Bölüm 1- kabartma tozu

22 3 2
                                        

-madison beer'selfish-

Uyanalı birkaç saat oluyordu ve daha yataktan kalkamamıştım. Saat 7 buçuktu ve ben birkaç haftadır alarmsız sabahın köründe kalkmaya alışmıştım. Birkaç dakika daha yatakta telefona baktıktan sonra duşa girmek için yataktan kalktım. Annem de yeni kalkmış banyoda durup kendine bakıyordu. Annemden biraz çekilmesini istedim ve ben de kendime bakmaya başladım. Anasının kızı dedikleri bu olsa gerek. Saniyeler sonra aynada şişmiş gözlerimiz buluşunca kıkırdamaya başlamıştık.

"Sabah sabah delirdik herhalde biz neden aynaya bakıyoruz boş boş?"

"Ne bileyim sultanım sen dalmışsın gitmişsin dedim bende eşlik edeyim tek başına delirme" kıkırdamalarımız ufak kahkahalara yerini bırakırken yatak odasından isyan eden sesler gelmeye başlamıştı. Annem işaret parmağını sus der gibi dudaklarına götürüp gülüşmemizi bastırmaya çalışmıştı.

"Ya her gün böyle mi uyanacağız biz? Ne var yani bir öpücükle falan uyandırılsak?" sesini duymamla 'canım abimin' odasına gidip üstünde tepinmeye başladım. Yanaklarına küçük birer öpücük bırakıp sıkıca sarıldım. "Günaydın abilerin en uyuzu!"

"Lal sabah sabah katil etme beni canım kalk üstümden bak nefes alamıyorum."

"Aman be! İki romantiklik yaptırmadın." Yanından kalkıp tekrar banyoya ilerledim. Telefonumdan rastgele bir şarkı açıp duşa girdim. Dumanın en sevdiğim şarkılarından biri yankılanıyordu. Nakaratı geldiğinde güzel olduğunu düşündüğüm bir ses ile eşlik etmeye başladım şarkıya.

"Yolumuz ayrı biliyorum
Ölmeden son bir defa
Belini kavrasam yeter

Hadi gel buluşalım
Eski köprünün altında
Kimseler görmesin

Mehtaba karşı uzanalım
Eski köprünün altında
Kimseler bilmesin
Kimseler duymasın

Denizler aştım geliyorum
Bilirsin derdim seninle

Yolumdan döndüm kopuyorum
Bilirsin derdim seninle"

"LAL BANYODA SUS BARİ KIZIM BAS BAS BAĞIRIYORSUN!" abime aldırmadan duştan çıkıp yeni kestirdiğim küt saçlarımı taramaya başladım. Hava zaten sıcak olduğu için pek de kurutma ihtiyacı duymadım. Üstümü giyinip mutfağa gittiğimde annem babama yumurta haşlıyordu. Kalktığımda bir şeyler atıştırdığımdan o kadar da aç hissetmiyordum. Canım kek istemişti. Limonlu kek. Malzemeleri tezgaha diziyordum ki kabartma tozunu bulamadım.

"Anne bu kabartma tozları nereye kayboldu? Daha dün aldım ben bunlardan ne ara bitirdin ya?" dedim yakınarak. Her gün bir kek bir poğaça yaparsa böyle olurdu.

"Lal dün dediğin iki hafta önceydi ne yapayım kabartma tozunun turşusunu mu kurayım sen kek yaparsın belki diye?" haklıydı.

"Aman be gidip alırım ben market uzak değil zaten. Babam içeride değil mi daha gitmedi işe?"

Evet anlamında başını salladı annem. Babamın yanına gidip günaydın öpücüğü verdikten sonra biraz para alıp odama gittim. Altıma gri ince bir eşofman giyip odamdan çıktım. Abimin odasına girip dolabından rastgele kırmızı baskılı bir tişörtü kafamdan geçirdim. Anneme çıktığımı söyleyip kapıyı kapattım. Siyah converse'lerimi giymeye çalışırken aklıma Belda geldi. Belda hem en yakın arkadaşım hem de komşumuz sayılırdı. Bir sonraki blokta oturduğu için neredeyse her gün görüşüyorduk. Bu gün neden görüşmeyelimdi? Telefonumu açtım ve Belda'yı aramaya başladım. Dördüncü çalışında telefonu açtı.

"Ya salsana beni sabahın köründe kaldırıyorsun hep!"

"Bağırma be kulağımın dibinde. Kalk markete gidiyoruz. Ayrıca sabahın körü dediğin saat dokuz."

körpü altıWhere stories live. Discover now