Bölüm düzenlenmiştir.

"Burçak! Terli terli soğuk su içme kızım." diye seslendi annem. Onu dinlemememe rağmen,bunu her koşudan geldiğimde ısrarla söylüyordu.

"Tamaaaam!" dedikten sonra suyumu yudumlamaya devam ettim.

Odama girip suyumu çekmecenin üzerine bıraktım. Aynaya dönüp kendime baktım Gözlerim ağlamaktan şişmişti. Hala aklıma geldikçe sinirden gözlerim doluyordu. Bu huyumdan nefret ediyorum. Daha fazla aynanın karşısında durursam psikolojim bozulabilir diye düşündüm ve duş almaya karar verdim.

#

Bağıra bağıra şarkı söyleyerek duş almak her zaman iyi gelmişti. Dolaptan kıyafetlerimi alıp giyindikten sonra yavaşça saçlarımı taramaya başladım. O sıra oturma odasından babamın sesini duydum.

"Sustu sonunda." Peşine annem ekledi. "Cırlamadan atamaz öfkesini."

"Sana çekmiş."

Tarağı bir kenara koyup yanlarına gittim. İki elimi belime koydum. "Yemin ederim ben bile bu kadar dedikodu yapmıyorumdur, ayıp be."

Annem elindeki iğne oyasını çantasına koyup "Nasıl duydun kız?" dedi.

"Bu huyu da sana çekmiş galiba." dedi babam.

Annem kaşlarını büktü. "Sana benzese nasıl olacaktı acaba?"

Onların bu hallerine bakıp hafif gülümsedim. Hep şakalaşarak kavga etsinler diyerek geçirdim içimden. Babamın yanına oturdum. Saçlarımı sevip öptü. Mızmızlanarak "Japonya'da nasıl eğitim yapacağım ben, başka ülke yoktu sanki." dedim.

Babam bana doğru döndü.

"Bak kızım 2 şeye dikkat edeceksin. 1 önüne çıkan kavşaklara, 2 önüne çıkan yavşaklara."

"Baba Japonya orası yaa."

Annem lafa girdi. "Dur bakalım belki sonradan seni alırız Kıbrıs'a."

Aniden oturduğum yerde doğruldum.

"Bak var ya, yanarım yanarım benim yerime o şeytan Burcu'nun gitmesine yanarım. Kesin kurâ çekilirken hile yaptı."

"Derdi ne bu kızın seninle?" diye sordu annem. Göz devirdim. "Onun kiminle derdi yok ki."

"Neyse." diye mırıldanıp kalktım, mutfağa gittim. Bütün dolapları terekleri karıştırmaya başladım. Çikolata bulamayınca sinirim 2 katına çıktı.

"Annee! Bu evde niye çikolata yok!"

#

Telefonumun yastığın altında titreşmesiyle gözlerimi açtım. Telefonumu elime aldığımda saatin akşam 6 olduğunu gördüm. Arayan bilmediğim bir numaraydı.

"Alo."

"İyi akşamlar. Burçak Su ile mi görüşüyorum?"

Meraklanarak yüzümü buruşturdum.
"Evet benim."

"Ben okulunuzdan memur Dilek Hanım. Yapılan kurâyla ilgili ufak bir yanlışlık olmuş. Sizi bilgilendirmek için rahatsız ettim." deyince hızlıca yatakta doğruldum.

"Dün tekrar kurâ sonuçlarına göz attığımızda bir yanlışlık yapıldığını gördük. Burcu Gezgin yerine Kıbrıs'a siz gidiyorsunuz."

Ben demiştim demeyi çok seviyorum.

Heyecanımı bastırmaya çalışarak konuştum.

"Yani şimdi Burcu Japonya'ya ben Kıbrıs'a gidiyorum, öyle mi?"

"Evet Bu arada Kıbrıs'ta akrabanızın yanında kalacaksınız diye not almışız buraya. O zaman sizi otele göndereceğimiz öğrencilerin listesinden kaldırıyorum."

