Story cover for KEHRİBAR by sessizsatirlarr
KEHRİBAR
  • WpView
    Reads 22
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
  • WpHistory
    Time 14m
  • WpView
    Reads 22
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
  • WpHistory
    Time 14m
Ongoing, First published Nov 03, 2025
Bazen hiçbir yere ait hissedememek, en keskin yalnızlıktır.
Sanki dünya dönmeye devam ederken sen, kendi gölgenin içinde asılı kalırsın.
İnsanlar konuşur, güler, koşar, nefes alır... ama senin sesin hep bir yankı gibi gelir kendine.
Kendini duyarsın, ama kimse seni duymuyordur.
Böyle anlarda, her şey bir adım uzağındadır.
Bir kahve fincanı, bir pencere, bir nefes.
Elini uzatsan dokunacak gibisindir ama arada ince bir cam vardır - görünmeyen, ama soğuk.
Ve o cam, seni hayattan ayırır.
Görürsün ama hissedemezsin.
Sarya da kendini hep böyle hissederdi.
Kalabalığın içinde bile yalnız.
Derslerde, otobüslerde, hatta rüyalarında bile... bir parçası hep dışarıda kalırdı.
Kendi içinde taşıdığı sessiz bir sürgün gibi.
Belki bu yüzden aynaya baktığında, sadece yüzünü değil, içinde saklı kalmış o eksikliği de görürdü.
Gözlerinde kehribarın sarısına çalan bir ton vardı - sıcak ama kırılgan.
Ve o gözler, hep bir hikâye anlatmak isterdi.
Ama kimse dinlemezdi.
All Rights Reserved
Sign up to add KEHRİBAR to your library and receive updates
or
#10psikoloji
Content Guidelines
You may also like
SAYE by birruhunyazari
10 parts Ongoing
ÖMER ENSAR KARA & EFNAN DEMİR ... Bütün uzvlarım zangır zangır titriyordu. Yağmurun şiddeti o kadar çoktu ki tanelerini her bir zerremde hissediyordum. Gözlerimi kırpıştırdım birkaç kere, o ise sakince beni izliyordu. " Neden veda etmedin? " Uzun uzun baktı bana sonra derin bir nefes aldı ve başını sağa çevirdi. Gözlerini yumdu, gördüğüm görüntü bir şiirin en can alıcı mısrası gibiydi. İçim gitti, ama sustum. Sustum ve yeşilin en güzel tonu olan gözlerini bana çevirmesini bekledim. Kalbimin büyük bir bölümünde bıçak darbeleri vardı ve kalbim her şeye rağmen atıyordu. O bana bakmadıkça bıçak darbeleri usulca bütün kalbimi harmanlıyor beni yavaş yavaş öldürüyordu. Başı bana doğru döndü. Yumduğu gözlerini açtı ve bir cevap alacağıma inandığım için hevesle gözlerine baktım. " Cevabım hiçbir şeyi değiştirmeyecek, Efnan. Senin kızgınlığın geçmeyecek. Çünkü sen kinli birisin. Yaşanılanı unutmuyorsun sonucu ne olursa olsun. Bu yüzden yapma, neden vedasız gittiğimi öğrenmek sana hiçbir şey katmayacak. Birazcık inansam, " dedi hayal kırıklığı ile. " Bir şeylerin değişeceğine birazcık inansam bir dakika düşünmem söylerim. Ama biliyorum değişmeyecek, senin yüreğini benim cevaplarım değil sen soğutacaksın. Çünkü sen hep böyleydin. " Gözlerim dolu dolu baktım. Haklıydı, cevabı benim ona olan kırgınlığımı alıp götürmeyecekti. Ben kendi yüreğimi kendim soğutacaktım. Hep böyleydim zaten. Değil mi? Yutkundum ve hiçbir şey demeden arkamı döndüm. Karanlık sadece gökyüzüne çökmemiş gibiydi. Evlerin çatısına, arabalara, denize ama en çok, en çok benim gölgeme çökmüştü. ...
Adaletin Rengi by cilek1suraT
29 parts Ongoing
Kırık ayna parçalarıyla dolu kadehi ters tuttuğunda masken düşer. Kendini bir girdabın içinde hapis bulursun. Saatler kırılır, kadran artık gösteremez olur. Ancak hayat her duran bir saat için devam eder. Kitapların bir sargı bezi görevi gördüğünü fark ettiğinde ip sadece senin elinde olmaz, herkes bir uçtan çekiştirir. Özgürlüğün nedenini aramaya başladığında narkoz etkisi gibi bayılırsın. İğneyi en ummadığın anda, boynundan yersin, sırtından değil. Saat birden hızlı akmaya başladığında bıçak durmaz saplanır. Cam kalbe saplanıp parçalara ayırana kadar da durmaz. Yaralar çabuk iyileşmez, kanar durur. Yara bantları çare olmaz. Güvenmek için bir bir el uzatırsın göğe. Ancak bir sürü el tarafından aşağı çekilirsin. Mumun ışına çekilen bir kelebek gibi erir durursun, bul beni diye bağırırsın. Kum saatine hapsolur ve akıp bitersin ancak o bıçak camdan çıkmaz. Sonra bir uzanır kalbine, kalbindeki ışığı gün yüzüne çıkartır. Melankolik ruh hali dağılır, boya fırçalarından damlayan yağmur damlaları kaldırımda birikir. Bir sokak lambası gibi ayılan gönül kahve köpüğü gibi köpürür durur. Renkli taşlar, uğursuz siyah kediler, kesilen saçlar... Hepsi bir olup bir dolu sigara izmaritini oluşturur. Kopmuş zincirlerini bir arada tutmak için o kopan yere dağlanmış ip gibi ayakta tutar. Bir kaset sesi duyulur kısık bir melodi gibi. Güneş batar ay çıkarcasına etraf kararır ve eski bir kitap sayfasına mahkum olan çiçek canlanır. Her şey bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken yere düşüp parçalanan bir nar tanesi kadar çaresiz hissedersin. Sonra bakarsın, kendi basamaklarını çıkarken bile o basamakları sen çizmişsindir. Sona yaklaştığını ve hatta geldiğini bildiğinde ise her şey için geç kalmışsındır.
You may also like
Slide 1 of 9
-KİRAZ MAHALLESİ - cover
KAYIP AİLE cover
Ege'nin Yolu cover
SAYE cover
YAKUT cover
KABUĞUNU KIRMAK cover
SIFIR NOKTASI cover
Adaletin Rengi cover
Tenindeki Günah cover

