Acılarını yıldızlara anlatan, o kadına...
>Broken Angel-
>Love Story
Kendiniz olun.
Fazlası olmaya çalışırsanız,
Bir hiç olursunuz.
-William Shakespeare
Bu kitabı, hayatım boyunca kalbi tüm kırılmışlara,
Gün aydınlandığı anda yüzüne mutlu maskesini takıp, gözyaşını silen herkese ithaf ediyorum.
Yağmurlu bir gece geçiriyordum her zamanki gibi. Kendi gözyaşlarıma benzettiğim damlalar, odamın camında upuzun bir nehir gibi iz bırakıyordu. Gözlerim, camıma konan ve aşağı doğru usulca inen yağmur damlasını gördüğünde yine dolmuştu. Acıyla gülümsedim. Duygularım o kadar yoğundu ki şu kapatıldığım bembeyaz duvarlar ve eşyalarla döşeli odada. Kaçış yok muydu? Evet, yoktu. Burnuma dolan o iğrenç hastane kokusuyla yüzümü buruşturdum. Nefret ettiğim bu koku, yıllardır hayatı zindan etmişti bana. Her nefes aldığımda burun deliklerimi yakıyordu.
Gözlerim hemen yanıbaşımdaki komodin'de duran ilaçlarıma takıldı. Son iki günüm kalmıştı. Sonra onları benden alacaklardı. Onu görmek için kalan son şansımı da benden alıyorlardı. Güçlükle kıpırdandım ve elimi ilaçlara uzattım. Küçücük bir mesafedeki ilaçlara ulaşmak bir insan için ne kadar yorucu olabilirdi? Benim için olmuştu. Ellerim ilaçlara ulaştığında sonunda onları avucumun içinde tutuyordum.
Kapağı, parmaklarını zorlayarak açtım ve bir tane hap aldım. ikinciyi gece yatarken içecektim. Elime, yanda duran suyumu aldım ve tek bir hamlede ağzıma attım, acı ama bana tatlı gelen ilacımı. Arkadan suyumu da içtiğimde artık gülümsüyordum. Durumum fazlasıyla acınasıydı. Koridor veya bahçeye çıktığımda hemşire ve doktorların bana acıyarak bakmasından o kadar yorulmuştum ki artık insan içine çıkmak bile istemiyordum.
En kötüsü de onlara, "Bana acımayın. Bana bunu yapana acıyın..." diyememiştim. Kim inanırdı ki akıl sağlığını yitirmiş bir kıza? Parmak uçlarım kıpkırmızıydı. Bazen, çıkardım saatlerce toprağı tırnaklarımla kazımaya çalışırdım. Kendimde olmadığım zamanlarda. Titreyen ellerim, üstümdeki beyaz hırkama daha da sıkı sarıldı.
Gözyaşlarım her gece olduğu gibi teker teker terk etmeye başladı beni. Her seferinde terk ediyorlardı, her seferinde yenileri geliyordu. Sonra onlar da akıp gidiyordu sessizce, artık yoruldum. Kirpiklerimin ıslanmasından, gözlerimin ağlamaktan kızarmasından yoruldum. Ellerim yavaşça saçlarıma gitti ve usulca okşadım. Sanki o yaptırıyordu bana bunları, ama inanmak istemiyorum...
"Acımadı ki..." diye fısıldadım karanlığa doğru. Sanki beni duyuyormuş gibi, onun mavi gözlerini görüyordum boşlukta. Bulanık görüyordum. Sadece, bir çift mavi göz. Sonra görüntü netleşti ve her şeyiyle onu gördüm. Titreyen ellerim, ağzıma gitti. Sesli ağlayamazdım, kimsenin duymasını istemiyordum. Yine o dağınık, kumral saçları ve masmavi gözleriyle karşımdaydı. Her gece görüyordum zaten, neden bu kadar acıtmıştı?
YOU ARE READING
UÇURUMDAKİ HAYALLER
Romance"Kapat gözlerini." Dedin bana o uçurumun kıyısında. Söylesene, seni göremezse gözlerim, nasıl parlayacak mutlulukla? Bu hikayeyi hep beraber yazıyorduk. Ve şunu biliyorduk ki, hiç bir hikaye kolayca sona ermezdi. Ve bu... Onların hikayesiydi. "Kara...