"Evet, evet. Dayımda kalacağım ben. Silebilirsiniz." dedim sırıtan bir ses tonuyla.

"Tamamdır. Tekrar kusura bakmayın. İyi akşamlar."

"İyi akşamlar." deyip telefonu kapattım.

"Haaaaoooğğ!" diye bağırarak yatakta zıplamaya başladım. Yazın eğitim zaten hiç çekikmez bir de Japonya hiç çekilmezdi.

Bizim okulumuz bir proje okulu ve yabancı ülkelere bu yaz eğitim için öğrenciler gidecek. Ben dayım Kıbrıs'ta olduğu için Kıbrıs'ı seçmiştim ama puanımın eşit olduğu bir kişi daha Kıbrıs'ı seçmişti ve tekrar kurâ çekilmişti.

İstanbul'dan uzaklaşmama bir tek o Burcu'nun yüzünü uzun bir süre görmeyecek olmama seviniyorum.

Dayımı çok özlemiştim. Yıllar olmuştu görmeyeli ve dayıma çok düşkündüm. Üvey dayım bile olsa onunla büyümüştüm.

Yataktan atlayıp mutfağa girdim.

"Anne okuldan aradılar, yanlışlık olmuş Kıbrıs'a ben gidiyorum."

"Yaa, dayın da şimdi aradı çok üzülmüştü dur haber vereyim hemen."

Telefonunu eline aldı ve dayımı aradı. Dayımın "Kavuşuyoruz prensesimle." demesiyle gözlerim doldu.

Annem telefonu kapattıktan sonra anneme dayımın eşini sordum. Yani yengemi. Hiç görmemiştim. Sadece benden 2 yaş büyük bir oğlu olduğunu hatırlıyorum. En son gördüğümde 6 yaşındaydı ve hiç anlaşamamıştık,umarım hala huysuz değildir.

Bu 3. yengemmiş ve 2. eşini kazada kaybetmişti zaten.

Bunları konuştuktan sonra odama çıktım. Ablama haber vermek için ablamı aradım.

"Naber lan Burçin?"

"Ooo Burçak Hanım, bir ablanız olduğunu hatırladınız sonunda."

Bir insanın ablasıyla hiçbir yönü benzemez mi? Hep üveyim diye düşünüyorum biliyor musunuz.

Üfleyerek doğruldum.
"Boş yapma."

Ablamla her diyoloğumuzda bunu mutlaka söylüyordum.

"Sen dolu yap da görelim." Bunu demesini bekliyordum.

"Eğitim için Kıbrıs'a gidiyorum, sonuçlar değişti." dedim neşeli neşeli.

"Hıım, sıkılmayacak mısın dayımla?"

O dayıma benim kadar düşkün değildi böyle demesi beni şaşırmamıştı.

Eğitimim hakkında biraz daha konuşup kapattık.

Ablamla aramızda 7 yaş var, 25 yaşında. Bursa'da yaşıyor, evli. Küçük yaşlardan beri asla anlaşamazdık, biraz daha büyüyüp olgunlaşmaya başlayınca konuşmayı başarabilmiştik. Ama hala saç baş dalmadığımız olmuyor değil.

Hep ben dövüyorum bu arada.

Akşam saat 8 olmuştu. Babam çoktan gelmişti hatta yarın akşam için uçak biletime bakıyordu. Yanına oturdum. 1 milyon öğüt dinledikten sonra sadece "Tamam." deyip odama gittim.

Babamla ne zaman böyle konuşsak gerilirdim. Yine sinirlenmiştim.

Biraz gürültülü çıkartmış olmalıyım ki amnem odama geldi.

"Noldu kızım?"

"Hiç babam veda hutbesi yazmış da bana, onu dinledim."

Güldü. Yanağımı öptü. Birlikte valizimi hazırladık. Saat çok geç olmuştu. Yatağıma uzandım ve Kıbrıs'da neler yapacağımı düşünürken uyuya kaldım.








Üvey KuzenBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!