-EV-
"Yok bu böyle olmayacak!" diyen Rose'ye döndüm. Saatlerce emlakçı gezip durmuştuk ve sonuç bütçemizi aşan bir sürü evdi!
"Hadi kalk gidiyoruz." diyen Rose ile kaşlarım anında çatıldı.
"Benim şuradan şuraya adım atacak halim kalmadı Rose." dediğimde elimle hemen önümü gösterdim. Sanırım bu zamana kadar on dört emlakçı gezmiştik. Konuşmamdan sonra kaşlarını çatan Rose, "Ya hadi kalk! Şu ileride de bir emlakçı olması lazım Şansımızı birde orada deneyelim. Orası da olmazsa söz, eve geri döneriz." dediğinde istemeye istemeye ayaklandım.
Aradan geçen on dakikalık yürüyüşün ardından küçük, sevimli bir dükkanın önünde durduk. İkimiz birbirimize baktığımızda aklımızdan sadece 'Buradan da elimiz boş dönmeyiz umarım...' düşüncesi geçtiğine emindim. Daha fazla beklemeyerek Rose'nin kolundan çıktım ve adımlarımı bu sevimli dükkanın içerisine atmaya başladım. Ardımdan gelen Rose yorgun ve endişeliydi. Benim gibi...
Karşımızda oturan henüz otuzlu yaşların ortalarında olan kadın bizi görünce ayağa kalkarak, "Hoş geldiniz kızlar! Size nasıl yardımcı olabilirim?" diye sorduğunda kısa bir an için Rose ile göz göze geldik ve artık söylemekten bıktığımız cümleleri telaffuz ettik.
"Biz ev arıyoruz , dört arkadaşımla birlikte kalacağız ama uygun fiyata düzgün bir ev hiç bulamadık."
Rose bunları söylerken ajitasyon yapıp şirin bir ses tonu ile konuşuyordu. Onun bu hallerine alışıktım bu yüzden ona uyarak şirince gülümsedim. Kadın bizim bu hallerimizi pek sallamışa benzemiyordu ama yine de bir dosyayı açıp önümüze koydu.
"Elimde bir iki ev var. Dört kişiyiz demiştiniz değil mi?"
Rose heyecanla atıldı.
"Evet!"
Kadın kafasını sallayıp resimleri incelememiz için dosyayı bize doğru yaklaştırdığında Rose ile birlikte eğilip evlere bakmaya başladık. İlk ev çok eski görünüyordu, ikincisi ise gayet şirin ve güzeldi. Üçüncüsünden bahsetmek bile istemiyorum. Rose ikinci evi beğenmiş gibi duruyordu. Kadına doğru dönüp konuşmaya başladı.
"İkinci evi gösterebilir misiniz?"
Kadın oturduğu sandalyeye biraz daha yayıldı ve eliyle bir kağıda bir şeyler yazıp Rose'un eline verdi. Rose tereddütle kağıdı aldı .
"Gidin kendiniz bakın. Buradan sonrasında ben yokum kızlar." dediğinde ilk baştaki kadınla bu kadın aynı kişi miydi acaba diye düşündüm. Sevecen halleri gitmiş yerine kaba bir kadın gelmişti. Bu kadar kaba olmak zorunda mıydı diye kendi kendime kaşlarımı çattığımda Rose benim sinirlendiğimi anlamış olacak ki ben bir şey demeden kadına teşekkür edip beni kolumdan sürüklemeye başladı.
"Ne çekiştiriyorsun ! Ağzının payını verseydim ona, kaba pislik." dediğimde dükkandan çıkmıştık ama hala ters ters dükkana bakıyordum. Rose gülmeye başlayınca sinirle ona döndüm. Ne diye gülüyordu ki? Komik bir şey mi vardı?
"Kızma öyle sadece çok şirinsin. Ne kadar kızsan bile küfür edemiyorsun."
Bunu demesi ile yumuşadım... O hep böyleydi. İyi yanlarımla beni övüp, sürekli benim gülmemi sağlardı. Onun gibi bir arkadaşım olduğu için çok şanslıydım. Yeniden gülümsememle birlikte kol kola girip yürüyemeye başladık. Bir yandan kızlara yazıyordum onlarda gelip görsün diye. Mesajı ilk gören Alex olmuştu. Heyecanla hemen evden çıkacağını söylemişti. Yazdıklarına kıkırdadım. Sürekli yanlış yazar ve klavyesine söverdi. Arkadaş grubumuzda en mal olanımız o sayılırdı. Rose'de konuşmaya katılmıştı. Chris mesajı görmediği için ona kötü sözler söylüyordu.
"Lanet olsun Chris! Şu siktiğimin mesajlarına hemen baksana! Sikeyim seni!"
Chris bunu görünce pek sallamayacaktı ve yine Rose kendi kendine küsüp, sonra barışacaktı. Anlayacağınız arkadaş grubumuz biraz aptalcaydı ama mükemmeldi de. Lise zamanımızda birbirini bulan dört salaktık... Rose ile telefonları bırakıp ana yola geldiğimizde bir taksi durdurup bindiğimizde kadının bize verdiği kağıttaki adresi söyledik.
