1

44 8 9
                                        


Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersliğine ilerleyip gözümüze çarpan boş bir sıraya oturunca elimdeki ağır kitapları masaya bıraktım. Derin bir nefes aldım ve muhabbete dalmış iki arkadaşıma katıldım.

"Umarım yakalanmayız. O huysuzlardan her şeyi beklerim." dedi Ron.

"Kimden bahsediyorsun? Yine başımıza hangi belayı alacağız?"

Ron masum bir gülümseme ile bana bakarken Harry gülmemek için kafasını başka bir tarafa çevirmişti.

"Hemen kızma. Çok eğlenceli olucak. Bu akşam Ortak Salonda parti var. Yemek aşıracağız. Ev cinleri de beni pek sevmez biliyorsun.."

Derin bir nefes aldım ve kafamı salladım.
"Neden olduğunu tahmin etmek zor değil. Neyse. Sen merak etme yemekleri ben hallederim. Benden hoşlanıyorlar en azından."

Ron şaşkın bir şekilde bana bakarken Harry dediğim şeye inanamıyormuş gibi bana bakınca omuz silkip önüme döndüm. İçeri Snape'in girmesiyle ders başladı. Gür sesi odayı doldurduğunda dikkatle onu dinledim.

"Parşömenlerinizi ve kitaplarınızı kaldırabilirsiniz. Bugün büyü yapacağız. Asalarınızı hazırlayın."

Asamı elime alıp sınıftaki heyecanlı nidalara gülümsedim. Büyü yapmak parşömene yazı yazmaktan daha eğlenceliydi tabii ki.

"Yapacağımız büyü Expecto Patronum. İleri düzey bir büyüdür. Asıl görevi Ruh Emicileri savuşturmaktır. Ruh Emici ile kişi arasında kalkan görevi görür. Patronus onu yapan büyücü ve cadıya özeldir. Bazı durumlarda Patronusun şekil değiştirmesi mümkündür. Fakat gerçekleştirmek için herhangi bir şey düşünmemelisiniz. En mutlu anınızı düşünün."

"Şimdi hepiniz gözlerinizi kapatın. Konsantre olun. Geçmişinizi düşünün. O anıyı bulduğunuzda, aklınıza dolmasına izin verin. Ve sonrasında, Expecto Patronum. Hazır olduğunuzda sırayla herkes deneyecek. Gönüllü olmak isteyen?"

Derin bir nefes aldım ve en mutlu anımı düşünmeye başladım.

"Bayan Bones, siz başlayın."

Snape'in sesiyle kafamı kaldırıp ayakta duran Hufflepuff  öğrencisine baktım. Snape'in dediklerini yapıp ardından büyüyü söylediğinde asanının ucunda mavi bir ışık yandı ve biraz sonra söndü.

"Biraz daha deneyin."

Ravenclaw'dan ayağa kalkan yetenekli bir oğlan da denediğinde asasının ucundan mavi ışıkla beraber bir baykuş çıktığında bütün sınıf ona şaşkınlıkla bakıyordu.

"Gördüğünüz üzere Bay Corner'ın Patronusu bir Peçeli Baykuş."

Micheal Corner yerine geçerken derin bir nefes aldım. Aklıma hala en mutlu anım gelmiyordu. Nasıl bu kadar kolay bulabiliyorlardı. Arkamı döndüm ve Susan'a sormaya karar verdim.

"En mutlu anını ne kadar kolay buldun. Ne düşündün peki?"

Susan gülümseyerek bana baktı. "Bilmiyorum açık ara en mutlu hissettiğim anı düşündüm. Seçmen Şapka ile Hufflepuff'a seçildiğim andı."

Mantıklı gelen cümleye kafamı salladım ve gözlerimi sınıfta gezdirirken bizi dinlediği belli olan kişiye bakakaldım.

Draco Malfoy. Bizi dinlediğini anlamadığımı  düşündüğü bir duruşla sırasında oturmuştu. Gözleri ileriye bakıyordu ama eğer kulakları büyüyebilecek olsa büyürdü. O kadar dikkat kesilmiş bir şekilde dinliyordu ki kaşlarımı çattım. Yanında oturan Pansy Parkinson onu koluyla dürttü ve ona baktığımı gösterdi. Draco duruşunu düzeltip gözlerini bana çevirdi. Gri-Mavi karışımı gözleri bana soğukça bakarken neden bizi dinlediğini merak ediyordum.

