Story cover for Buzdan Kıvılcım (Tamamlandı) by adorayagmur
Buzdan Kıvılcım (Tamamlandı)
  • WpView
    Reads 1,691,719
  • WpVote
    Votes 121,443
  • WpPart
    Parts 61
  • WpView
    Reads 1,691,719
  • WpVote
    Votes 121,443
  • WpPart
    Parts 61
Complete, First published Dec 06, 2023
İklim Akağaç, yaşıtlarının arasında en iyi patencilerden biridir, ancak etrafa saçtığı gülümsemelerin, kazandığı ödüllerin ve zarafetinin ardında başka bir hikaye vardır. Onu son noktalarına kadar zorlayan, mükemmel olması için elinden geleni yapan bir anne.

Karza Dinçer ise hırs kelimesinin anlamını öğrendiğinden beri yalnızca kazanmaya oynamıştır. Umurunda değilmiş gibi davranıyor olmasına rağmen buz patenine büyük bir önem veriyordur. 

Bu yüzden partneri yaralandıktan sonra Karza ile eşleştirilen İklim, bunu reddetmeye çalışsa da zirveye ulaşabilmek için ona ihtiyacı vardır. Tek sorun ikilinin birbirinden öldüresiye nefret ediyor olmasıdır.

Bunu görmezden gelip kendilerini kandırmaya devam etseler de partnerliklerine başladıkları anda aralarındaki gerilimi inkar edemezler.
All Rights Reserved
Table of contents
Sign up to add Buzdan Kıvılcım (Tamamlandı) to your library and receive updates
or
#497romantizm
Content Guidelines
You may also like
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
56 parts Ongoing
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
Çıplak Ayaklı Aşk by kadir_productions
17 parts Ongoing
1942, İsviçre Alpleri'nin yeşil vadileriyle çevrili küçük bir köy. On bir yaşındaki sarışın, mavi gözlü Jakob, bir gecede her şeyini kaybeder. Babası annesini bıçaklayınca, öfke ve korkuyla o da babasını öldürür. Yetkililer önüne iki seçenek koyar: hapis ya da "verdingkind" olmak - yani köle gibi satılmak. Aynı köy meydanındaki köle pazarında, on iki yaşındaki Sophia da ailesinin yoksulluğu yüzünden zorla getirilir. İple bağlı, yerden sürüklenerek, dizleri kan içinde pazara bırakılır. Dudakları çatlamış, gözleri korku dolu; tek kelime etmez. İkisi de paslı zincirlerle yan yana bağlanır. O an, birbirlerinin gözlerinde ilk kez bir umut kıvılcımı yakalanır - sanki aynı karanlığın içinde iki yalnız yıldız. Jakob, zalim bir çiftçinin kölesi olur. Soğuk suyun altında yıkandığı o ilk gece, masumiyeti de çalınır. Sophia ise yan komşu çiftliğe verilir. Evler arasında sadece bir çit vardır; tarlalarda, inek sağarken, ot yolarken birbirlerini uzaktan görürler. Gizli bakışlar başlar. Çitin ardından fısıldanan kelimeler. Çalınmış bir ekmek parçası, bir çiçek, bir gülümseme. Zincirlerin ağırlığına, dayaklara, soğuğa rağmen, iki çocuk birbirinde teselli bulur. Masum, saf, imkânsız bir aşk filizlenir. Dağların özgür rüzgârında, çıplak ayaklarıyla koşan iki küçük yürek, hayaller kurar: "Bir gün kaçacağız. Kendi evimizi kuracağız. Bir daha kimse bize dokunamayacak." Ama bu aşk, zincirlerden daha ağır bir bedel isteyecektir **Herkes sussa, biz susmayız.** Zincir ete işler, aşk ruha üfler; çalınan çocukluk ebedi kış bırakır. **Uyarı:** Kitap, tarihi gerçekçilik adına ağır şiddet, cinsel istismar ve travma sahneleri içerir. 18 yaş altı okuyuculara önerilmez. Tetikleyici içeriğe karşı hassasiyetiniz varsa lütfen dikkatli olun.
You may also like
Slide 1 of 20
YARALASAR(Kitap Oldu) cover
Korkuyu Fısıldayan Hikayeler(KİTAP OLDU!) cover
Çıplak Ayaklı Aşk cover
O SƏS AZEWATTPAD (YENİ İL VERSİYA) cover
EJDERHA ve YILDIZ cover
Adaletin Gölgesi  cover
MAVİ GECE (Kitap Oldu) cover
RAVEN SUİKASTÇISI cover
ÖLÜLER KONUŞAMAZ cover
HER KİMSEN cover
TESADÜF  cover
Varislerin Oyunu (Wisteria 1) cover
Kuzey Yıldızı  cover
MİSAFİR cover
Suya Düşen Ceset cover
Kaderin İnce Oyunu cover
CANAVARIN DA KALBİ VARMIŞ cover
Gümüş Yürek (Kitap oldu) cover
KAYBOLMUŞ RUHLAR SARAYI (Tamamlandı) cover
Sonsuzluğun Kıyısında cover

YARALASAR(Kitap Oldu)

56 parts Ongoing

"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.