1.

22 1 0
                                        

İnsanoğlu doğan, yaşayan ve ölen bir canlıydı. Doğum kadar ölüm de normal bir şeydi. Ama çoğu zaman yaşanan sevinç ölümümüzde yerini yasa bırakıyordu.

Elimdeki ekmekle daldığım düşüncelerden çıkarak yeni taşındığım evime adımladım. Uzaktan bakan biri beni genç bir kız zannedebilirdi ama içimi görme yetenekleri olsaydı 100 yaşındaki bir ninenin bedenini taşıdığımı kesin bir tavırla söylerlerdi. Yorgunluktan iflasın eşiğine gelen bedenim uyku diye yalvarırken midem önce yemek diyordu.

Yalvarın hain köpekler!

Yeni evimin mavi bahçe kapısını açarak içeriye girdim. Bu bahçe kisminda benim için ayırılan bölmeye biraz çiçek eksem iyi olurdu. Apartmanın kapısından içeri girip asansöre bindim. Kapılar kapanıcakken kenara koyulan bir ayakla kapılar yeniden açıldı ve bir erkek sesi duyuldu.

"Asansörü tuttum, hadi." Ardından gelen alaycı erkek sesleri beni sabırsız kılıyordu.

"Aman yarabbi madalya takalım."

"Tabi. Asansör tutmak öyle basit bir iş değil. Hadi gelinde Canın yaptığı menemen soğumadan yiyelim." Bir türlü binemediler!

Başım aşağıya doğru eğikken gördüğüm ayakkabılarla sonunda diye bir mırıltı döküldü zihnimden. Uzun siyah kapuşonum bu havada beni ısıtsa da ayak ucumdan tepeme kadar gelen ürpertinin sebebi kesinlikle soluduğum kokuydu.

Kafamı çaktırmadan konunun tersi yönüne çevirmeye çalışsam da koku bu tarafa da geliyordu. Nefesimi tutsam da genzime sinen kokuyla sinirlerim bozulmaya başladı. Sonunda hiçbirini umursamayıp parmaklarımla burnumu tıkadım.

Böylesi daha iyi!

Yanimdaki asansörü tutan çocuk kendini koklayıp işaret parmağıyla omzuma dokunup benle iletişime geçti.

"Afedersin bir sorun mu var?" Parmaklarımı burnumdan çekerek başını iki yana salladim. "Yok."

"Burnunu kapatınca kötü kokuyorum zannettim. Bu arada Deniz ben." Başımı sallayarak asansörün durması için tuşa hırsla bastım. Daha fazla bu kokuya dayanamayacaktım. Açılan asansörle inip yoluma merdivenlerden devam ettim.

"Manyak mi bu kız?" Evet son duyduğum ses bu olmuştu. Umursamadım. Bir kat çıkmıştım ki gördüğüm kişilerle sıkıntıyla bir nefes verdim ve bir kat daha çıkmak için merdivene adımımı attim. Kolumun tutulmasıyla hızla arkamı dönerek beni tutan kişiye baktım.

"Sorun ne?"

"Sorun ne mi? Aranızdan birinin sıktığı şu iğrenç parfüm!" Öfkeyle soluduğum bir nefeste burnuma gelen kokuyla iyice sinirlendim. Hızlı adımlarla yukarıya çıkarken farklı bir ses duyduğumda öfkeyle ikinci kez arkamı döndüm.

"Parfüm sıkıp sıkmadığıma karışacak haddi nerden buluyorsun!"

Çıktığım merdivenleri hızlıca inerken donuk gözlerimle saçları uzun kaslı çocuğa baktım. "Senin parfümüne karışan olmadı zaten. Farkındaysan ki hiç öyle görünmüyorsun asansörden inen bendim-. Ben kime ne anlatıyorum ki."

Omuzlarım çökerken donuk gözlerimden ödün vermeden arkamı döndüm ve indiğim merdivenleri çıkmaya başladım. "İsmini söylemeden gitmek çok ayıp." Arkamdan gelen alaycı sese aldırmadan evime girdim.

_______

Hazırladığım tepsiyle 3 kat asagimizda oturan Zeynep teyzeye yemeğini götürmek için evden çıkıp asansöre bindim. O ağır parfüm takımını göreli 2 gün olmuştu. Evinden nadir çıkan biri olarak karşılaşma ihtimalimiz olmadığı için mutluydum. Şimdi rahatça tepsiyi indirip işime gidecektim.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 10, 2022 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

AyazWhere stories live. Discover now