Her şey farklı olsaydı ne olurdu?

493 15 15
                                        

Akşamları kapının ziline basan, kapıya vuran kimse olmamıştı hayatımda. Odamdan duyduğum ayak sesleri hep anneme aitti. Salondaki koltuklar boş, yatak odasındaki yatak ise tek kişilikti. Balık tutmayı, tıraş olmayı ve arabayı kullanmayı bilmezdim. En garip olan -en azından benim için- "sevgi" kelimesiydi. Sevgi neydi ki? Sevgiye dair ne biliyordum? Sokaklar, okul ve dostluklar. Hepsi sevginin aptallık olduğunu, hatta zayıflık olduğunu öğretiyorlardı. Neden sevgiden bu kadar korkuyorlardı anlayamıyordum. Bununla birkaç yıl önce yüzleştim ve gerçeği gördüm. Ben, sen, biz... O kadar sevgiye açız ki, sevginin ne olduğunu bilmeden yetiştiğimiz için başımızı okşayan, seni seviyorum diyen herkese inandık ve ona ölümüne bağlandık. Ne gerek vardı ki bunlara? Ben de seni seviyorum deyip hayata devam etmek çok mu zordu? Belki de sevgi görmediğimiz için onları kaybetmek istemedik. Onlar olmadan gecemiz gece, gündüzümüz gündüz olamazdı. Hava karanlık bir bulutun hüküm sürdüğü bizi zehirleyen bir sıvı fırlatırdı üzerimize. Yağmur denen hadisede ıslanmak, geçmişi ve geleceği gözden geçirmek. Hepsi bizi yavaş yavaş öldürüyor, bazılarımızı öldürdü. Sevgiye aç olmak, sevgi gösterene bağlanmak ve sonucunda ıssız, yalnız gecelerde odamıza giren ay ışığı ile birlikte dalınan derin düşünceler. Bunlar beni, seni ve bizi sevgisiz, soğuk ve duygusuz insanlar yaptı. Hala bazı geceler düşünüyoruz, "Her şey farklı olsaydı ne durumda olurduk?" Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Zehirli DüşüncelerBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin