Çocuk Adam

30 0 0
                                        

"İkimize bir mutlu son yazdım sonra. O evde seninle birlikte oturduk, sustuk. Yanımda durdun sadece. Burası sondu. Başka bir yaşamdı, sadece biz vardık. Bana baktın, mavi ve telaşsız. Sustuk... Başka bir yaşamda başka bir mutlu son. Biz bunu hak ettik."
Issız adamı önceden de izlemiştim. Ama bu gün youtubede bitiş sahnesine denk geldim ve öylesine bir açıp izledim. Aklıma neredeyse hiç gelmemiştin bu gün. Ama gün henüz dolmamıştı da... Günün bitmesine az kalırken sen, bir telaş ve aceleyle hemen aklıma düştün. Videoyu izlerken... İşte bu dedim. Tam da bizi anlatıyor. Açıp tekrardan izledim saniyesi saniyesine, karesi karesine hiç kaçırmaksızın pür dikkatle izledim tüm filmi. Evet belki bizi anlatan yerleri vardı ama tamamen bizden farklıydı... Sonra film bitti. Pencereden dışarı bir müddet baktım. Film güzeldi. Çok güzeldi... Ama bir biz değildi. Dışarı baktım. Derin bir nefes çektim. Kendimi yine hastalıklı gibi hissettim. Hayallerim o kadar gerçekçiydi ki... Bazen doğruyu yanlışı karıştırır vaziyetteydim çünkü... Bu beni hastalıklı yapar mı gerçekten? Yoksa bu sadece aşk mı?

İnsanlar biliyor. İnsanlar çok biliyor. Ve hep aynı şeyi söyleyip duruyorlar. Sanirim bu aşamalar aşkın kanunu diye geçiyor bir yerde. Çünkü herkes aynı şeyi söylüyor. Ne olacağının ve nasil olacağının bende farkındayım. Ama bu sızı çok farklı... Bir an oluyor ki kalbin yerinden çıkacakmış gibi ve eğer sen o anı kazasız belasız atlatabilirsen yaşamaya hak kazanıyormuşsun gibi. Ben o anları hala yaşıyorum. Gün geçtikçede alışılır hale gelmiyor değil. İşin komik yanı; bunu sevmeye bile başladım gibi. Seni düşünmek bir meşgale gibi... Seni düşünmek bambaşka hayallerde bambaşka şekillerde bambaşka aşkları teker teker keşfe çıkıp yaşamak gibi... Seni düşünmek güzel şey gibi...

Dün bir aksilik oldu ve telefonuma virüs girdi. Öyle korktum ki hemen her şeyi bilgisayara aktarıp telefonumu sıfırladım. Bu gün tekrardan yükleme vs yaptım. Sonra duvar kağıdını falan düzenlemek için pinterestten bir kaç fotoğraf indirdim ve galeriye girip ayarlamaya başladım. İleri geri indirdiğim fotoğraflar arasında gezinirken eski fotoğraflarımın çok az bir kısmının (sanırım mail yolu ile) telefonumda yer edindiğini fark ettim. İçlerinde gezinirken sen gittikten sonra hemen cop kutusundan dahi sildiğim fotoğrafları gördüm. Bu... Bu tarif edilmez bir tokat gibi suratıma çarpıldı. Bu Issız Adam filmindeki Ada'nın tokası gibiydi. Uzunn uzun baktım. Sana. Bana. Aramızdaki uyuma. Gözle görülür bir uyum vardı. Yada sadece ben ruh hastasıydım.

Fotoğraf ilk Antep'ten dönüşümdü hatırlıyor musun? AVM'de buluşmuştuk. Sana o kadar sıkı sarılmıştım ki oturduğumuzda bana 'ne güç var sende. Kemiklerimi kırdın' demiştin.
😅😅 İlk sarıldığım kişi sendin... Ne annem ne nida... kimse geldiğimde sarılmamıştı bana. Kendimi çok önemsiz hissetmiştim. Ama sen... Sen öyle yapmadın. Direk gelip sardın beni. Bende tıpkı bir anneye bir kardeşe bir babaya bir dosta ve bir sevgiliye sarılır gibi sarıldım sana. O yüzden çok sarıldım sana.

Ben bunu kimseye söyleyemesem de... Ben elbet bir gün seni görme umuduyla dışarı çıkıyorum neredeyse her gün. Keşke haftada bir seni şöyle uzaktan da olsa görme fırsatım olsaydı... Belki her şey o zaman daha kolay olurdu. Seni seviyorum güzel çocuk. Hep güzel kal sen.
"Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin."

OWhere stories live. Discover now