Odada, dışarıda yağan yağmur sesi ve zincir sesleri dışında ses yoktu. Zincirleri biraz daha çekiştirdi. Yağmur sesiyle uyumlu çıkarmaya çalışıyordu. Başardığın da ise zaferle bağırıyordu.
Tekrar yağmur sesiyle uygun ritim yakaladığını fark etti. " Bunla sekiz etti." Sevinçle bağırdı. Bugün fazla huzurluydu. Hemde tehlikeli bir şekilde. Şimdiye kadar annesi gelip onu susturması gerekiyordu ki sekiz kere çığlık çığlığa bağırmıştı. Daha fazlası da olabilirdi. Yapamadıklarını da hesaba katarsak baya yüksek sesli bağırmıştı. Ufak bir zincir sesine sinirlenen annesi ne olmuştu da gelmemişti?
Evi dinlemeye koyuldu. Yağmur damlalarının evdeki ahşapa damlama sesinden başka ses yoktu. Burnuna çürük et kokusu gelince sinirle soludu. Bir haftadır eve bu koku hakimdi. Büyük ihtimal annesi avdan sonra eti açıkta bırakmıştı. Ama neden?
Ne tür bir işi vardıda gitmişti? Karnı tekrar gurladı. Evet büyük ihtimal kurt adam çağrısına gitmiştir ve eti dışarda bırakmıştır ve onun ölmesi bile umrunda olmadığı için yemeğini hazırlamamıştır. Zaten en son cezada iki hafta yarım bardak suyla durmamış mıydı?
Sıkıntı ile tekrar iç geçirdi. Kendini kandırdığının farkındaydı. Ne zaman annesinin onu sevdiği hakkında kendini telkin etmeye çalışırken oluşan duygu gibiydi. Yalan olduğunu bile bile inanmak. Hayır ordaki annesi olamazdı. Bunu bir haftadır düşünüyordu.
Özgür olurdu degilmi? Tabi melez olmasaydı. Ne demişti annesi "Eğer tam kurt kadın olsaydın dışlanmaz evde zincirle bağlı kalmazdın. Benimle dışarıda olurdun." Yüzüne tiksinerek bakarak çıkıp gitmişti.
Evet melezdi ama bunda ne sorun vardı. Hem cadı hem Kurt kadın olamaz mıydı yani? Neden? Kim koyuyordu bu kuralları? Babasını özlemişti. Ona sarılmasını ona büyüler göstermesini. Karnı tekrar gurladı.
Oturduğu yerde yattı. Odadaki sökülmeden kalanları saydı 26 taneydi sonra dönüşümlerinden kalan pençe izlerini 49 taneydi. Neden pençe izi atmıştı ki oraya? Annesini memnun etmek için dolunaylarda bilinci yerinde değil gibi davranmak için. Belki bahçede yürüyüş yapmak için.
Kendi aptallığına güldü. Başta kıkırtı halinde başlayıp sona doğru kahkaha krizine dönüştü. Annesi gelmemişti iste ne kadar ses çıkarsa gülse bile. Onu birisinin bulmasını istedi. Burda ölmek istemiyordu. Annesinin cesedinin yanındaki gizli odaya zincirle bağlanmış halde. Kendi de kaçabilirdi ancak bunu yapamazdı bunu ona yapamazdı.
Sırtını kapıya döndü. Gözlerini kapattı, kokuyu almamaya çalışarak uyumaya çalıştı.
============
Yağan sağanak yağmuru izledi. Az önce hiperaktif torunlarını uyutabilmişti. Kendine papatya çayı yapıp bu durumu kendi içinde kutlamak için mutfağa yol aldı.
Papatya çayı hazırlarken gözü camdan yandaki eve takıldı. Evin etrafı kalın çitler ile örtülü idi. Söylentilere göre orda çok değerli birşey saklıydı. Bu söylentiye inanan hırsızlar girmişti tabi oranın sahibi Bayan Lupin tarafından dövülüp hastanelik edilmişti. Kadını ilk gördüğü zamanı hatırladı.
Buraya yeni taşınmıştı. Bahçesinden ses gelince tanışmak istemişti. Minyon bir kadındı soluk sarı saçlara ölü mavi gözlere sahipti. Boş boş bakıp direk kovarcasına göndermişti onu. Sonra ise bahçesini sularken çitin biraz aralanıp ordan onlu yaşlarında bir oğlan çocuğu çıkmıştı. Onu görünce çok korkmuştu. Onu gördüğünü annesine söylememek için yalvarmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Luna Lily Lupin /Çapulcular
Hayran Kurgu"Ben bir canavarım" Luna Lupin "Ah birdiniz iki oldunuz" Çatalak "Acıktım." Kılkuyruk "Canavar değilsin." Aylak "CaNaVaR DeĞiL...
