vodafonepark

çocukken mahalle maçlarında herkes Ronaldinho, Beckham, Zidane, Messi olurken, inatla Quaresma olan çocuklardık biz.

vodafonepark

çocukken mahalle maçlarında herkes Ronaldinho, Beckham, Zidane, Messi olurken, inatla Quaresma olan çocuklardık biz.

vodafonepark

yüzyıllarca sönmeyecek bir meşalesin.
          anlı şanlı tarihinle bir efsanesin.
          taraftarın seyircinle şanlı mazinle, sen büyüksün BEŞİKTAŞ!
          
          [117. yılımız kutlu olsun]

vodafonepark

ben düşünmüyorum artık, eskiden uzun uzun cümleler kurardım ya hani yüksek sesle anlatmaya çalışırdım. artık anlatmaya tenezzül bile etmiyorum. kendimle gurur duymaya başlıyorum, baksana kocaman adam oldun diyorum. küçüklük fotoğrafıma bakarak gülümsüyorum salonda görünce. çabuk sıkılıyorum. dondurma yediğimde çok susuyorum, bu yüzden kendime kızıyorum. bu arada özenmiyorum ben, mesela artık o dizideki iki karaktere ikimizi koymuyorum. artık seni yakıştıramıyorum "buraya". özlemek de nerden çıkmış? hiç aklıma getirmiyorum. canım sıkılıyor. ama bitiriyorum. hem de yavaş yavaş değil, en zor anımda senin için; "keşke burda olsaydı" vari  cümleleri kurmamaya çalışarak bitiriyorum. bir kere demiştim ya, "kokunu sen yokken burada hissediyorum" diye, artık hissetmiyorum. artık kokunu burda hissetmek istemiyorum. en kötüsü de bu ya, seni rüyalarımda görebilmek uğruna gözlerimi tavana dimdik dikerek, dua etmiyorum artık. artık bazı şeyleri de sen düşün istiyorum. şarkıyı başlattığımda bambaşka şeyleri düşünüyorum, fatura düşünüyorum en alakasızından. "acaba ne zaman şarjım biter?" diyorum bazen de. şarjım da hiç bitmiyor mesela, "yalnız mıyım ben?" diyorum.  sonra kahkaha atıyorum. çok gülüyorum. "yaşa be hayatını" diyorum. kulaklığımın o kordonu mudur, -adını tam bilmiyorum- (anneme sordum o da bilmiyormuş) orasını canım sıkılınca yiyorum. sonra, şu an olduğu gibi kendime gülüyorum.

vodafonepark

biriyle konuşurken, onun anlattığı konu ilgimi çekmediğinde ilerde çok mutlu olup çocuğuma doğum gününde alacağım hediyeyi seçemeyip kararsız kaldığımı düşlüyorum. anlıyor musun? bilemiyorum. belki de en güzeli bu ya, anlamanı bile beklemiyorum. bilmek de istemiyorum. zaten yerini bile doldurmaya üşeniyorum. boş bırakıyorum. bak şimdi hatırlıyorum da, o verdiğin küçük resmi bile öpmüyorum. bir yerde otururken, yanımda biri oturmasa bile, artık "keşke gelse de buraya otursa" demiyorum. diyorum ya işte be, yalnız hissetmiyorum. korkmuyorum da artık, güçlü biri olmaya çalışıyorum. yenilmemeye çalışıyorum. sabahları güneş açınca o kadar mutlu oluyorum ki, güneşi öpmek istiyorum. aşık olmak istiyorum bazen ama sevecek insan bulamıyorum. üşeniyorum artık. bazen, "ne de güzel sevmişti beni" diyorum. bazense tam tersini, "ne de güzel sevmiştim onu" diyorum. sana küfretmiyorum. hâlâ seni savunuyorum. tam da şu an bunları düşünürken hiçbir şey yapamıyorum. ama sen anlamazsın. zaten bak diyorum ya; ben böyle uzun cümleleri artık sana kurmuyorum. düşünüyorum. sadece düşünüyorum. korkma, sadece büyüyorum. artık hiç korkma, ben sadece kayboluyorum. 
            ben kayboluyorum..
Reply