Kafasını yerden kaldırdı. Derin bir nefes alıp aynaya baktı. İçindeki tüm duyguları bir şekilde dağıttığı o sahneye ait olan kadın olmuştu yine. Saçındaki tokayı çözdüğünde kırmızı saçları omuzlarına düştü. Parasını biriktirip bir hafta önce aldığı müzik kutusunu dolaptan çıkardı ve fişe taktı. O sırada kapısı tıkladı. Muhtemelen küçük kardeşi Nil olmalıydı. Çünkü bu evde kimse odalara kapıyı çalarak girmezdi.
"Gel bakalım küçük fare."
Kapı yavaşça açıldığında sarı saçları görmesiyle gülümsedi Nihan. Nil koşarak ablasına sarıldı.
"Annem ve babam kavga ediyor."
Nihan iç çekerek dizlerinin üzerine çöktü.
"Hala alışmadın mı?"
Nil omuz silkti.
"Hani birlikte gidecektik bu evden? Söz vermiştin."
"Gideceğiz." dedi Nihan. Elleriyle küçük kızın saçlarını geriye doğru itti.
"Ama biraz daha çalışmam gerek."
Ayağa kalkıp müzik kutusunun içine bir CD koydu.
"Dans edeceğim yani."
Nil heyecanla Nihan'ın yatağına zıpladı. Ablasını dans ederken izlemek çok hoşuna gidiyordu. Sürekli onu taklit ediyor, yapamayınca da üzülüyordu.
"Bu akşam da gidecek misin?" dedi dudak bükerek. Nihan kıza minik bir gülümseme gönderdi.
"Gideceğim. Yeni bir kareografi yaptım. Ve sanırım senin gibi harika bir dansçının fikrini almalıyım."
"Ben çok kötü dans ediyorum bir kere. Senin gibi yapamıyorum." dedi Nil başını iki yana sallayarak.
"Hiç de bile. Sen tam bir küçük Nihan Eroğlu'sun."
Müziği başlattığında saçlarını iki yana savurdu. Bedeninin kıvrımlı hareketleri melodiye ayak uydururken kendini yeterince özgür hissediyordu. Nil ufak bir adımla yataktan indi ve kadınla birlikte saçlarını geriye attı.
Birkaç dakika daha birlikte dans ettikten sonra müzik durdu. Nihan ellerini dizine koymuş derin nefesler alırken Nil de onu taklit ediyordu. Birbirlerine bakıp gülüştüler.
"Ben işe giderken sen biraz çalışıyormuşsun gibi geldi bana." dedi Nihan nefes nefese.
Kapının aniden açılıp duvara çarpmasıyla ikisi de korkmuştu.
"Yine küçücük çocuğa aptal aptal hareketler öğretmeye devam et Nihan. Büyüyünce senin gibi olursa sorumlusu sensin. Alırsın yanına evlenince, bakarsın ömrün boyunca."
Nihan babasını görmesiyle terden yüzüne yapışmış saçlarını eliyle ittirdi ve ifadesiz bir şekilde baktı ona.
"Nil'e zaten ben bakıyorum, evlenmeme gerek yok." dedi ve göz devirdi. Müzik kutusunun fişini çıkartıp dolaba koydu. Montunu üzerine geçirdiğinde Nil'in elini tuttu ve babasının yanından geçip salona indi.
Annesi yine baş köşede oturmuş ve bacak bacak üstüne atmıştı.
"Bu gece biraz geç gelebilirim." dedi annesine bakarak. Sinem, elindeki suyu masaya bıraktı ve kadına baktı.
"Geç gelmediğin bir gün var mı ki?"
Nil, Nihan'a kaçamak bakışlar atarken kadın kızlarına bakmadı bile. Nihan büyük masanın etrafında dolandı ve kardeşini sandalyeye oturttu. Saçına bir öpücük kondurdu.
YOU ARE READING
Hicran
RomanceBir kimseden ya da bir yerden ayrılma, ayrılık. Ayrılığın yol açtığı onulmaz acı.
