28 numara

94 14 10
                                        


Bu bir trende ilk seferi olacaktı. Sırtındaki çantası ile, ara ara buzlanmış zeminde dengesini sağlamaya çalışarak adımlıyordu. Önünde yürüyen kişilerin hafif dengelerini kaybettiklerine bile şahit olmuştu. Bir ayağını karın daha yoğun olduğu yerde tutmayı tercih ediyordu. En azından karda yürümek zor olsa da, çok fazla kaymıyordu. Kar yağmaya da devam ediyordu sabahtan bu yana. Yollar hariç çoğu yer beyazla kaplanıyordu bile. Tren yolunun da bir kısmının öyle olduğunu fark etmişti ilerledikçe. Bu yüzden endişeliydi. Ertelenme olasılığı da onu korkutuyordu ama en çok korkutan, yolda bir sorun çıkmasıydı. Bu güzel havada kötü düşünceleri kendinden uzaklaştırmak istercesine derin bir nefesi ciğerlerlerine yollamıştı.

Bilet aldığı vagon numarasını gördüğünde heyecanı daha da katlanmıştı. Kapının önünde bir adam gördüğünde çantasını açarak biletini aramaya başlamıştı. Daha sonra aklına gişeden aldığı bileti katlayıp cebine koyduğu gelmişti. Buraya koyduğuna emindi şimdi ama adamın yanına geldiğinde bile eline uzun ince kağıt parçası gelmemişti. O sırada önündeki adamın bir soru sorduğunu işitmişti.

"Bilet kontrolü içeride yapılıyordu, değil mi?" Görevli adam da olumlu yanıt verdiğinde çantasını kapatarak kapıdan içeriye geçmişti. Çantasından cebine aniden aramaya geçtiği için düşen sweatshirtünü de almayı ihmal etmemişti. Üç basamaklı küçük merdiveni geçtiğinde kısa bir koridor karşılamıştı onu. Hemen solunda da bir lavabo vardı. Aklına kazımıştı burada olduğunu, kullanması gerekebilirdi. Hemen birkaç adım ileride de otomatik bir cam kapı vardı. Elini yan taraftaki cihaza uzattığında koltukların olduğu alana açılıyordu. Bunu önündeki adamı izlerken fark etmişti. Yoksa bir süre kapının önünde nasıl açılacağını düşünebilirdi. Heyecanı onu bazen düşüncesiz yapabiliyordu.

Adamdan gördüğü şeyi yaparak sonunda asıl kısma ulaşmıştı. Yolculuğu çok uzun olmadığı için normal koltuklardan almayı tercih etmişti. Aldığı koltuk numarasını hatırlamaya çalışıyor, diğer yandan da yukarıda yazan numaralara bakıyordu. Gördüğü numara ile hemen hatırlamıştı koltuğunun orası olduğunu.

28 numara.

Hemen yerine yerleşerek kabanının uzun cebine elini tekrar atmıştı. Peçetelerden başka bir şey gelmiyordu eline. Böyle zamanlarda hatırlamakta oldukça güçlük çekerdi. O yüzden birde çantasını tekrar karıştırmaya başlamıştı ama yoktu. Yüzü boş koltukta duran çantasına dönükken, dibine giren gençten habersizdi. Kulağına çarpan nefes ve derin ses ile kendine gelip irkilmişti.

"Buldum seni 28 numara." Kendine gülümseyen çocuğun ne demeye çalıştığını anlamamıştı. Masum bakışları gözlerindeyken diğerinin gözlerinin içine bakmaya çalışıyordu ama pek mümkün değildi. Gülümserken adeta gözleri yok oluyordu. 'Sevimli' diye geçirmeden edememişti içinden.

Gözünün önüne uzatılan biletle anlamıştı. Alıp cebine yolladığı ama geri eline dönmeyen biletiydi bu.

"Kulaklığını cebinden çıkarırken düşürdün. Sana vermek isterdim ama dışarı çıktığından sana yetişemedim. Yerler biraz kaygandı." Yalan söylemişti yabancı olan. Çünkü kendini saklaması için onu kullanmayı düşünüyordu. İneceği durağa kadar idare etseler yeterdi.

Jaemin narin ellerini uzatıp bileti alacakken, kağıt parçası ondan birden uzaklaştırılmıştı. Oysa edeceği teşekkür bile dilinin ucunda hazırdı.

"Ama bu iyiliğim karşılığında senden bir şey istesem sorun olur mu? Oldukça küçük bir şey." Meraklı bakışları yine gözlerine yerleşmişti. Kafasını salladı yavaşça. Zaten yakında olan beden, kafasını biraz daha yaklaştırarak konuşmaya başlamıştı.

beraber kaçalım [nomin] Stories to obsess over. Discover now