Kaynaşma

22 1 0
                                        

16 kişi sınıftaydık. Daire yapıp yerde oturmuştuk sağımda Buğra vardı başımı onun omzuna yaslamıştım. Ne ara bu kadar samimi olduk inanın bende bilmiyorum. Ama onu çok sevmiştim. Sürekli beni güldürüyordu. Çok tatlı bir çocuktu.

Solumda Atakan vardı. Benle Buğra'ya sinirli sinirli bakıyordu. Tamam salak değildim. Beni hâlen sevdiğini biliyordum. 11. Sınıfta bana açılmıştı. Bi ara sevgiliydik sonra beni aldatmıştı. Şerefsiz piç, bak yine sinirlendim. Sanırım beni aldattıktan sonra benden yediği beddualar tuttu ve beni sevmeye başladı.

Sevsin piç bende bi ara sevmiştim onu. Kızıl saçlarımı geriye atıp başımı Buğra'nın omzundan çektim. Bileğimdeki tokayı çekip saçımı topuz yaptım. Biraz canım acımıştı çünkü bandaj hâlen kafamdaydı. Hepimiz formalarımızı çıkarmıştık. Ben Allah'tan beden derslerine hep kıyafet getirmeyi unuttuğum için okul dolabıma kıyafet koymuştum. Bol siyah tişört ve siyah kısa tayt giymiştim.

"Yaz tatilimin okulda tutsak olarak geçeceğine hâlen inanamıyorum" diye bağırmıştı bir kız. Düşüncelere daldığım için bağırmasıyla havaya zıplamıştım. Ne bağırıyon piç.

Atakan'ın "Korktun mu?" Diyen yumuşacık sesi kulağıma gelmişti.

Bartu "Ölmedi ölmedi" diye söylenmişti. Gözlerimi devirdim. En son zincir bilekliği ipucu niyetine bulmuştuk. Ama şöyle bişey vardı. Hiç birimiz birbirbirimiz eline koluna ne taktı diye bakmamıştık ki amk. Nerden bilelim kimin. Bu gerçeği öğrendiğimde histerik bir kahkaha atmıştım.

"Hadi doğruluk cesaretlik oynayalım."
Gelen sese gözlerimi devirdim. Sende her boka gözlerini deviriyon ha. İç sesime gözlerimi devirdim ve kafa dağıtmak ve insanların kişiliklerini öğrenmek amaçlı -kimin katil olduğunu anlamak amaçlı- ayağa kalktım ve çantamdaki su şisesini aldım. Şişe doluydu, zaten susamıştım. Şişeyi kafama diktim ve tek içişte hepsini bitirdim. Şişeyi çektiğimde Bartu bana şaşkınca bakıp "Üfff hayvan" diye mırıldandı.

Güldüm. Ve ona orta parmağımı gösterdim. Sırıttı. "Hadi başlayalım" diyip şişeyi elimden alan sarışın Ece'ye sinirli sinirli baktım. Şişe benim amk kendine gel. Neyse şişeyi çevirdi ve şişe Buğra'yla bizim sınıftan Aygüle gelmişti.

"Doğruluk mu cesaretlik mi" diye sordu Buğra.

"Doğruluk"

"Katil sen misin?" Maşallah oğlumuzda ne kadar zeki. Aynen benim dicek salağa bak.

Aygül "Aynen benim" deyince tükürüğümde boğulup öksürmeye başladım. Bu sürtük benim içimi mi okuyor? Atakan tam elini uzatıp sırtıma doğru vuracakken Bartu Atakan'ın elini ittirdi ve kendi hayvan gibi vurmaya başladı. Sanırım ciğerim çıktı.

"Yavaş Allah'ın cezası yavaş" diye mırıldanıp elini ittirdim.

Bana pişmiş kelle gibi sırıttı. Pişmiş kellesine kellesini pişirmek ister gibi baktım. Bi kaç kişi daha çıkmıştı. Bartu'nun eskiden 388384 tane flörtü olan yavşak olduğunu, Buğra'yla Bartu'nun kuzen olduğunu öğrendiğimiz birkaç oyun geçmişti sıra benle Buğra'daydı cesaret demiştim ama bana öyle sırıtıyordu ki umarım kafamı kesip çöp kutusuna koyup, kollarımı akıllı tahtaya sarıp bacaklarımı masaya sabi-

"Bartuyu öp" nE? Kafamı kesmekle olan planım daha iyi geliyordu şuan.

Tabikide itiraz ettim. "Yok devenin nalı" dedim. Gayet açık oldu bence.

"Cesaret dedin yapmak zorundasın"

"Hayır ya hem ben namuslu kızım bi kere töremize aykıriii" ne diyon amk Heycandan ne dediğimi şaşırmıştım.

Birimiz KatilWhere stories live. Discover now