Bölüm 38

5.8K 796 419
                                    

Herkese merhaba!
Yeni bölüm ile karşınızdayım. Ufak bir şey söyleyeceğim sonra bölümü okumaya geçebilirsiniz. Lütfen, artık bölümü yayınla gibi mesajlar atmayın. Ballar elimde bölüm olsa zaten saklamam bunu çok kez söyledim size şu an on bölüm olsun elimde, hepsini aynı zamanda yayınlarım tutmam. Yazdığım vakit yayınlıyorum zaten. Üstelik gerçekten hemen yaz, yayınla olmuyor ki. Bölümler arası bağlantılar var biliyorsunuz. Atalante kesit izlediği için geçmiş ve gelecek olayları da bağlamaya çalışıyorum. Rica ediyorum bu konuda çok ısrarcı olmamaya çalışın ben yazmadığım vakitlerde aklımda kurgulayıp ardından hemen yazıya döküyorum. Benim bütün zamanım zaten Atalante olmuş durumda. Lütfen biraz tolerans gösterin bana. Sizi çok bekletmemeye çalışıyorum zaten. Neyse hadi bölüme öpüldünüz. ❤️

........

Karşımda bir asil topluluğu ile sohbet eden Louis'i gördüğümde gözlerime inanamamıştım. O gerçekten de Louis miydi yoksa ona aşırı benzeyen biri miydi? Onu uzaktan bir süre seyrederken Hedya nereye baktığıma bakmak için o yöne dönmüştü.

"Kime bakıyorsun? Asil tanıdığın mı var?"

Başımı olumlu anlamda sallarken Louis'e bakmaya devam ediyordum. Gidon yanımıza gelerek dikkatimi dağıttığını Hedyayı almak istemişti. Onunla konuşması gerekiyormuş. Hedya döneceğini söyleyerek yanımdan uzaklaştığında Louis'e bakmaya devam etmiştim. İnsan halimdeydim. Beni asla tanıyamazdı. Ama eğer o gerçekten Louis ise neden ve nasıl buradaydı? Kalp atışım hızlanırken Louis'in karşı özellerden olabileceğini düşünmüştüm. Her ne kadar bunu karşı özeller yalanlamış olsa da öyle olmalıydı. Ve benim buraya gönderildiğimi biliyordu. Beni öldürmek için gelmişti belki de. İyi niyetli olsaydı, eğer yardım etmek için burada olsaydı Azrail'e haber verirdi. Ancak o tek başına buradaydı. Kesinlikle niyeti kötüydü. Onu gözümün önünden ayıramazdım. Beni arıyor olmalıydı. Bu eğlencede ne işi vardı ki? Buraya girebileceğimi tahmin etmiş olamazdı. Bu konuda da başka bir şey vardı emindim!

Bakışlarımı etrafta dolaştırırken tek kalmak istememiştim. Gözlerim Hedyayı ararken çıkış kapısında Gidon'un onu dışarıya çıkarmaya çalıştığını görmüştüm. Hedya ise biraz sinirli görünüyordu. Acaba Calev ile ilgili bir problem mi olmuştu yine? Onu tek bırakmak istemiyordum. Eğlence devam ediyordu. Geri döndüğümde Louis'i kaybetmemiş olmayı dileyerek çıkışa doğru yöneldim. Bu çıkış girdiğimiz yerden değildi. Bahçeye açılıyordu ve hatta ağaçlıklara bakılırsa ormana açılıyor gibiydi. Ayakkabılarla rahat yürüyemediğim için yavaş adımlarla ilerlerken Hedya kolunu sertçe çekerek duraksamıştı. Kaşlarımı çatarak ne olduğunu anlamaya çalışmadan yanlarına ilerlemeye devam ettim. Calev de oradaydı ve burada başka kimse yoktu. Hedya ise öfkeli ve üzgün görünüyordu.

"Ne sandın ki? Bir asilin seninle olacağını mı? Amacımız eğlenmekti Hedya. Ayak uydurman yeterli olacak."

Gidon'un sözlerine karşılık şaşkınlıkla dudaklarım aralanırken duraksamıştım. O hiç de bu niyette biri gibi görünmemişti gözüme. Gerçekten Hedyadan hoşlandığını düşünmüştüm. Hedya üzgün ve sinirli bir şekilde beklerken boğazına yumru oturmuş gibiydi.

"Sen beni ne sanıyorsun ki?!"

Calev alayla gülerek 'köylü kızı' dediğinde tüm kan aniden tekrar beynime sıçramış gibiydi. Çenemi sıkarak 'Hedya' dediğimde hepsinin bakışları bana döndü.

 Çenemi sıkarak 'Hedya' dediğimde hepsinin bakışları bana döndü

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ATALANTE 3 [TAMAMLANDI] Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin