49~ "Eve Dönüş (Part: 2 )"

En başından başla

Bağırırken onu dinlemeden tuvalete girip kapıyı çarptım. Ama kapıyı kitlemeyi unuttuğum için içeri öküz gibi daldı.

"Ne yapıyorsun hayvan? Ya uygunsuz bir halde olsaydım ? "

Tuvaletin geniş olmasına şükrettim.

" Umrumda mı ? Hatta tam şu an işeyebilirsin hadi bakmıyorum ben."

"Çağrı !! " diye bağırdığımda hareketlenen kollarımı yakaladı ve elleri bileklerime indi.

"Neyin var söyle artık, ayıcığım benim ? " dedikten sonra saçlarımı karıştırdı.

" Pislik. "

"Mmm bir şeyi eklemeyi unuttun.. Seksi pislik olacak." derken kolları beni tamamen sardı ve bir kez daha gülümsemesine imrendim.

"Çağrı, ben tüm bu yaşadıklarının suçlusunun sen olduğunu söylemedim. Yani.. eğer öyle olsaydı bile bunu umursamazdım sanırım. "

Kaşları hafifçe çatıldı.

" Böyle olmamı sağlayan herkesten her şeyin acısını alacağım, biliyorsun. O halde neden bunu bu boyuta taşıyan sensin diyerek abarttığımı iddia ettin ?"

Bakışlarımı yere indirip cevap verdim.

" Ben.. Gitme diye. Benimle iletişimi kesmek senin için belki çok önemli değil. Ama gitme diye işte. "

Kollarını güven verircesine sıktı. Kendimi karşısında bu kadar düşürdüğüme inanamıyordum.

"Şu an burdayım. Bir yere gitmiyorum değil mi ? Şimdiye odaklan. "

Kafamı aşağı yukarı salladıktan sonra gözlerine baktım.

" Kumsal başka bir şeyin daha var. Beni salak mı sanıyorsun ? Anlatır mısın ? "

Söylemeyecektim. Eğer söylersem ne yapacağını kestiremiyordum. Belki de burda mahsur kalırdık. Bencillik yapıp ortamı bozmak istemiyordum.

"Bir şeyim yok ki. Ahahaha" İnandırıcı olsun diye kahkaha atmaya başladım. Öyle bir kahkaha atıyordum ki kendimi çok zorladığım için kahkahalarım hıçkırıklara dönüştü. Ve ayı gibi ağlamaya başladım.

"Kums- Oha ne oluyor ? "

Kendimi kahkaha atmaya zorlarken gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü. Resmen kahkaha atarak ağlıyordum.

" Kumsal. Kahretsin ne oluyor sana ? "

Pınar'ı hızla dışarı atarken babamın bana engel olamayınca, durdurmak için o tokatı atışı.. Tüm yaşadıklarım beynime hücum ediyordu. Dayanmalıydım.

Belki ben de Çağrı gibi intikam almalıydım. Sırf bunun için dayanabilirdim.

" Git lütfen. " dedikten sonra tuvaletin üstüne oturdum. Allah'tan temizdi.

" Kumsal. Ağlama."

"Neden ağlamamı istemiyorsun ki ? "Diye hıçkırdım.

"Çünkü.. Yani sadece, ağlama işte. Lütfen. "

Gözlerimi silip ayağa kalktığımda geniş lavaboya yaslandı. Ama lavabo tezgahı o kadar alçaktı ki bildiğiniz yaslanmayı kesip oturdu.

"Gitmeyecek misin ? Bak ağlamıyorum."

Yaklaşıp tam önünde durduğumda sol gözümden bir damla yaş yanağımdan aşağı doğru süzülürken Çağrı birden dudaklarını yanağıma bastırıp onu yok etti.

"Ağlamanı sevmiyorum. "

"Evet çok çirkin oluyorum. "

" Hayır, kendine haksızlık etme. Sen her zaman çirkinsin."

YAZ ÖKÜZÜBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!