"Bayan Granger? Yeteneklerinizi bizimle paylaşmak istemez miydiniz?" Snape'in alaycı sesi ile Malfoy'un dudaklarının kıvrılmasının ardından önüme döndüm ve derin bir nefes alıp ayağa kalktım.

Gergince gözlerimi kapattım. En mutlu anım neydi? Muggle dünyasındaki bir şey değildi ondan emindim. Ama ne olabilirdi. Gryffindora seçildiğim an değildi. İlk büyü yaptığım an da değildi. Birden aklıma gelen anı ile gülümsememe engel olamadım. Ron ve Harry'nin 1. Yılımızda beni devden kurtarmak için yaptıkları mücadele tabii ki en mutlu anımdı. Beni yalnız bırakmayıp benim için endişelenerek yanıma gelip beni kurtarmışlardı. Derin bir nefes aldım ve o anı ilk kez yaşıyormuş gibi aklıma dolmasına izin verdim. Ardından büyüyü söyledim.

"Expecto Patronum!"

Gözlerimi açtığımda asamdan çıkan mavi ışığa neşeyle baktım. Başarmıştım. Asamdan çıkan ışığın içinde hareket eden Su Samuruna bakarken gülümsememe engel olamıyordum. Heyecanla gözlerim sınıfı tararken bir çift gözle karşılaştım. Draco Malfoy yüzünde kibiri andırmayan bir gülümseme ile bana bakıyordu. Ona baktığım anda yüzündeki ifadeyi silip yanındaki arkadaşına döndüğünde yutkundum ve yerime geçtim. Sırayla sınıftakiler patronusunu yapmaya başladı. Herkes yapabiliyordu. Yapamayanlar tekrar çıktıklarında başarıyorlardı. Ron ve Harry beni soru yağmuruna tutarken sorularını cevaplamaya başladım.

"Ne düşündün peki?"

"İlk yılımızda beni devden kurtarışınızı tabii ki."

"İlk Quidditch maçımı ve tribünde beni destekleyen Mione ve seni düşündüm Harry. Ve işe yaradı." Ron'a gülümseyerek baktım.

"Potter! Sıra sende." Harry gözlerini devirip yine başlıyoruz der gibi onlara baktığında gülmemize engel olamadık.

Gözlerini kapatıp biraz düşündükten sonra büyüyü söyledi. Çatal Boynuzlu Geyiği gördüğünde hüzünle ona baktık. Babasının patronusuydu. Snape'in yüzünde oluşan ifadeden onun da bunu bildiğini fark ettik. Harry yanımıza gelince destek vericisine omzuna kolumu sardım.

"Bay Malfoy, gelin."

Merakla kafamı kaldırıp Draco'yu izlemeye koyuldum. Biraz keyifsiz gözüküyordu. Gözlerini kapamaya gerek duymadan sıkılmış bir ifadeyle büyüyü söylediğinde bekledik. Bir şey olmadı. Mavi ışık veya Patronus hayvanı çıkmadı. Draco bakışlarını Snape'e çevirdi. Snape kafasıyla sırasına geçmesini işaret ettiğinde sırasına ilerledi. Yanımdan geçerken ona bakıyordum. Bakışları 5 saniye üzerimde dolandı sonrasında yerine oturdu. Kaşlarım çatarak önüme döndüm.

"Neden Patronus yapamadı? Malfoy bu büyüyü kolayca yapabilirdi." Ron sanki aklımı okumuş gibi konuştuğunda omuzumu silktim. Harry ise arkamızda bakışları dolanırken konuşmaya başladı.

"Snape'in dediğini duymadınız mı? En mutlu anısına düşünmedikçe yapamaz bu büyüyü. Belki Malfoy'un öyle bir anısı yoktur."

Yüzündeki ifadeden onun için üzüldüğünü gördüğümde derin bir nefes aldım. Çünkü tek üzülen o değildi.

patronusWhere stories live. Discover now