1. Bölüm

115 5 2
                                        

Sessiz ve karanlık bir gece.. Sevdiklerinize her gece uyumadan seni seviyorum demeyi unutmayın zira bir daha böyle bir fırsatınız olmayabilir. Hayatta değer verdiklerimiz gidince eliniz ayağınız tutmaz olur. En acı sözde birbirinize iyi geceler dilediğiniz gecenin sabahında günaydın diyememek.

Sessiz ve karanlık geceyi bölen çığlık sesleri güzel rüyalarımdan beni alıkoyup kendimi bir ateşin içinde bulmama sebep oldu. Genzimi yakan dumanla öksürerek gözlerimi açmaya çalıştım. Hızlıca doğruldum yatakta. Göz gözü görmüyordu, ailenin çığlık sesleri kulaklarımı doldururken alevlerin sesi buna karışıyordu. Hemen başucumda duran hırkamla ağzımı kapattım. Bir yandan da ayağa kalkmaya çalıştım.

-Anne!

Sesim dumanla beraber boğazımı yakarken bir daha bağırdım

-Baba!

Yan odadan bir çığlık geldi, annemin yardım edalarıydı. Odalarına yöneldim fakat kapı yandığı için içerisi net değildi. Ciğerlerim yanmaya başlamıştı. Kapıdan içeri girmeye çalıştığımda anlık gördüğüm manzara hayatım boyunca unutmayacağım manzaraydı. Babam annemin dizlerinde baygındı, annem ise artık gücü yoktu ve bana baktı son sözleri;

-Seni çok seviyoruz kızım...

Oldu ve daha sonra gözyaşları içinde yere yığıldı.

Şuurum bana veda ederken hareket edemedim ve gerisi karanlıktı.

.

-Kendisine geliyor, şükürler olsun.

Işığa alışmaya çalışan gözlerimi kısarak açtım, ciğerlerimde ki duman etkisini devam ettiriyordu bunun etkisiyle öksürüğümde devam ediyordu.
Çevremde beyaz önlüklü iki üç kişi bana bakıyordu.

-Geçmiş olsun Liyan hanım. Nasıl hissediyorsunuz?
-Ben.. Ben bilmiyorum. Annem babam nasıl?

Hemşireler birbirlerine baktılar daha sonra doktora. Doktor boğazını temizledi ve

-Liyan Hanım, anne ve babanız yangın sırasında fazla dumana maruz kaldığı için..

Sustu. Zaten daha fazla bir şeyin devamını getirmesine gerek yoktu, ailemin o an benimle vedalaştığını anlamıştım. Çünkü o gece çok güzeldi ve her güzel şey bir gün biterdi.
Gözlerim yanmıştı, burnum sızladı ve sonunda durmaksızın yanaklarımı ıslatacak olan o damlalar gelmişti.

Dışarıda ağlamaklı sesiyle bağıran bir kadın sesi duyuldu

-Nerde! Nerde Liyan?!

Ses yaklaştı, yaklaştı ve en sonunda kapının önüne geldi. Daha sonra hızla kapı açıldı. İçeri gözyaşlarıyla boğulan yan evde oturan komşumuz Sabiha abla girdi. 30larına merdiven dayamış Sabiha abla bir elinde çantasıyla beni görünce kalakaldı. Gözleri kırmızı, yanakları ıslak, ağzı açık bana bakıyordu.

-Liyan..

Ağzının içinde adımı boğuk sesle söyledi. Yavaş ve yorgun adımlarla yanıma geldi, yatağa oturdu.
Elini elimin üstüne koymakta tedirgindi. Ben önce davrandım ve sağ elimle onun elini tuttum. İkimizin de konuşmaya hali yoktu.

-Nasıl oldun? Ben haberi gece aldım, İstanbul'dan ancak gelebildim.
-Abla.. Annemle babam.. Onlar beni bıraktılar.

Ne Sabiha abla ne de ben bir şey diyemiyorduk. Ne konuşacaktık, birbirimize ne diyecektik, bu durumda ne denirdi ki?
Tek bildiğim artık tektim

..2 yıl sonra..

-Sabiha abla merak etme beni. Her daim arayacağım söz. Sen hakkını helal et, toparlanmam da en büyük desteğimdin.

Yangından sonra 2 yıl geçmişti. 2 yıl burada onca hatıra ile nasıl yaşamıştım bilmiyordum fakat bunu bana fark ettiren şey ailemle her hafta sonu gittiğimiz o piknik alanıydı. beraber top oynayışlarımız, babamın ban uçurtma uçurtmayı öğretmesi... En çok canımı yakan ise koca çınar ağacının altında çekildiğimiz o fotoğrafı hatırlamaktı. kaç gece ağladım, kaç gece nefesim yetmedi ciğerlerime bilmiyordum. işte tam da bu yüzden buradan gidiyordum. tekrar nefes almam için gerekiyordu.

Bunu Sabiha ablaya söylediğimde gözleri dolmuştu. Gitmemem için bin bir türlü neden sundu bana. Ama en sonunda çabalarının etkilemediğini gördü ve gitmeme razı olmuştu.  Şimdi ise şehrin otogarında benimle vedalaşıyordu. sevdiklerimize veda etmek çok acıdır fakat ben en büyük vedayı zaten anne ve babama etmiştim. 

-Her daim telefonum açık, bak sıkıntın olur hemen ara. Dikkat et kendine Liyan.

Minik bir gülümseme ile karşılık verdim ve son kez sarıldık. Ardından otobüse bindim. herkes, her şey çok yabancıydı. sanki herkes bana bakıyor ve '' ne yapıyor bu kız'' der gibiydiler. yeni gideceğim şehirde yurtta kalacaktım. kimsesizler yurdu olması canımı acıtsa da bunu kabullenmek zorunda oluşum daha da acıtıyordu. evet, ben anneni ve babasını tek gecede o alevlerde kaybeden kişiydim. bir ailem yoktu, artık ailem sadece kendimdim.

yaklaşık 5 saat sonra yeni hayatımı kuracağım o şehre gelmiştim. yarım yamalak uykum aşağı inip bavullarımı aldım. şimdi bu koca şehre alışmanın vakti gelmişti. Ben, kalbimdeki özlem ve ellerimde bavullarım ile yeri hayatıma ilk adımlarımı atmış oldum.


1. BÖLÜM SONU

GİZLİ TÜNELStories to obsess over. Discover now