1.BÖLÜM:GEÇMİŞE YOLCULUK

10 0 0
                                        

      Çaresiz adam o kadar yıl geçmesine rağmen karısının yasını tutuyordu. Minik kızı ise artık büyümüş ve devasa şatonun bahçesinde çiçeklerle ilgileniyordu. Adamın bu hayatta en değer verdiği şey hep kızı ve biricik karısıydı.Tekrar hatırladı.O gece tam bir kabustu. Hatırlamak bile canını yakıyordu.

20 Nisan 1973:
      Bu gece av beklediğimden uzun sürdü. Eve dönmek için ne kadar acele etsemde dolu buna izin vermeyecek gibi görünüyor.
   
    İçimde tarif edilemez bir his var.Hani kalbiniz sıkışır ve içinizde yangın varmış gibi hissedersiniz ya aynen öyle. Karım beni özlemiş olmalı ayrıca hamileliğinin son haftalarında bu yüzden endişeliyim. Onu neredeyse 8 gündür görmüyorum. Bu da beni epey üzüyor. Kafamdaki korkuları atarak yürümeye devam ettim.
 
"Efendim , bu gidişle eve hiç varamayacağız en iyisi dolu bitene kadar bir yerde konaklayalım." dedi henüz yeni dönüştürmüş olduğum beceriksiz vampir.

Yinede haklıydı yoksa bu gidişle yaralancağız gibi görünüyor."Haklısın , şuradaki mağarada biraz dinlenelim hem bu gece çok yorucuydu herkes aç olmalı." dedim ve ardından "Dolu bitene kadar dinleneceğiz beni takip edin!" diye vampir sürüsüne bağırdım.

     Yaklaşık 40 dakika sonra dolu durmaya başladı. Vampirlerle tekrardan evlerimize doğru yola çıkmıştık.

       Hava karanlıktı ama yanda çok güzel bir gül bahçesini görebiliyordum. Ah sevgili Anbel'im güllere bayılırdı. Onun için vampirlere devam etmeleri talimatını verip gül bahçesine girdim. Lanet kurt sesleri herzaman olduğu gibi beynimi kemiriyor. Elimde olsa hepsini yok ederdim. Bu düşüncelerden sıyrılıp yavaş adımlarla güllerden bir demet topladım.Bunun mutluluğuyla vampirlerinin yanına dönüp ilerlemeye devam ettim.

       Şato ilerde gözüküyordu yol ayrımına gelmiştik. Gür sesimle  "Burada ayrılıyoruz! Herkes evlerine gidebilir. İki gün sonra tekrar ava çıkacağız. Açlıktan ölmek istemiyorsanız idareli beslenin." diye seslendim vampir sürüsüne.

       Herkes kendine düşen kanları paylaşıp dağılmaya başladı.

      Arkamda kalan iki muhafız vampire " Avdan topladığımız kanları ve etleri şatodaki depoya götürün." diye emir verdim ve itaatle başlarını eğdiler. Gül demetiyle birlikte heyecanla şatoya ilerledim.

       İçeri girdiğimde şatonun tanıdık kokusu beni rahatlattı. Girişte duran hizmetkâr ceketimi aldı ve ortadan kayboldu. Girişte duran kocaman zümrüt taşlı avizenin altından geçtim ve sonrasında geniş gümüş renginde merdivende adımlarımı attım. Bu merdiven hatta bu şatodaki çoğu şey bana sevgilimi hatırlatıyor , onunla pek çok anı biriktirdim bu merdivenlerde bile.

     Şatoya daha çok gümüş, bakır ve zümrüt yeşili renkleri hakimdi. Dışardan bakıldığında karanlık bile dursa içerisi çok daha rahatlatıcıydı. Girişte kocaman ikili gri renkli bir kapı var ve içeriye yürüdükten sonra geniş bakır renginde üstünde kırmızı halı serili merdiven sizi karşılıyor. Duvarlar ise çok değerli tarihi olan tablolarla dolu.

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 12, 2021 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

HELEN KLEIRWhere stories live. Discover now