HURDAHAŞ

HURDAHAŞ

  • WpView
    Reads 24,578
  • WpVote
    Votes 3,151
  • WpPart
    Parts 34
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Jun 15, 2026
Kenan için adaletin soğuk ve keskin terazisi, cinayet büronun o boğucu koridorlarında dengeyi aramakla geçerdi. Ta ki üç yıl önce, tek bir kısa mesajla hayatının orta yerinde açılan o sessiz boşluğa kadar. Nalan, Kenan'ın dünyasında ansızın silinen bir anı değil, ruhunda hâlâ kanayan bir cerrahi müdahale iziydi. Kader, onları karanlık bir cinayet dosyasının ortak paydasında yeniden bir araya getirdiğinde; ikili, geçmişin tozlu raflarında gizlenen bir hakikatin tam üzerinde durduklarını anladılar. Nalan, sevdasını bir zırhın ardına gizleyerek soğuk bir mesafe korumaya çalışsa da, Kenan'ın gözlerindeki o tanıdık, hırçın sorgulayıcı bakışlar, susturulmuş bir aşkın küllerini havalandırıyordu. Onları ayıran görünmez bağlar artık sadece birer "geçmiş yükü" değildi; dönülmez bir rotaya girilmişti. Şimdi önlerinde iki yol vardı: Ya bu davanın çözümüyle birlikte geçmişin zincirlerini kırıp gerçeklerle yüzleşeceklerdi ya da birbirlerini bulmak isterken hakikatin altında tamamen ezileceklerdi. ❦ Ayrılık ❦ İkinci şans ❦ Eski sevgili Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Mevta- Bebegimin Babası
  • Mafya (TAMAMLANDI)
  • Kasetçi
  • ●SiRAYET●    (Bade Mahallesi)
  • Beş Heceliler
  • Zor Sevdam (TAMAMLANDI)
  • SÖZDE EVLİLİK +18 (Düşmandan Aşka)
  • Gün güzeli
  • Mahallem Buluttan
  • LAHZA

Kokusu burnuma dolan içkiye baktım. Sızarak odaya yayılıyor. "Sarhoş olmalıyım," dedim çaresizlikle. "Sarhoşsun zaten." Başımı iki yana salladım. "Unutacak kadar değil," diye fısıldadım gözlerim dudaklarına kaydığında. "Unutacağım." Ne yapacağımı anlamıştı ama engel olmadı. "Alparslan," dedim bakışlarım dudaklarındayken "Sanırım satranç oynamak isteyen adamın ne dediğini anladım şimdi." Alparslan'ın bedeni altımda gerildi. Gözlerim yeniden gözlerine çıktı. "Seninle satranç oynayabilir miyim?" Yine derin bir nefes aldı. Cevap vermedi. Bende evet saydım. Yüzlerimizi yaklaştırdım. "Şah..." diye fısıldadım dudaklarına doğru. Alparslan'ın eli belimde biraz daha sıkılaştı. Sanki beni tutmasa kayıp düşeceğim yer yalnızca zemin değilmiş gibi. Gözleri gözlerimdeydi ama bakışı insanın içine değiyordu. Fazla sakindi. O sakinlik yüzünden ben daha çok dağılıyordum. "Deme," dedi kısık bir sesle. Kaşlarımı çattım. "Neyi?" "Sarhoşken pişman olacağın şeyleri." Burnumu buruşturdum. "Belki pişman olmam." "Olursun." Bunu öyle net söylemişti ki. Sanki beni benden iyi tanıyordu. Sinir bozucuydu. "Dünyanın bütün cevapları sende mi?" "Bu cevabı bilmek için dâhi olmaya gerek yok." Kalbi hızlı atıyordu. Benimkiyse zaten kontrolden çıkmış bir çocuk gibiydi; oradan oraya koşuyordu. "Kalbin hızlı atıyor," dedim şaşkınca. "Bir sebebi vardır." İçimdeki sarhoşluk bir anlığına durulmuştu sanki. İnsan bazen çok içince daha berrak hissederdi ya. Ben de ilk defa onu net görüyordum. Kaşlarının arasındaki çizgiyi. Kirpiklerinin gölgesini. Yüzündeki sakalı. Ve bana bakarken gözlerinde duran o garip sabrı. Ve dudakları... Çok öpülesi duruyordu. Biraz da yaklaştım ve son hamlemi fısıldadım. "Mat..." Dudaklarımızı birleştirdiğimde yıldızlar parladı içimde. Öpülesi durmuyordu yalnızca. Öyle güzel bir tadı var

More details
WpActionLinkContent Guidelines