Her zamanki gibi yine ilk kalkan Berk olmuştu. Nedense bir yıldan beri geceleri uyuyamıyor hatta bazı günler sabahlıyordu. Bu duruma alışmış olsa da dersleri için hiçte hoş bir durum değildi. Eeee haliyle gün içinde yoruluyordu gece düzgün dinlenemediği içinde yorgun hissediyordu. Aslında dantianı açılsa yorulma gibi bir durumu olmayacaktı. Ama gelin görün ki bu Berk için uzak bir hayalden daha fazlası değildi. Çünkü dantianı açmak her yiğidin harcı değildi. Ama klanların hazinelerinin desteği en basit kişiler bile açabiliyordu. Berk sessizce yatağından kalktı güneşe baktı. Güneş doğmuş üstüne biraz yükselmişti bile. Bu gün diğer günlerin aksine uykusunu gayet iyi almıştı her ne kadar diğerlerinden daha erken kalkmış olsa da. Banyoya geçti sessiz adımlarla, yavaşça açtı suyu elini yüzünü yıkadı. Aynada kendine baktı kömür karası gözleri vardı. İyice odaklanıldığı zaman kişi kendini sanki kuyuya düşmüş gibi çaresiz hissetmeye başlıyordu. Kurulandıktan sonra içeri geçti, üstünü giydi. Arkadaşlarına baktı oda da üç kişi kalıyorlardı. iki oda bir banyo. Aslında gayet iyi şartlardı. Sonuçta her yetimhanede böyle bir yer bulunmazdı. Ama bu yetim hane özeldi çünkü kral halkın gözünde daha bir itibar kazanmak için böyle bir yetim hane yaptı. Bi hayli büyük bir alanı işgal ediyordu tıpkı Berkgilin dairesine benzer elli adet daire vardı. Ve bu bina gibi daha 7 bina vardı. Her binanın yarısı kızlara diğer yarısı erkeklere ayrılmıştı. Yedinci bina ise yönetim gibi idari işlerle ilgileniyordu. Öğrenciler on altı yaşına kadar yetim hanede kalırdı, istisnalar hariç. Bu istisnalar evlatlık edinme ve dantian açılmasıydı. Evlatlık edinme bi hayli şans istiyordu. Çünkü devlet tarafından konulan kurallar sonucu önüne gelen herkes evlatlık edinemezdi. Belli bir zenginliğe ulaşmış ve ikiden fazla çocuk sahibi olmamalıydı. Dantian işi ise biraz daha karmaşık ve daha sık rastlanılan durumdu. Elbette evlat edinilmeye göre. Sınıfına, potansiyeline, yatkın olduğu elemente göre akademilere ayrılıyorlardı. Bu gün hafta sonu tatilinin ilk günüydü bir başka deyişle biraz daha rahatlardı. Yetimhaneden dışarı çıkıp gezebilirlerdi. Kazandıkları paraları harcayabilirlerdi. Yetimhane kendisine ait tarım, simya ve mühendislik alanlarına ayrılıyorlardı isteyen istediği yerde çalışabilirdi. Dersleri aksatmamak şartıyla. Berk geçen haftanın tatilinde harcamayarak biriktirdiği 3 altına sahipti bir başka deyişle 300 gümüş. Bu gün için planları vardı. Önce simya binasına uğrayacak ve orada bıraktığı iki şişe ilacını alacaktı. Gece uyuyamama huyu saolsun bir çok kitap bitirmişti haliyle diğerlerine göre daha iyi ilaç yahut merhem yapabiliyordu. Ancak bu sefer yanına aldığı iki şişenin içinde normalden biraz daha akışkan bir krem vardı. Bunları şehirde iki bazen de üç haftada buluştukları bir kıza satacaktı. Her bir şişeyi 25gümüşe satıyordu. Seri adımlarla yetimhanenin kapısına doğru ilerledi. Kapıdaki tek nöbetçiye adını ve numarasını söyledi. Yetimhanede soy isim değil numara kullanılıyordu e zaten bir soy isimleri olsaydı bir soyları olurdu ve haliyle bir aileleri. Hızlıca yetim haneden çıktı. Toplamda 300 gümüşü vardı. Ve kız gelirse 50 gümüş edecek iki şişe kremi. Ellerini cebine attı. Sakin adımlarla ilerlemeye başladı. Kız daha bir saatten erken gelmezdi. Bu sebepten ötürü rahat olabilirdi. Derken bir ses duydu. Başını indirdi. Midesi varlığını büyük bir ses ile hatırlatmıştı.
