•Çok güzelsin•

70 4 0
                                        

Gündüzden nefret ettiğimi söğlemiş miydim ? Çünki , güneşin nefret ettiğim yakıcı şüaları gözlerimi delerken kalkmak en nefret ettiğim şeydi . Yatakta doğrulup camdan ayaklarım altında kalan şehri seyr etmiştim bir süre ayılmak için . Sonra gözlerimi ovuşturup , ayaklarımı soğuk parkelerin tenimi huylandırmasına izin vererek zemine bastım . Banyoya ilerleyip lavaboda eyildim ve yüzüme buz gibi suyu avuçlarımla çarpıp her bir hücremin karıncalanmasına izin verdim, yavaşça doğrulup aynada kendime baktım ve su damlalarının yüzümden zemine intihar edişlerini izledim bir süre .

Banyodan çıktığım gibi mutfağa ilerledim . Su ısıtıcıyı çalıştırıp kavanozdan biraz kuru karanfil demliye attım ve üzerine buzdolabından aldığım yıkanmış elmayı dilimleyerek ilave ettim . Kaynayan sudan üstüne alıp demlenmeye bıraktım ve hava almak için terasa çıktım .

Zarif meltem yüzümü okşarken , güzeller güzeli metropolise baktım . Bu şehir benim cehennemimdi . Ve ben bu cehennemin kanatsız şeytanı .

Mutfaktan demliyi ve ev yapımı kavanozdan aldığım çkolatalı kurabiyeleri terastaki masaya dizdim. Bir iki kahvaltılık ve sebzeyle minik masayı donattıktan sonra oturup çayımdan yudumlamaya başladım .
Telefonumun ekranında saate baktım ve içimden geri sayıma başladım .

3....2.....1..

"Günaydın kuzen , oh oh ne güzel mis gibi " diyerek omzumu pat-patlayıp yanıma oturan kuzenimi başımla onayladım .

Kai Almanyada yaşıyordu ve yaz tatili için New York'a benim yanıma gelmişti . Birlikte sadece sabah kahvaltısında ve akşamları görüşürdük . Çünki işlerimin yoğunluğu nedeniyle pek sık insanlarla iletişimde olamıyor ve özel hayatımı yaşayamıyordum . Geceleri kuzenimle çıkıp gezer kafa dağıtırdık . Ve bu biraz olsun kendime gelmem için yeterliydi.

Bu gün de kahvaltıdan sonra kalkıp odama gitmiş ve giyinme odama geçip üzerimi değişmiştim . Lacivert dar kumaş pantolon bacaklarımı sararken , beyaz dar gömlek kaslarımı çevreliyordu , gömleyi pantolonun içine salıp gümüş tokalı kemerle ince belimi ortaya çıkarmıştım .

Omzuma kadar gelen saçlarımı topuz yapıp saatimi bileyime taktıktan sonra çalışma odama geçip anahtarımı ve çantamı alıp çıkmıştım evden.

Garajda arabama atlayıp güneş gözlüklerimi takmış ve İnto you dinleyerek ve sevdiğim sanatçıya eşlik ederek şirkete gelmiştim .

İşte gün şimdi başlıyordu . Babamın ortak olduğu şirketinde programıma uyqun mesai saatleri ve günleri dışında uğruyor ve hisselerimin bana verdiği görevle burada bir iki saat görünüyor sonra ise o mükemmel ötesi sevdiğim can sıkıcı kliniyime geri dönüyordum .

Adrenalin mi ? Peki ya adrenalin nerde ve ya adventure ? Dediğinizi duyar gibiyim , tabiiki de sıradan insanların sıradan dünyasında sıradan bir varlıktım . Filmlerde ve romanlardaki gibi mükemmel ve aktif bir hayatım yoktu ailem sağolsun .

Asansöre binip en üst katın düğmesini bastım ve asansör aynasından kendimi izledim , gömleğimin ilk 3 düymesini açınca iyi göründüğüm kanaatine vardım ve asansörün açılmasıyla dışarı attım kendimi . Babamın odasına biraz egolu ve kendimden emin adımlarla yürürken babamın sekreterine sırıtarak göz kırpmayı ihmal etmemiş ve çalmadan kapıyı açıp içeri geçmiştim .

Babam böğle hallerime alışık olduğu için bir şey söğlememiş ve gözleriyle koltuğu göstermişti ,ben de onu ikiletmeden koltukta bacak bacak üstüne gelicek şekilde oturmuş ve meşhur sırıtmamı yüzümden silmeden "Eee bakıyorum daa , bu gün pek formdasınız bay Jeon " demiştim. O ise göz devirerek elime bir kaç dosyayı tutuşturmuş bu gün ki toplantıda benimde olmamı ve bir aksilik , itiraz falan istemediğini söğlemişti .

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 13, 2021 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Closer\\TaekookWhere stories live. Discover now