14 - "Sevmek"

76.1K 2.9K 658
                                    

Sürpriiiiiiiiiiz!!!! Bakın kimler burada? 4 aydan sonra aslında hiç karşınıza çıkmamam gerekirdi ama o kadar güzel o kadar harika mesajlar ve yorumlar geldi ki utancı salladım bir kenara bölümü yazar yazmaz geldim.

Öncelikle 4 aydır yokum. İlk 2 ay internetim yüzünden gelememiş olsam da son iki ay tamamen psikolojik sorunlarım + vizelerim/finallerim yüzünden yoktum. Bu kadar mutlu bir bölümü o kafayla yazamadım açıkçası. yazma şevkim gerçekten kayboldu bir ara. Hiç yazamayacağımı bile düşünmüştüm. istediğim gibi olmadı yine ama artık bekletmek istemedim. bu bölümü bu 3. yazışım felan artık. Diğer bölümlerde telafi edeceğim bu bölümün çirkinliğini. O yüzden şimdiden affola. Duyurularımı yapıp bölümle yanlız bırakacağım sizi.

1- Size Ayaz için bir karakter ismi vermiştim ama istediğinizi hayal edebileceğinizi de söylemiştim. Bu aralar Ayaz'ın şarkı söyleyen ve gülümseyen halini çok fazla Andy Biersack'in yeni haline benzetiyorum. O yüzden öyle zamanlarda onu da kullanabilirsiniz.

2- Hikayede özellikel görmek istediğiniz sahneleri merak ediyorum. Bu benim geleneğimdir kurguyu bozmadığı sürece okuyucularımın istediği sahnelere yer veriririm. Ara bölümlerde zorlanıyorum genelde çünkü (utanan smiley)

3- Burdan Kandilli Kız Anadolu Lisesi'ne selamlar! Oradan muhbirim var benim haberlerinizi getiriyor. Çok tatlısınız *.* Aslında bir çılgınlık yapıp okulunuza gelmeyi düşünmedim değil çünkü hiç okuyucumla tanışmadım nasıl bir his hep merak etmişimdir. Sonra otur oturduğun yerde dedim kendime. O yüzden size kocaman sevgiler ve sınava gireceklere bol bol şaaans. *.* :* :D 

Bu bölümü Kandilli Kız Anadolu Lisesine yolluyorum ve sizi bölümle başbaşa bırakıyorum. Multimedia'da şarkı vaar. (Kiss Me - Ed Sheeran)

 ****Part 2 olayından vazgeçtim bu 14. bölümdür canlarım

Hayat.

Umut, neşe, üzüntü, sevinç, keder, aşk, ayrılık, aile, arkadaşlık, kızgınlık gibi birçok duyguyu yaşadığımız, milyonlarca an, milyonlarca saniye, milyonlarca hatıra ile dolu bu kelimenin aslında sadece bir kalp atımına, bir nefese bağlı olması…

Nefes alıp nefes vermek. Kalbinin 85 saniyelik periyodlarla belli bir ritimde çarpışı. O koca kelime aslında bu iki küçük eylemi temsil ediyorken bizim için bu kadar büyük bir anlam ifade etmesi iliklerime kadar korkutuyordu beni her zaman. Hayat beni hep korkutuyordu çünkü o, bir organın her 85 saniyede bir yaptığı işi tekrar etmesi ve ya her 12 saniyede bir vücudumuzdaki oksijenin yenilenmesi değildi benim için. Küçük kardeşimdi.  Beni sevmedikleri halde içten içe onları sevdiğim, bu yüzden kalbimi kırıklarla dolduran annem ve babamdı. Gece’ydi. Güneş’ti. Çalıya fırlatılan ateş gibi birden biri tüm hayatımı canlandıran, onu anlamlandıran Ayaz’dı.

Ayaz’la beraber bu yeşil tepeyi çıkarken, her 12 saniyede bir vücudumdaki oksijeni yenilerken ve her 85 saniyede bir vücuduma kan pompalarken düşündüğüm tek şey buydu. Benim bir hayatım vardı. Ne kadar herkesinkinden farklı, herkesinkinden acı olsa da hayattı. Anılarım ve duygularımla dolu kocaman bir odaydı. Üzerime yıkılacak eşyalardan korkup kilitli tuttuğum kocaman, darmadağınık bir odaydı.

Son günlerde yaşananlar odanın kilidini kırmış, beynimi bir kaosa sürüklemişti. Gecem gündüzüm, yanlışım doğrum, gerçeğim hayalim birbirine girmişti. Gerekli gereksiz her şeyi yakarken aslında yeni bir sayfa açmaya çalışıyordu beynim.

Her şeye rağmen, yanan tüm anılarıma, duygularıma ve bunlarla beraber aklını yitiren ruhuma rağmen tek bir şey kalmıştı elimde.

Kalbim.

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin