Nilay, aydınlık görünen dünyasında karanlıklar taşıyan biriydi.
Ulaş ise sahte aydınlıklardan hiç hoşlanmazdı.
Nilay'ın karanlığına adım attığında,
orada kendinden bir parça buldu.
Karanlıklarının tonu aynıydı.
Bu karanlıktan birbirlerini zorla çıka...
Öncelikle hoş geldiniz benim yakışıklı ve güzel okurlarım. Başlamadan önce bir tarih atıp anı bırakmaya ne dersiniz?
Ben Sude ve her zaman diyeceğim gibi burası benim kusurlu dünyam. Buna hoş geldiniz, eğer bu satırları okuyorsanız benim çocukluk hayallerimi gerçekleştiriyorsunuz demektir. Kaç kere vazgeçip vazgeçip yazdım, kaç kere silip silip tekrardan döktüm kelimelerimi, bunca şeye rağmen onlardan ayrılamıyorsam belki vardır bir şeyler deyip sizin huzurunuza sunuyorum. Benim kadar olmasa da iyi kötü bir şekilde karakterlerimi sevebileceğinizi söyleyebilirim.
Ben Sude, burası benim kusurlu evrenim ve kusursuz kusurlara sahip karakterlerim. Siz de benim güzel okurlarım, benim acılarıma hoş geldiniz. <3
Keyifli okumalar dilerim, kitabın playlistine biyografi bölümümden ulaşabilirsiniz.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"hiç başlamamış başlangıç ve hiçliğe karışmış son, mezarlıklar bundan ibaret."
Bazen bazı anlar olur, nefes bile almak istemezsiniz. Aldığınız nefes içinizi yakar, kalbiniz atması gerektiği gibi atmaz, akamayan gözyaşlarınız içinize dolup taşar ve siz tek bir tepki bile veremezsiniz. Sevdikleriniz en nefret ettiğiniz olur, kendiniz siz olmaktan çıkarsınız hatta belki hiç kendiniz bile olmamışsınızdır bu acı dolu hayatta. İşte bunu fark ettiğiniz an, bazı anlar olmuyordur artık. Hiç başlamamış başlangıç ve hiçliğe karışmış bir son. Ölü kalpler mezarlığı sadece bunlardan ibaret, atmayı bırakmış bir kalp ve hiç yaşamamış bir ruh.
Okuduğum kitabı tanımışlık hissiyle boş gözlerle okuyup sıkılarak kapatıp kenara koydum ve sağa sola baktım. Her zamanki gibi hayatıma hiçbir katkı sağlamayan sınıfıma baktım. Kimisi bu saçma hayatını kurtarabileceğini sanıp harıl harıl ders çalışıyor, kimi kızlar hava soğuk olduğu için petek başına toplanmış dedikodu yapıp gülüyor kimi erkekler de sınıfın en arka sırasında toplanmış bel altı muhabbetler yapıyorlardı. O kadar sığ düşünceli ve boş insanlardı ki...
Sıkıntıdan ayağa kalkıp elimi hırkamın cebine atarak bahçeye indim ve okulun arka tarafındaki merdivenlerden inip depoya ulaştım, buraya kimse gelmediği için gürültüden uzak oluyordu. Mor ve Ötesi'nin Uyan şarkısını açıp kulaklıklarımı taktım, gözlerimi kapatarak bağdaş kurdum ve kafamı duvara yaslayıp şarkıyı mırıldanmaya başladım.
Sadece renkler vardı, sonra kayboldu onlar da Biz nefes alamadan Ah, bu hayat, anlamsız bir şaka Herkes bunun farkında
Çok sıkıldım ağlamaktan, durmaktan Bu ahlaksız oyunlara devam etmek günah
Sen, yine de o yolun sonundaydın Sen, yine de hiçbir şey yapamazdın Sen, uyuşuk, tembel, yalnızdın Sen