vardı. İnsanın ağzında farklı bir tat bırakıyordu. Evet diyerek başımı salladım. Daha önce bu duygular oluşmamıştı bende. Nasılsın diyerek söze başladı bende iyiyim dedim sanki kelimeler boğazına düğümlenmiş. Konuşurken zorlanıyordum. Çıkışta bana bira içelim mi dedi? Daha o söylemeden ben evet diyerek çığlık attım. Kendim de değildim sanki rüya da gibiydim. Adria yine bana o kirli sakalının altından bir kahkaha attı. Sonra onu orda işten çıkmasını bekliyordum. Ailemden çok izin alan biri değildim. Sadece annemi arayıp gecikeceğimi söyledim. Adria ile saat 21.00 ' da kafeden ayrıldık.
Yolun sonundaki bara doğru yürümeye başladık. Bara girdik ve herkes Adria'ya selam vermeye başladı. O da herkese selam verdikten sonra garsonun gösterdiği yere oturduk. Içerde slow yabancı müzikler çalıyor ve insanlar eşleriyle birlikte dansa uyum sağlıyordu.
Birden Adria bana dönerek dans etmek ister misin? dedi .Bende olabilir diyerek ona onay verdim. Elimi hızlıca tuttu ve piste doğru beni çekmeye başladı . Elini yavaşça belime dokundurdu. Ve gözlerini gözlerime getirdi. Kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi. Nefesim hızlanmıştı. Dudaklarım sanki delice onu öpmek istiyordu ama buna cesaret yoktu. İkimizde aynı boylardaydık. Tabi benim ayağımdaki beş cm topukları saymazsak. O kadar hafif dokunuşlarla dans ediyordu ki kendimi tamamen ona bırakmaya karar verdim.
Ta ki kapıdan o kız gelene denk. Bir hışımla Adria'yı kendine çekti ve o dolgun kırmızı dudaklarına dudaklarını bastırıverdi.
Adria elimi yavaşça bıraktı. O da kızın öpüşmesine karşılık verdi. O anda donakaldim. Hiç bir şey yapamadan. Sonra benim varlığımın farkına vardı. Ve beni Luca ile tanıştırdı. Sesim titriyor bir yanda da gözyaşlarımın akmaması için kendimi zor tutuyordum. Ben Carmen diyerek elimi uzattım. Luca 1.80 boylarında kısa kızıl saçlı ve yeşil gözlü bir kızdı. Ve giyinişi adeta bütün erkeklerin dikkatini çekiyordu. Vücudundaki elbise tam da ona göreydi. Kırmızı sırt dekolteli elbisesiyle bütün gözler ondaydı. Birlikte bir masaya geçtik ve biralarımızı yudumlamaya başladık. Luca Adria' nın omzuna yattı ve sakallarıyla oynamaya başladı. O da parmaklarını Luca' nın parlak kızıl saçlarına içinde gezdirmeye başladı. Daha fazla dayanamayarak ayağa kalktım. Ben gidiyorum diyerek hızla

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 23, 2022 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

CarmenStories to obsess over. Discover now