Gece yarısı uyanmalarımda bile özledim seni.
Hangi duvara baksam sen, hangi boşluğa dalsam sen gibi.
Seni özlemek;
Senden gayrısını duymayacak ama,
Sesini unutmamak için,
seni her tonda dinlemek gibi
Gökyüzü mavi ama her baktığımda siyah sanki.
Yağan yağmur belki ama, konu sen olunca gözyaşı sanki.
Görüyorum,
Dağlar bile anlamış artık seni
Gitmişsin, bir daha hiç dönmeyecek gibi.
Berva benden gitmişti. Başka bir isimle, başka bir bedenle...
.......
Hikaye bizzat bana ait olup (Ç)alınması durumunda yasal yollara başvurulacaktır.
Sizden ricam başka bir yerde görürseniz beni bilgilendirmenizdir.
"SAÇMALIK."diye bağırdı Akın.
Söylememeliydim işte. Henüz tam iyileşmemişken ona bunu söylememeliydim.
"Rüyanda gördüğün bir kıza aşık olmak mı ? Bu delilik Ozan farkında mısın?"
Akın'ın odasından çıkıp hızla odama gittim. Resimi kaptığım gibi Akın'ın yanına geri döndüm. Ensemi kaşıyıp tereddütle resimi önüne koydum.
Akın dikkatlice çizdiğim resimi inceledi.
"Al işte. Bu kadar güzel bir kızı ancak rüyanda görebilirdin zaten."
Gerçekten deliriyor muyum acaba ? Hiç olmayan birine aşık olduğum varsayılırsa bu muhtemel bir durum.
Akın'ın aklımı kaçırdığımı düşünmesi çok normaldi. İlk günden beri hep yanımda olmuştu. Ama şu durumda ben bile kendimi anlayamıyorken onun anlamasını beklemiyordum zaten.
Aptalım. Koca bir aptal. Nasıl böyle saçma hislere kapılabiliyordum anlamış değilim.
Apartmanın az ilerisindeki parka doğru yürürken çalan telefonum dikkatimi dağıttı. Elim kolum dolu olmasına rağmen telefona ulaşmaya çalıştım.
Birden bir çarpışma sonucu telefonum dahil elimdeki tüm eşyalar yere dağılmıştı.
Yoksa yerde parçalar halinde olan telefon benim miydi? Evet kesinlikle benimdi. Sonunda olacağı buydu.
Kafa karışıklığına eklenen sinir ile bana çarpan -belki ben de çarpmış olabilirim-kişiye doğru bir hışımla döndüm.
Ve bedenim buz kesti.
Ya ben şu an rüyadaydım,
Ya da gerçekten haftalardır rüyamda gördüğüm kız karşımdaydı.