mektupsiseleri

“bazı şeylerin boşluğunu başka şeylerin fazlalığı dolduramıyor, anlıyorum; hatta o şeyin kendisi bile bazen…
          	ben de bu boşluğu dolduramıyorum hiçbir şeyle.”

mektupsiseleri

Ekho, avcı Narkissos’a umutsuz bir şekilde aşık olur ve karşılık alamaz. kara sevdaya tutulan Ekho günden güne erir ve ölür. kemikleri kayalar, sesleri ise “eko” dediğimiz yankılara dönüşür. Tanrılar buna çok kızarlar ve Narkissos’u cezalandırmak isterler. su içmek üzere nehire eğilen Narkissos’u kendi yansımasına aşık ederler. görüntüsü karşısında Narkissos da kara sevdaya tutulur ve nehrin başından ayrılamaz. orada öylece eriyip gider ve nergis çiçeklerine dönüşür. narsisizm kelimesi de buradan gelir.

mektupsiseleri

Selene ay tanrıçasıdır. her gece iki boynuzlu atın çektiği gümüş savaş arabasını sürerek, ayın gökyüzünde solgun bir ışıkla parlayarak ilerlemesini sağlar. rivayete göre gümüş tekerlekli arabasıyla gökyüzünde Latmos semalarında dolandığı bir gece yeryüzünü seyre koyulur. hatta öyle imrenerek bakar ki ölümlülere özenir. onlar gibi olmayı diler. ancak bu dileği gerçekleşemeyecek bir dilektir. bu sırada Endymion'u gökyüzünden görür. Bafa Gölü'nün kenarında koyunlarını otlar iken kavalını çalan yakışıklı bir gençti.
          Endymion da Selene’nin her gece yansıttığı bu ışığa karşı koyamaz. bunun üzerine iki sevgili birlikte olmak isterler ama diğer Tanrılar ölümlü olması sebebiyle Endymion’u Zeus’a şikayet ederler. Zeus onların aşkı karşısında Endymion’a bir dilek hakkı sunar. Endymion ise sevgilisiyle geçireceğiz zamanları sonsuz kılmak için sonsuz uyku ister. Zeus, çobanı sonsuz bir uykuya yatırmış sevgilisi onu her gece gelip sarmalasın diye.

mektupsiseleri

işte o gün bu gündür Bafa Gölü'nden yükselen ay, aşkla dokunur. aşık olmuş çiftler tarafından dolunay zamanı ziyaret edildiği de bilinen dağ aynı zamanda doğaüstü büyüsüyle de adından söz ettirmektedir.
Reply

mektupsiseleri

"biliyorum, bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. enerji, kendini veriş körlük ister, hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır düşünmeye kalkarsa anlayamaz insan, bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum."
          Bulantı/Jean paul sartre