-KİRAZ MAHALLESİ -

35 parts Ongoing

KİRAZ MAHALLESİ 🍒 Her mahallenin kendine özgü bir kokusu, bir rengi, bir sırrı vardır. Kiraz Mahallesi ise, umutla acının, sevdayla mücadelenin, geçmişle geleceğin kesiştiği bir yerdir. Yaren Çetinsoy, hayatın yükünü sırtında taşıyan genç bir kadındır. Bazen suskunluğu ile konuşur, bazen gözlerindeki derinlikte sakladığı sırlarla... Onun hikâyesi yalnızca kendi kalbinin değil, bir mahallenin kaderini de fısıldar. Çünkü kimi insanlar geldikleri yeri değiştirmez; varlıklarıyla oraya yeni bir ruh kazandırırlar. Kiraz Mahallesi'nin taş sokaklarında yankılanan her adım, aslında insanın kendi iç yolculuğuna da ışık tutar. Burada küçük görünen anlar, büyük anlamlar taşır; sıradan bir tebessüm bile yeri geldiğinde bir kalbi iyileştirir. Bu kitap , bazen en büyük gücün sessiz kalmakta değil, kalbini açabilmekte saklı olduğunu hatırlatır. Ve Kiraz Mahallesi, her satırında bize şunu söyler: "İnsan, en çok kendine tutunarak ayakta kalır... ve bazen kader, hiç ummadığın bir sokak başında seni bekler."