Neler oluyor? Nerdeyim? Heryer zifiri karanlık. Biraz sonra kapı açıldı, aahh dolabın içindeymişim. Ama bi dakika beni kendinde çeken kişi de kimdi? Etrafa baktım ama kimse yoktu. Artık anlamıştım, ters giden birşeyler vardı...
Kantine geri dönmek için yol aldım. Garip birşey vardı, neden kimse yok? Herhalde ders zili çaldı diyerekten sınıfa döndüm, ama kimsecikler yoktu. Aşağı kata indim görevli abla etrafı süpürüyordu, beni gördü ve sen hala burada mısın? Okul birazdan kapanacak, hadi evine git dedi. Nasıl olabilirdi, daha az önce kantinde sıla ile konuşuyordum. Ne kadar süredir o dolabın içindeydim?
Çantamı iyice sırtlandım ve okuldan çıktım. Tüm servisler çoktan kalkmıştı. Yürümek zorundaydım Yavaş adımlarla evin yolunu tuttum. Önümde uzun bir yol vardı...
Hava yavaş yavaş kararıyordu. Evin önüne geldim ve kapıyı açtım. Annem koşarak geldi ve nerelerdeydin? Çok merak ettim dedi. "Kütüphanede bir kaç kitaba bakıyordum saatin geçtiğini anlamadım" dedim"lütfen bir daha haber vermeden kalma Can aklım çıktı." Özür dilerim anne. "Yemek hazır gel otur masaya." Geliyoruuum, diyip banyoya çıktım. Okulun ilk gününden çok yorulmuştum. Sanki birşeyler olmuşta ben hatırlamıyor gibiydim. Elimle yüzüme su tutup kıyafetlerimi çıkardım ve pijamalarımı giydim. Karnım gurulduyordu. Aşağı yemeğe indim. Evi mis gibi yemek kokusu sarmıştı. Ooh evett o, zeytinyağlı sarma, en sevdiğim. Hemen masaya oturdum ve iştahla yemeğe başladım. Enfes olmuş anneciğim ellerine sağlık...
Annem hiç kaçırmadığı dizisini izliyordu. Ben de bir bardak kahve alıp odama çıktım. Bilgisayarımdan bu sıralar popüler olan, Squide Game dizisini izlemeye başladım. Ne dizi yapmışlar be. O kadar çok sardı ki saatin farkına bile varmadım. Çok geç olmuştu, çantamı hazırlamaya bile halim yoktu. Kendimi yatağa attım ve uykuya daldım...
Sen o çocuksun, seni hatırlıyorum. Can, diye seslendi, "efendim" benimle gel "sende kimsin" dedim. Soru sorma gel... Uzun bir yolda yürümeye başladık. Hiç konuşmadan sadece yürüyorduk. Uzun süre yürüdükten sonra durdu ve "geldik" dedi. Etrafta hiçbir şey yoktu. Nereye dedim. Dediğim an da okulda beni çektikleri dolabı gördüm. Dümdüz bir arazinin tam ortasında duruyordu. Dolaba doğru yürümeye başladık, o önde ben arkada. Dolabın önüne geldiğimizde, "dolaba üç kez tıklattı" ve aniden açıldı. Evet o, o kız seni biliyorum! Otobüste ki kız, bana soğuk bir yüz ifadesiyle baktı ve içeri gelin diye seslendi. Nasıl yani, kafamda ki sorular gittikçe artıyordu. Kimdi bu insanlar? Bu dolap neyin nesi? Ve o kızın daracık dolabın içinde ne işi vardı? Üstelik şimdi üç kişi oraya girmemizi istiyordu bizden...
Dolabın içine dikkatle baktım. Kız "acelemiz var gelecek misiniz?" Diye seslendi. Ve aniden kayboldu. Hadii ama nereye gitti bu kız, bu tamamen saçmalık. Ardından çocuk ta içeri girdi ve simsiyah dolabın içinde kayboldu. Tüm cesaretimi toplayıp bu olayı çözmek umudu ile adımımı dolaba attım. Heryer kararmıştı...
Can! Can, uyan tatlım sabah oldu, geç kalacaksın. Ne, rüyamıydı hadi ama anne tam zamanında uyandırdın! Aahh tüm sinirim bozulmuştu. Kalktım ve yüzümü yıkamak için lavaboya gittim. Geri döndüğümde çantamı hazırlamadığımı fark ettim. Fermuarını açtım ve içindekileri boşalttım. Bu da ne defterimin arasında bir not vardı. "Her zaman ki yere gel" yazıyordu. Ne? Her zaman ki yer derken neyi kastediyordu? Veya bu notu kim yazmıştı? Gitmeli miydim?
KAMU SEDANG MEMBACA
ALONYA
FantasiHer şey bir rüya ile başladı... Okulda ki dolabın büyülü bir aleme geçiş kapısı olduğunu öğrendiğimde, hiçbir şeyin farkında değildim.. Büyülü bir alem, büyülü bir krallık, büyülü canlılar.. Soluksuz macera, soluksuz aksiyon ve hayallerinize sığmay...
