2. Bölüm

29K 2.6K 1.3K
                                    

Kapak fotoğrafı için @eddyharikalardiyari na sonsuz teşekkürler.

••••

Vedat yanlış görmüş olmak istiyordu. Böyle bir şey olamazdı. Ağzından kaçan ''Hassiktir'' nidasına engel olamadı. Lale ise kocasının bir anda suratının kireç gibi olmasıyla Asuman'ın yanında küfür etmesine kızamamıştı bile. Vedat kucağındaki Asuman'ı hızlıca arabaya bindirdikten sonra, Lale'ye çabucak arabaya binmesini söylemişti.

Uzakta duran aracın yanına doğru arabayı hızla sürmeye başladığında Lale soru sormak istiyordu ama Vedat'ı şimdiye kadar hiç böyle görmemişti. Asuman ise gözlerini suda yavaş yavaş batmakta olan araca çevirmişti. Babası onları kurtarırdı değil mi?

Vedat arabayı suda gördüğü ilk an tanımıştı. Mustafa 1990 model siyah Mercedes'ini beş yıl aç kalmak pahasına almış, arabasına isim bile takmıştı. 'Gamzelim'. Arabanın farlarının gözleri olduğunu savunuyordu. Gözü gibi baktığı arabasını her daim parlak tutuyordu, üstüne toz düşse meteor çarpmış gibi davranıyordu. Ve şu an suda batmaya başlayan araba Mustafa'nın arabasıydı!

Harbiye' den arkadaşı Mustafa'yı yıllar sonra görünce ikisi hangarın ortasında gürültülü denecek bir şekilde sarılmışlardı. Gösteriye çıkmadan önce fark ettiği Mustafa'ya, ''Harbiyeli Koçaslan?'' diye bağırarak seslendiğinde Mustafa sol topuğunun üzerinde hızlıca dönmüş, harbiyeden en sevdiği arkadaşını gördüğünde,

''Lan şerefsiz!'' diyerek hızlı adımlarla üzerine yürüyüp sarılmıştı. Üsteğmen olduktan sonra yolları ayrılmıştı, yıllar sonra ise iki yüzbaşı olarak birbirlerine sarılıyorlardı. Uzun zaman sonra buluşmuş olmanın özlemi ile ayak üstü hızlıca konuşmuş, İstanbul'a dönünce ailecek buluşmak için planlar yapmışlardı.

Ve şimdi, Vedat arkadaşının belki de ölüsüne sürüyordu. Bu kadar kısa yol nasıl olur da bu kadar uzun sürmüştü anlamıyordu. Arabayı, sudaki arabaya en yakın yere çektiğinde ani bir şekilde frene basmıştı. Lale'nin sarsıldığını görünce kendine küfretmeden edemedi. Dönüp hızlıca bir açıklama yaptı.

''Arabadaki Mustafa. Harbiyeden. Bekleyin geleceğim.'' dediğinde arabadan hızlıca inmiş, tshirtünü hızlıca çıkarıp, fırlattıktan sonra suya hızlıca atlamıştı. Asuman olanlara akıl erdiremiyordu. Babası suya atlamıştı, annesinin dudakları ise kıpır kıpır hiç durmuyordu. Annesinin ağladığını gördüğünde bir şeylerin düşündüğünden çok çok daha fazla ters gittiğini anladı.

''Anne, ağlama ne olur, Onur'da üzülecek!'' dediğinde Lale kafasını sallayıp arabadan indi. Asuman'ın da inmesi için kapıyı açtıktan sonra kızının elini tutup suya yaklaştı. Bir yandan Asuman ile yaklaşmak istemiyordu ama, Mustafa'yı, eşi Pınar'ı çok merak ediyordu. Pınar'ı görmeyeli yıllar olmuştu. Çok sevdiği bir arkadaşıydı ama yıllar geçmiş, farklı şehirlere gidince görüşememişlerdi.

Asuman babasını, birini çekiştirerek yüzdüğünü görünce, heyecanla çığlık atmıştı. Biriyle geliyordu.

Vedat ilk Mustafa'yı çıkarmıştı araçtan. Kıyıya getirip, Lale ile göz kontağı kurduktan sonra hızlıca bırakmış, geri dönmüştü. Çünkü Pınar hala araçtaydı ve aracın tamamen batmasına ramak kalmıştı. Lale nasıl olsa hemşireydi ve yapılması gereken ilk müdahaleyi yapardı.

Hızlıca geri dönüp, Pınar'ı kurtarmak için işe giriştiğinde, Lale ise Mustafa ile ilgileniyordu. Asuman bir yandan, az önce gördüğü denizde uyuyan çocuğu görmeye çalışıyordu. Sarılarak uyuyordu birine. Babası bu sefer onu kurtarırdı, değil mi?

ASUMANHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin