1. grift.

28 4 5
                                        

🎵 Cummrs : I'm not angry anymone

🌸 Başlangıç tarihleri;

Girift; birbirinin içine girerek çözülemeyecek biçimde karışmış olan, iç içe geçmiş, çapraşık.

YAŞAM ÇİÇEĞİ

°°°°°

01.01.14

"Masallar bir varmış, bir yokmuşla başlar. Vardım, yok oluyorum."

Bazı geceler yatağıma yatar ve ölümümün nasıl olacağını düşünürdüm. Babam, sabahı göremeyecekmişim gibi beni döverken, oracıkta can vereceğimi düşünürdüm. Ya da tüm her şeyden kurtulup ölümümün yaşlanmak ile olacağını umut ederdim.

Bu ikisi arasında gidip gelirdim, ne o cefayı, ne de kurtulursam oluşacak olan sefayı düşlemeyi bırakamazdım.

Ama hiçbir zaman ölmeyi istememiştim. En korkunç gecelerin bile sabahlarında kendimi yenilemiş olarak uyanır, sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki tenim sulu boyanın renklerine boyanmamış gibi davranırdım.

Evet, bunun bir gün gerçekleşeceğini biliyordum lakin bu şekilde; çöplerle dolu bir sokakta, çakır keyif iki adam tarafından olmasını hiçbir zaman düşlememiştim. Belki yaşlanınca olacaktı, belki de kazayla ama bu şekilde olmamalıydı.

Para istiyorlardı benden; 'ya paran, ya canın' diyorlardı. Cebimde tek bir kuruş olsa yerdeki su birinkitisinde atıp, dilek dileyecek kadar çaresiz hissediyordum. Karşılarında savunmasızdım; ne babamı aklayacak bir laf çıkabiliyordu ağzımdan, ne de benim bir suçum yok diyecek cesaret bulabiliyordum kendimde.

Ben Marin.
Marin Alaca.

Henüz on sekizime iki ay varken, daha fazla yaşayacak günümün olmadığını haber verircesine bir silah dayalı şakağıma. Korktuğumu belli etmek istemesemde tirtir titriyordum karşılarında.

Ölmek istemiyordum.

Bugün kapım çalındığında; babamın bir tefeciye borçlandığını duyunca şaşırmamıştım, sonrasında beni kefil olarak göstermesine şaşırmadığım gibi. Ondan her türlü kötülüğü beklerken, yine yaptığı her yeni kötülükte nefesimin kesilmesine engel olamıyordum.

Bugün borcunun son teslim tarihiydi ve babam yoktu.

Ben okuldan eve dönerken, babam olurdu.
Ben işten eve dönerken de babam olurdu.
Ben hata yapsam da yapmasam da babam mutlaka akşamları evde olurdu.

Babam beni dövmek için evde hep olurdu. Ama o şimdi yoktu.

Şu an ölmektense o dayağı yemek isteyecek kadar acizdim.

Ölmek istemiyordum.

Başıma silahı yaslamış olan adam, beklediği telefonu almış olmalı ki sol elindeki telefonun kilit ekranını kapatıp cebine yerleştirdi.

İkiside kırk beşli yaşlarında olmaları lazımdı. Silahı tutan adamın yumuşak yüz hatları ve beyazlamış saçları varken, arkasında ki adam da keskin bir yüz hattı ve yeni boyanmış gibi görünen parlak siyah saçlara sahipti.

"Artık son duanı et, küçük kız." dedi, karşımdaki beyaz saçlı adam.

Geldiğim andan itibaren silahı bir santim bile kıpırdatmamıştı yerinden. Arkasında duran adam ise acelesi yokmuşcasına pis bakışlarını vücudumda gezdiriyor, ara sıra arkadaşını omzuyla dürtüyordu.

Buraya gelirken ağlamayacağıma söz vermiştim.

Ancak bu durumda ağlamamak çok zordu. O kadar çok korkuyordum ki, bırakın kendimi savunmak için bir şey yapmayı aklımı bile kullanamayacak kadar bilinçdışı kalmış hissediyordum.

YAŞAM ÇİÇEĞİ Stories to obsess over. Discover now