Bulutsuz bir gecede arabasının klimasını kapatıp camlarını açmış, olağan gücüyle gaza basıyordu. Serin bir yaz gecesinde fazlasıyla iyi hissettirecek bir davranıştı ancak bu, kışın en soğuk ayında yapıldığında dışardan gören herkes sürücünün delirmiş olduğunu söyleyebilirdi.
Kuru soğuk yüzüne çarpıyor, çarptığı her yeri acımasızca yakıyordu. Direksiyonu sıkı sıkı tutan parmakları donmaya başlamış, titreyen çenesi üzerindeki kontrolünü çoktan kaybetmişti.
Telefon sesi duyulduğunda arabasındaki düğmelerden birine basıp aramayı cevaplamıştı.
"Ne zaman geleceksin?" Tiz bir ses.
"Beş dakikaya." Dışarıdan gelen sesler kendi sesini bastırmıştı.
Telefonun diğer ucundaki kişi de rüzgar sesinden başka bir şey duyamamış olacak ki telaşlı bir şekilde konuştu: "Kapat şu camları! Hava buz gibi, donarak ölmek mi istiyorsun? Belki ona sıra bile gelmez, kaza yapacaksın. Kafayı mı yedin Xiao Zhan?" Cümleleri art arda sıralarken nefes almayı unutmuş gibiydi.
Tebessüm ettikten sonra az önceki düğmeye tekrar basıp aramayı sonlandırdı.
Kaza yapmak mı? Aslında fena sayılmazdı. Belki sonrasında hafızasını kaybeder, adını bile hatırlamazdı. Ya da bu kadar hafif atlatmaz ve ölürdü. Ölmek? İnsanların ondan neden bu kadar korktuğuna bir türlü anlam verememişti. Öldüğünde kafasından ve içindekilerden tamamen kurtulurdu. Ancak yine de herkeste olduğu gibi, içinde bir yerlerde yaşama tutunmak isteyen birisi vardı. Bu yüzden söz dinleyip camları kapattı.
Çok geçmeden arkadaşının attığı konuma varmıştı. Gerçekten çok kötü bir gün geçiriyordu, bir anlık gafletle belindeki silahı kafasına dayayabileceği kadar kötü bir gün... Buna rağmen sevgilisinden ayrılmış arkadaşını teselli etmek için buraya gelmişti. Çünkü hayat böyleydi, sen dalgaya karşı yüzmezsen o dalga seni boğardı. Bu yüzden Xiao Zhan yüzmekten hiç vazgeçmedi.
Yumuşak tınılı bir şarkı sesinin hakim olduğu şık mekanın bar kısmına yönelip arkadaşının oturduğu taburenin hemen yanına geçti.
"Derdin ne senin?" Omzunda hissettiği dokunuşla güzel yüzünü yanındaki adama çeviren genç kadın ses tonunu sabit tutmaya çalışarak konuştu.
"Asıl senin derdin ne? Neden ayrıldınız?" Kızarmış yanakları ve burnuyla az önceki 'deli' adamdan eser kalmamıştı.
Genç kadın Xiao Zhan'ı gayet iyi tanıyordu, kendi sorunu çözülmeden ağzından laf alamayacağını biliyordu. O yüzden üstelemedi. "Evliymiş ve bunca zaman beni kandırmış."
Xiao Zhan'ın şekilli kaşları çatılmıştı, yanındaki kadının gözlerinden tek bir damla yaş düşmemiş olmasının nedenini şimdi anlamıştı. Ne demesi gerektiğini bilmiyordu, zaten böyle bir durumda ne denirdi ki? O yüzden güzel yüzü birazcık da olsa güldürmek umuduyla kulağına fısıldadı: "Silahım yanımda."
Neyse ki birkaç saniyenin ardından hoş bir kıkırtı kulaklarında yankılanmıştı. Sonrasında ciddi bir tavır takınıp yanındakinin acısını sahiplenmiş, elinden geldiğince rahatlatıcı şeyler söylemeye çalışmıştı.
"Ben de bir başkasıyla yapabilirim, değil mi gege?" Gecenin ilerleyen saatlerinde içkinin verdiği rahatlık onu ele geçirmiş gibiydi.
Xiao Zhan dudaklarını aralamaya fırsat bulamadan yanındaki kadın sol tarafındaki adamın sırtına dokunmuştu. Neyse ki hala geç değildi, oldukça çekici bir aurası olan adamın yüzü kendisinin olduğu tarafa döndüğünde özür dileyip yakın arkadaşını buradan götürebilirdi. Ancak işler tahmin edebileceğinden biraz farklı ilerlemişti.
YOU ARE READING
loving you is a losing game // yizhan
Fanfiction"Seni bu gece kesinlikle öldüreceğim."
