reste ce soir, paris.

829 54 84
                                    

3 SENE SONRA/ LONDRA/

Joel, beni tutarak son kez kendi etrafımda çevirdiğinde artık midemin sarsıldığını hissederek ondan uzaklaştım ve katlanan gömleğimi düzelttim. Bu gece Joel dışında kimse onun ütüsünü bozacak kadar benimle temas etmeyecekti.

"Neden saten-dekolteli bir gömlek ?" Elinde duran viski şişesinden bir yudum daha aldı. Bu gece daha fazla içmemesi gerektiği için ona uzandım, şişeyi elinden çektim ve şişe elimdeyken düşünüyormuş gibi yaptım.

"Çünkü satene karşı özel bir ilgim var. İpeği de seviyorum."

"Ve bunun kumaş fantezisi olan bir adama karşı olan aşkından dolayı olmadığını mı söylüyorsun?"

İkimizde sarhoştuk. Neredeyse üç senedir Jake'i hiçbir şekilde görmemiştim. Buna geçmişi arkada bırakmak adını vermiş olsam da, yüzleşme korkumun yarattığı o iğrenç histen başka bir şey değildi. Joel'e göre korkak bir tavuktum.

"Ona aşık değilim." Sonunda konuştuğumda, Joel inanmadığını belli edercesine aynadaki yansımama baktı. Birbirimizi buraya taşındığım ilk günden beri tanıyorduk. Beni tavlamaya çalışmıştı ancak bu konularda ne kadar sıkıcı biri olduğumu anlayınca vazgeçmiş, uzun sürecek arkadaşlığımızın ilk adımlarını atmıştı.

Ve bugün aldığım mektup, ikimizinde deli gibi içmesine neden olmuştu.

"Sadece kendine cevap veremeyeceğin sorular sorma, Maisie. Bu seni çıkmaza sürükler. Aşk cevaplarla mümkündür."

****

PARIS/

Mimari harikası binaların yükseldiği, gece bile ışıklı ve cıvıl cıvıl olan, her yeri ayrı bir parfüm kokusuyla bezeli Paris sokaklarında hayranlıkla yürüyordum.
Elim arada ismimin yazılı olduğu kolyemi yokluyor, bu şehrin adına sahip olmama rağmen yıllarca bir adım dahi atmamış olduğum için kendime kızıyordum.

Aslında birkaç gün önce yeni şehirdeki yeni evime gelen o mektup olmasa yine Paris'in bu sokaklarına düşmeyecek ve kendimi yıllarca bu histen nasıl mahrum ettiğimi anlayamayacaktım.

Mektubu hatırlayınca, orada olup olmadığını kontrol edebilmek adına kabanımın cebini yokladım ve soğuktan donan parmaklarım kağıt parçasına değer değmez, yüzlerce kez okuduğum için yıpranan mektubu avucumun içinde sıkıca tuttum. Mektuba dokunmak dahi yüreğimi böylesine hoplatıyorsa, oraya vardığımda nasıl hissedecektim?

Maisie Paris Kitabevi, Covered Passages Of Paris.

Nefesimi toparlamazsam, olduğum yere yığılacak, hatta ve hatta kendi kendimi heyecandan öldürecektim. Çünkü aradan koskoca üç yıl geçmiş, November Town hayatlarımızdan tamamen çıkmış ve hepimiz bir yerlere dağılmıştık. O günden sonra, geçmişimde kalan hiçbir parçayı arama uğraşına düşmemiştim. Kendime yeni bir hayat kurmanın mantıklı olacağına o kadar inanmıştım ki!
Şimdi ise geçmişimden çıkagelen o heyecan duygusu damarlarımda arsızca gezerken, November Town'da yaşayan bir genç kız gibi hissediyordum.

Kendinden dokuz yaş büyük birine tutkuyla bağlı olan o genç kız gibi.

Sonunda verilen adrese vardığımda, temiz havayı ciğerlerime iyice doldurduktan sonra geçmişime aralanan o kapıya ilk adımımı attım.
Adresteki kitabevi, hemen karşımdaydı. Ahşap çerçeveleriyle buradaki birçok lüks mağazadan kolaylıkla sıyrılmıştı. Uzun camın önüne dizilmiş kitapların hepsini çok iyi tanıyordum çünkü zamanında hepsini Jake'e ben armağan etmiştim. O zamanlar beni sevmesini ve bu kitapları her gördüğünde beni hatırlamasını o kadar çok istemiştim ki!

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin