1- Yarım

116 34 65
                                        


Ölüm herşeyi beraberinde alıp götürebilir miydi ?
Hayalleri, hayatları, anıları..
Kış gelip çökünce, ölür müydü çiçekler ?
Yoksa yeni bir bahara merhaba demek için veda mı ederlerdi ?

Dönmedolap yitirdiği çocuklar için dönmekten vazgeçer miydi ?
Dondurma hiç erir miydi kış güneşinde ?
Hep balkonda durup çocukluğundan anılar anlatan, o yaşlı kadının kesilir miydi sesi ?
Yağmur damlaları her evin camına bir hikaye bırakmaktan vazgeçer miydi ?
O dik yokuştan inen bisikletli çocuklar, bisikletlerini bir eskiciye verirler miydi birgün ?
Mutsuz evlerin mutsuz çocukları güler miydi içten ?
Sevenler sevdiğine geç de olsa kavuşur muydu ?

Ah o Müjgan..

Hani ölüm yalnız gideni değil, kalanları da biraz öldürür ya, yaşar mıydı Müjgan ?

----

Genç kadın ağabeyinin yüzüne baktı uzun uzun. Ağır bir uykuya dalmış da az sonra uyanıverecek gibi duruyordu. Gözlerini açıverecek ve yine güzel güzel konuşacaktı. Bir an kalkıp kendine sütlü bir kahve yapıp, balkonda babannesinin hayalinden çocukluk anıları dinleyecekti. Içli bir şarkı çalacaktı taş plaktan, sessizce eşlik edecekti o da. Kafasından bir hikaye uyduracak, sonra anlatacaktı uzun uzun. Bunu çok severdi. Hep kavga edecekler, çok kavga edecekler ama her zaman birbirlerine sarılacaklardı. Benim arkamda dağ gibi ağabeyim var diyecek, ona yaslanacaktı.

İçeriye giren adamların ağabeyini götürmesiyle keşkeler dolu düşüncelerini bir kenara bıraktı. Herşey bitmişti. Ağabeyi herşey yarım kalacak der dururdu ve öyle de olmuştu. İçtiği kahve kupası balkonda öylece yarım duruyordu. Okuduğu kitap henüz bitmemişti. Bir hafta öncesi için aldığı resim sergisinin biletleri çoktan geçmiş, hatta gidilmemişti. Sadece yarım kalan şeyler, eşyalardan ibaret değildi. Hayatlar, hayaller, geride kalan insanlar da yarım kalmıştı.
Hikayeler yarım kalmıştı, hiç son bulmamak üzere. Elindeki siyah kaplı deftere baktı genç kadın. Baktıkça ağladı. Aylar evvel birşeyler yazar da içini döker diye vermişti ağabeyine. O bile yarım, o bile eksikti.

Toprak kazıldı. Cenaze gömüldü. Dualar edildi. Taziyeler verildi. Eve dönüldü. Herşey göz açıp kapayıncaya dek oldu, bitti.
Geriye genç kadın ve ağabeyinden kalan siyah kaplı bir defter vardı. Uzunca bir süre kapağını bile açmadı genç kadın. Henüz hazır değildi belki de. Kendiyle olan savaşını bitirememişti henüz. Ama sonra zaman geçti. Unutur gibi oldu. Unuttu da. Ama sonra yeniden hatırladı bir kez daha unutmamak adına kapağını açtı defterin.
Ve başladı okumaya.

Kış GüneşiHistórias para pegar e não largar. Descubra agora