Kapıyı açtı. Burası yemek yemek için geldiği tek handı han olduğuna bakmayın ihtiyar bir amca ile karısı işletiyorlardı. Küçük ucuz ama lezzetliydi. Ayrıca Berk'i diğer insanların aksine küçümsemiyorlardı. Bilakis ona sevgi ile yaklaşıyorlardı. Elbette bu sevgide Berkin de etkisi büyüktü.
İçeri geçti ilk önce ihtiyar Dan'in yanına geçti "Bugün nasılsınız ihtiyar efendi " Dan duyduğu ses ile başını kaldırdı. Yüzüne sahte bir öfke geçirdi "İhtiyar mı? Sanırım aynanın ne olduğundan habersizsiniz genç adam. Haberiniz olsa ihtiyarın gerçekte kim olduğunu görürdünüz. " Bu lafın ardından bir dakikalık öfkeli bakışların yerini kahkahalar aldı.
"Hala kaba ve eğlencelisin küçük" "sen de aksi, huysuz ama bir o kadar da maharetlisin ama gel doğruyu söyle yenge hanım yaptı değil mi?" "Elleri dert görmesin çok iyi yapar ama bu kez yanıldığını sevinerek belirtmeliyim" Berk handa yaklaşık olarak bir saat civarı bir vakit geçirdikten sonra ihtiyara veda edip ayrıldı.
Yemek iyi güzel ama elli gümüşümü aldı pezevenk. Neyse şu kremlerle hallederiz artık. Karnı doyan Berk daha seri adımlar ile buluşma yeri olarak seçtikleri sokağa doğru ilerlemeye başladı. Bir yandan da buluşacağı kızı düşünüyordu. Bu ikinci siparişiydi. Hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyordu tabii derisinin soğuğa karşı çok aşırı hassas olduğu dışında. Aslında tesadüfen karşılaşmışlardı.
Gene bugünkü gibi bir cumartesi günü şehirde dolaşırken bir simya dükkanındaki konuşmaya kulak misafiri olur. Kızın birinin derisinin bir rahatsızlığı olduğunu öğrenir. Kendisi de deriye iyi gelecek kremler yapmaktadır o aralar. Oldukça kısa bir süre dinledikten sonra fiyatı duyar. Simyager küçük bir şişe için 9 altın istemektedir. Derken simyager Berki görür. "Ne bekliyorsun lan ". Berk'i fark eden kız sanki tanınmaktan korkarmış gibi hemen yüzünü gizlemişti. Adamın bu sert tavrına sinirlenen Berk içeri girer kıza dönerek "Ben sizin işinize yarayacak bir şeyi daha az fiyata yapabilirim. Hem size yapacağım bu ilacın işe yarayacağının garantisini de verebilirim." Berk 'in bu laflarına sinirlenen adam tam onu kovmak için ağzını hışımla açacağı an kız ince sesiyle konuşmaya başladı "Hastalığımın ne olduğunu bile bilmiyorsun nasıl bu kadar emin olabilirsin" kısa bir konuşmanın ardından diğer haftaya anlaştılar.
Daha önceki buluşmalarında kız ya işe yaramazsa dediği için Berk parayı işe yaraması halinde iki hafta sonra dediğimiz yere getirmesini söyler.
Berk hem geçen haftanın 25 gümüşünü hem de bu hafta alacağı 50 gümüş ile beraber toplam alacağı parayı düşündü. Ama aklını asıl kurcalayan şey kızın kim olduğuydu. Hiç bir sıradan halk 9 altını bir krem için vermezdi. Ayrıca kızın sanki fark edilmekten korkan hali ise onu biraz ürkütüyordu belki de kız tehlikeli birisiydi belki bir kaçak. Bütün bu düşünceleriyle beraber buluşma noktasına ulaşır. Kız oraya oturmuş bekliyordur. Tamamen siyah giyinmiş ve en sonda siyah bir pelerin takmış olduğu için yüz hatları tam olarak belli olmuyordu. Berk kıza yaklaştı "meraba" "meraba, vaktim yok al bu geçen haftanın 25 gümüşü bu da anlaştığımız iki şişenin ücreti" diyerek paraları verir ve şişeleri Berkin elinden koparırcasına alır.
Tam arkasını dönüp gidecekken Berk daha fazla dayanamayıp sorar "Sen kimsin ? Kimlerdensin?"
Berkin sesini duyan kız durur arkasını dönmeden "Bu seni alakadar etmez ve neden soruyorsun?" "Sadece merak" "Fazla merak iyi değildir"
