Ecel beni yanına almak ister gibi kapı bir kaç defa tıklatıldı. Hem yaram, hem bıçağım olan adamın dudaklarından adım döküldü. "Nur," dedi, sesi göğsümde yankılandı. "Nur'um."
Kilitli kapı dışarıdan açılmaya çalıştığında, "Bebeğim," diye seslendi, kilitli kapı açılmadığında endişeli sesi örtmeye çalıştı. "Yavrum, kapıyı açar mısın?"
Soluğum kendi yankısında boğulurken cevap veremedim. Murat, nefesimi vereceğim ana kadar bekledi sonra yeniden, kapıyı iki hafif tıkladı.
"Nur'um," diye seslendi, yumuşak tüy kadar hafif bir sesle. "Benim Nur'um, açar mısın kapıyı lütfen?"
Ne zamandır bana böyle, kırılacağımı bilircesine sesleniyordu, usul usul konuşuyordu? Böylesine bir ses tonunu, böylesine sözleri ancak paramparça olduğumda mı hak ettim?
Seren, kalabalıklardan uzaklaşıp Diyarbakır'ın bir köyüne atanarak öğretmen olarak gelir.
Yeni bir başlangıç, yeni hayatlar ve dokunacağı umutlar vardır.
Karan Ağa ise bu toprakların gücü kadar merhametini de taşıyan bir adamdır.
Sessizdir, ağırdır ama kalbi sandığından çok daha iyidir.
Aynı gökyüzü altında, iki yabancı kalp yavaş yavaş birbirine alışır.
Bu hikâye; bağırmadan sevmenin, sabırla yaklaşmanın ve kalpten gelen bir aşkın hikâyesidir.🎀❤️
_"Ben sana bir evlat veremem."_
Karan Soysalan & Seren Aydar♾️💍
KADINA ŞİDDET, KUMA OLAYLARI YOKTUR!.