Birlikte eve çıkmaya karar vermemiz gerçekten harikaydı. Her şekilde birlikte harika okul yılları geçirmiştik ve birbirimizden kopmak istemiyorduk. Tabi Chris için bu durum öyle miydi hala şüpheliydi....
Sadece Rose'un bir erkek arkadaşı vardı ve hepimiz o çocukla dalga geçip iyi anlaşırdık. Onun dışında hepimiz saptık. Tabi benimde bir aralar sevgilim vardı ama beni aldattığından beri artık onu sevmiyordum. Pislik!
Yol boyunca kendi düşüncelerime dalmışken girdiğimiz yollara baktım. Burası adeta minik şehir gibiydi ve cidden harikaydı. Sanırım doğru evi seçiyorduk... 10 dakika sonra taksi durduğunda Rose ile birlikte indik. Sokakta yavaşça ilerleyip kadının gösterdiği evi arıyorduk ve bulmuştuk.Ev cidden göründüğü gibi çok şirindi hevesle Rose'ye dönmüştüm ama onun suratı biraz garipti.
"Sorun ne balım?"
"Güzelim, yandaki ev sence de fazlasıyla ürkütücü değil mi?"
Rose'nin gösterdiği yere baktım . Evimizin nerdeyse 25m ilerisinde bir ev daha vardı ve cidden korku filminden fırlamış gibi eski ve korkutucuydu. Bu neydi böyle anasını satayım! Tam Rose ile yerimize sinmiş korku dolu gözlerle eve bakıyorduk ki, bir el omzuma dokunmuştu ve ister istemez çığlık atıp arkamıza dönmüştük.
"Ne bağırıyorsunuz be !?"
Alex bir kulağını tutmuş, suratını buruşturarak bize bakıyordu. Derin bir "oh" çekmiştim. Bir an başka biri geldi sanmıştım. Niye bu kadar korktum anlamıyorum...
"Alex şu eve bak! Ben burada hayatta kalmam..."
Alex, Rose'nin gösterdiği yere bakıp göz devirdi. Alex cidden garip biriydi hem korkak hem de değildi bizde tam çözememiştik. Bir elini Rose'nin omzuna diğerini ise benim omzuma koyup, eve bakarak konuşmaya başladı.
"Bakın iki salak! Bizim oturacağımız ev güzele benziyor. İçine girip bir bakalım. Yandaki ev bizi hiç alakadar etmez... Hem belki film seti için falan kullanıyorlardır. Altı üstü eski bir ev abartmayın bu kadar!"
Rose ile aynı anda birbirimize baktık. Bu dediği cidden mantıklıydı ve Alex ile mantık aynı çerçevede pek olmazdı...
"Alex... Cidden iyi konuştun. Hala şaşkınım." dememle birlikte kıkırdadık . Daha sonra Chris ' i aradığımızda açacağından biraz şüpheliydik ama açmıştı ve birkaç dakika sonra o da yanımıza ulaşabilmişti.
Kadın bize anahtar falan vermemişti bu yüzden başta ne yapacağımızı bilemiyorduk ama Alex gidip kapıyı zorlamayı falan deneyecekti fakat kapı açıktı. Kolayca içeri girebildiğimiz için sevinmiştik ama bu kapı neden açıktı?
Eve geldiğimizde tıpkı resimlerdeki gibiydi. Sadece iğrenç dekore edilmişti. Eski ve iğrenç... İlk katı gezmeye başladığımızda çokta büyük ama küçükte sayılmayan bir salon vardı ve karşıda büyük bir amerikan mutfak ve onun çaprazında banyo vardı. Ve salonun yan tarafında merdivenler... Yukarıda ise 5 oda ve 2 banyo vardı. Bu ev bu fiyata harikaydı... Kızlarla birlikte evi turlarken şuraya şunu koyalım, buraya bunları diye hayaller kurmuş ve çok eğlenmiştik.
<><><><><><><><>
Daha sonraki gün emlakçıya gidip evi satın almıştık. Chris'in ailesi ile işi olduğu için yeni evimize taşınma işini onsuz yapmamız gerekiyordu. Rose, "Herkes kendi odasını yaparsa, hallederiz." diyerek bize gaz vermeye çalışıyordu ama bu cidden zordu bu yüzden erkek arkadaşını ve onun arkadaşlarını yardım için bize çağırmıştı.
Artık evimizi düzenlemek ve yeni hayatımıza başlamak için hazırdık... Çok güzel olacaktı!
<><><><><><><><>
Herkese merhaba arkadaşlar! Umarım hikayemizi beğenirsiniz... Hikayeyi en yakın arkadaşımla birlikte yazıyoruz ^-^
Lütfen hikayeye oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ^-^
YOU ARE READING
MUSALLAT
Horrorİçeriden gelen durmak bilmeyen çığlıklar ve garip seslerle olduğum yere iyice sindim ve bakışlarımı Rose'ye çevirdim. O da korkuyordu ve benim gibi ona da dokunsalar ağlayacak gibiydi. Tam sesler kesilmiş ve biz dolaptan çıkacaktık ki yeniden bir se...
