Alican uzun boylu, kumral, mavi gözlü ve gözlük kullanan 20 yaşında bir çocuktu. Alican tüm çocukluğunu ve gençliğini dadılar ile geçirmişti. Aile sevgisinin yokluğunu bilgisayar oyunları ile doldurmaya çalışıyordu. Alicanın annesi Zeynep hanım kurdukları yardım derneğine gider davetler partiler düzenlerdi Alican ile ilgilenecek pek vakti yoktu. Babası Ahmet bey ise büyük bir holding sahibiydi. Yurt içi yurt dışı hep toplantılarda olurdu. Ahmet bey işkolik biriydi. Onunda Alican ile geçirecek vakti yoktu.
Alican oynadığı oyunlar ve sanal alemde edindiği arkadaşları sayesinde 5 dil öğrenmişti. Gerçek arkadaşı yoktu ama oyun dünyasında onu tanımayan yoktu. Alican strateji kitapları okur, tarihteki savaşları ve komutanları araştırırdı. Öğrendiği teknikleri oyunlarda kullanır ve kazanırdı. Onun takımında olmak büyük bir şanstı. Ama yinede Alican kayıp bir çocuktu. Anne ve babası onunla ilgilenmemiş ve doğru yönlendirememişti. Alican kocaman evde 4 duvar arasında bilgisayar başında kimsenin farketmediği muhteşem zekası ile yitip giden bir çocuktu, taki o güne kadar. Birgün uyandı herşey bir anda değişti.
PAZARTESİ SABAHI
Pazar günü havada bir tuhaflık vardı. Çakan şimşekler de, yağan yağmurda. Toprak bile bir farklı kokuyordu o gün. Alican ise odasında herşeyden habersiz yatağına yattı. Ertesi sabah uyandı. Her zamanki gibi birşeyler yedi bilgisayarının başına oturdu. Bilgisayarını açmak istedi ama tuhaf bir şekilde zorlandı. Biraz uğraştıktan sonra bilgisayarı açtı. Bir oyuna tıkladı ve bir anda bilgisayardan çok yüksek ışıklar çıkmaya başladı. Alican bilgisayarın içine çekildiğini hissediyordu ama engel olamıyordu. Ve bir anda kendini hiç bilmediği bir yerde buldu. Bembeyaz bir koridor ve bir sürü beyaz kapı vardı. Kapılarda hiçbir şey yazmıyordu. Bulunduğu yerde hiç bir açıklama yoktu.
- Neredeyim ben ?
- Burası neresi ?
- HEEEEEEEEEY ! KİMSE YOKMU ?
diye bağırdı. Korkmuştu.
Uzaktan birşeyin ona doğru yaklaştığını farketti. Ne olduğunu anlayamadı. Kaçmak istedi ama nereye gidecekti ki. Yere çöktü, kapılardan birine yaslandı, kafasını dizlerine koydu ve;
- Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Ne olur bana zarar verme. Lütfen. Lütfen.
dedi. Korkudan kafasını kaldırıp bakamıyordu.
YOU ARE READING
Gerçeklikten Sanal Aleme
Science FictionZengin bir aile. Dernek ve parti peşinde koşan anne, işkolik baba, unutulan çocuk. İlgisiz büyüyen bu yüzden evde odasına kapanan ve kendini bilgisayar oyunlarına veren Alican için herşey değişmek üzeredir.
